KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/7841 E., 2013/15051 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2013
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde ilk dönem 1999-30.06.2005 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin feshini takiben 5266,60 TL kıdem tazminatı ödendiğini, Bursa 3.İş Mahkemesinde açılan ve Yargıtay'ca onanarak kesinleşen işe iade kararı neticesinde yeniden işe alındığını, işverenin 4 aylık boşta geçen süre ücretini ödemiş olduğu tazminatlardan mahsup ettiğini, ayrıca 4 aylık boşta geçen süre ücreti için ödeme yapmadığını, o dönemde aldığı ücretin 580,00 TL olduğunu, buna göre diğer sosyal yardımlar haricinde bile 2.320,00 TL boşta geçen süre ücreti bulunduğunu, 09.04.2007 tarihinde işe iade edildikten sonra tekrar çalışmaya başladığını,
bu kez 09.04.2009 tarihinde yine iş akdinin davalı işveren tarafından feshedildiğini, 1999-09.04.2009 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin kıdemi gözetilerek ödenmesi gereken kıdem ve ihbar tazminatının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının işyerinde çalıştığı preshane bölümünün kapatılması nedeniyle iş akdinin sona erdirildiğini, davacı tarafça açılan işe iade davasının kabul ile sonuçlanması üzerine davacının işe döndüğünü, İş akdinin sona ermesi sırasında davacıya ödenen kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davacının işe iadesi sonrasında boşta geçen 4 aylık süre ücreti yerine sayıldığını, bu nedenle davacının işe iade kararından kaynaklanan hiç bir alacağının kalmadığını, aksine davalı şirketin ilk fesihte ödediği tazminatın bir miktarının davacı üzerinde kaldığını, bu nedenle yapılan tazminat ödemesinde bu miktarın da mahsup edildiğini,
davacının iş akdinin ekonomik nedenlerle feshedilmesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tekrar ödenmiş olduğunu, davacının tazminat alacağı bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile davalı işveren arasında yapılan protokol gereğince işe iade kararı ile hüküm altına alınan 4 aylık boşta geçen süre ücretinin davacıya ödenen ihbar ve kıdem tazminatından mahsup edildiği ve bakiye kıdem ve ihbar tazminatının davacı işçi üzerinde kaldığı, bu verilere göre davacıya ilk fesih itibariyle ödenip de davacı üzerinde kalan ve son fesih itibariyle ödenen kıdem ve ihbar tazminatları tutarları gözetilmek suretiyle davacının toplam 7 yıl 4 günlük kıdemi itibariyle hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu ile bakiye alacağı bulunup bulunmadığının tespiti yönünde alınan bilirkişi raporunda davacının bakiye 7659,00 TL kıdem tazminatı alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilmelidir. Dairemizin Kararlılık kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır.
Somut olayda; davacıya ilk dönem çalışması nedeniyle ödenen kıdem ve ihbar tazminatı miktarından işe iade davası nedeniyle ödenmesine hükmedilen 4 aylık süre ücreti alacağının mahsubu ile davacının uhdesinde kalan fazla miktara mahsup sırasında yasal faiz işletilmesi gerekmekte olup eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7841, K. 2013/15051, 19 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama