KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/7648 E., 2013/12838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- İhbar Olunan
- Güçlü Medikal Diagnastik Sistemleri
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
San.Tic.Ltd.Şti. Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekilinin tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili davacının işe iade kararına rağmen işe başlatılmadığını, 8-17 saatleri arasında ve bazen daha sonrasında da çalıştığını, nöbete de kaldığını beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile ilave tediye, fazla çalışma, genel tatil, eşit davranmama, ücret farkı, yıllık izin alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ihale makamı olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda aylık ücretin 750,00 TL olduğu kabul edilerek toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 32'nci maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanununun 323'üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler gözönünde tutularak belirlenir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde aldığı ücret miktarı konusunda bir miktar belirtmemiştir. İşe iade kararı sonrası işe başlatılmadığından emsal ücret üzerinden hesaplama yapılmasını talep etmiştir. Davacı tanıklarının ücret yönünden bir beyanları bulunmamaktadır. Bilirkişi rapor verdiği başka bir dosyadaki ücreti esas alarak hesaplama yapmıştır. Mahkemece bu hesap doğrultusunda karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 25.maddesine göre “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
(2) Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.”
Bilirkişinin yetkisinin sınırları dışına çıkarak bir dosyada savunulmayan ve o dosyada yer almayan delilleri gerekçe göstererek hesaplama yapması son derece hatalıdır. Kaldı ki duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması 6100 sayılı HMK'nun 46/ç maddesi gereği hâkimin hukuki sorumluluğunu da gerektirebilir.
Mahkemece dosyada bulunan deliller çerçevesinde bordrolarda geçen ücret üzerinden hüküm kurulması gerekirken delil olarak dayanılmayan bir dosyadaki veriler üzerinden gidilerek iddia edilmeyen ve ispatlanamayan ücrete itibar edilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7648, K. 2013/12838, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama