KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/6346 E., 2013/14463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
Karar Metni
718 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı tarafın Bayburt 1. Noterliği işyerinde çalışmakta iken iş akdinin sonlandırıldığını, kendisine kıdem tazminatı olarak Bayburt 2. Noterliğinden 05/01/2006 tarih ve 00016 yevmiye nolu ibranameye istinaden kıdem tazminatının tamamının Ziraat Bankası Bayburt Şubesi aracılığı ile ödendiğini ancak davalı tarafın bu tahsilatı gizleyerek Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/657 E, 175 K sayılı kararını dayanak yaparak söz konusu tahsilatı kötü niyetli olarak yeniden yapmak istediğini, Bayburt İcra Müdürlüğünde 2007/1140 takip sayılı dosyası ile ilama dayalı takip yapıldığını,
Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait ilamın hüküm fıkrasında geçen 1.667,42 TL ihbar tazminatı ve 750,00 TL izin tazminatı dışında davalının herhangi bir alacağının bulunmadığını ileri sürerek, icra takibinin takdir edilecek teminat karşılığında durdurulmasına ve kıdem tazminatı ödendiğinden davalıya davacının borcunun bulunmadığına ve icra takibinin izin ve yıllık izin alacağı ve kıdem tazminatı ve işlemiş faizi dışında yapılan 3.000,00 TL fazla ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme nedeniyle davalı taraftan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı tarafça ileri sürülen hususlarda Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait 2008/7 Esas 67 Karar sayılı yargılaması ve Bayburt İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/20 E-28 Karar sayılı ilamı ile yargılama konusu yapıldığını, ilamdan önceki itfa nedeniyle Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ilgili ilamı ile öngörülen borcun ödendiği iddia edilmiş ancak yargılamanın davalı lehine sonuçlandığı ve Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi ‘ne ait 175 Karar sayılı ilamının kesinleşmesine rağmen davacı tarafın borcu ödemekten kaçındığını, kaldı ki yapıldığı iddia edilen kıdem tazminatına ilişkin ödemenin Noterler Birliği tarafından ödendiğini,
oysaki ...'in başka bir taraf olduğunu, Noterler Birliği yönünden davanın reddine karar verildiğini ve söz konusu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onandığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, işten çıkartılan ...'e Bayburt Ziraat Bankasına ait dekonttan da anlaşılacağı üzere Noterler Birliğince 19/01/2006 tarihinde 7.440,41 TL miktarında kıdem tazminatının ödenmiş olduğu, Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen 2006/657 E-175 Karar sayılı ilamında davacı ... lehine davalı ... aleyhine 5.914,91 TL kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin ve ihbar tazminatına hükmedildiği, söz konusu davanın 21/03/2006 tarihinde açıldığı, 18/07/2006 tarihinde karara bağlandığı,
söz konusu davada Noterler Birliği yönünden davanın husumet nedeniyle reddedildiği ve yargılama aşamasında Noterler Birliğince dava konu Bayburt Ziraat Bankasına ait ...'e kıdem tazminatının ödendiğine ilişkin 19/01/2006 tarihli dekonttan bahsedilmediği, ... tarafından talep edilen yargılamanın yenilenmesine ilişkin davanın da HUMK'nun 445 sayılı maddesindeki şartların oluşmaması nedeniyle davanın reddedildiği, yapılan icra takibinin ... aleyhine Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait 2006/657 E-175 Karar sayılı ilamına istinaden yapıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere borcun halen tamamının ödenmediği,
ödenmesi gereken borcun bulunduğu, yani fazla ödemenin bulunmadığı, ödeme yükümlülüğü altında olmayan Noterler Birliğince ödenen kıdem tazminatının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ancak ödemeyi yapan Noterler Birliğince talep edilebileceği, bu nedenle davacı tarafın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı iade talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5521 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesidir. Anılan madde de; İşçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş aktinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümleneceği bildirilmiştir. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a) Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren ya da işveren vekili olmalıdır. b) Uyuşmazlık İş Sözleşmesinden veya İş Kanunu'ndan kaynaklanmalıdır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olduğundan HMK'nun 114/1. maddesi gereğince mahkemece kendiğilinden dikkate alınmalıdır. Mahkemenin görevini belirlerken taraflar arasındaki uyuşmazlığın hangi hukuki sebebe dayandığına bakmak gerekir.
Somut olayda davacı ile davalı arasında iş akdi bulunduğu ve uyuşmazlığın 4857 Sayılı İş Kanunu'ndan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, yukarıda anılan Yasa'nın 1. maddesinin öngördüğü koşulların oluştuğu açık seçiktir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş mahkemesinde görülecek dava Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış ise mahkemece HMK'nun 115/1. maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilemez. Bu durumda ara kararı ile "İş Mahkemesi sıfatıyla" baktığını belirterek davaya bakmaya devam eder.
Mahkemece ara kararı ile davaya "İş Mahkemesi sıfatıyla" baktığını belirterek davanın görülmesi gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davaya Asliye hukuk Mahkemesi sıfatı ile bakılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6346, K. 2013/14463, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama