KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/7973 E., 2013/15129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2013
Karar Metni
830 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle İstanbul 5. İş Mahkemesinin 2007/557 Esas sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davacının çalıştığı aynı adreste faaliyet gösterdiğini kabul etmesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili; davacının 20.07.2002 - 29.04.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde en son 630,00 TL net ücret ile çalıştığını, tüm çalışma süresi boyunca sigortasının yapılmadığını, öğle yemeği ve servis hizmetinden yararlandığını, davacı tarafından Sosyal Güvenlik Merkezi'ne şikâyet dilekçesi verilmesi üzerine iş akdinin sona erdirildiğini, çalıştığı süre boyunca yıllık izinlerini kullanamadığını, Nisan ayına ait ücret alacağı olduğunu, fazla mesai ve ... alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, fazla mesai, yıllık izin, ulusal ... ve genel tatil alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, belirtilen adreste müvekkili şirketin faaliyetinin olmadığını, müvekkili şirkette husumet yöneltilemeyeceğini talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının sözleşmesinin haksız feshedildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek, alacakların davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, ... ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8. ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir.
Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır.
Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı aylık ücretinin 630,00 TL olduğunu servis ve yemek yardımı aldığını iddia ederek dava açmış, davalı vekili ise davacının asgari ücretle çalıştığını beyan etmiştir. Davacı tanıkları davacının 650,00 TL net ücret servis ve yemek yardımı ile çalıştığını, belirtmişler mahkemece davacının iddiası doğrultusunda davacının ücretinin brüt 879,27 TL olduğu, 200,00 TL yemek ve yol yardımı ilavesi ile hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Yapılacak iş; işçinin mesleği, yaptığı iş, mesleki kıdemi, çalıştığı süre belirtilerek emsal işçinin alabileceği ücret ilgili meslek odasından sorulup aylık ücretini belirleyip işçinin alacaklarını belirlenen bu ücrete göre hesaplayıp çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7973, K. 2013/15129, 20 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama