KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/8086 E., 2013/14818 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2013
Karar Metni
677 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının 11 Ekim 2007 - 28 Şubat 2011 tarihleri arasında ekmek-pasta ustası olarak 07.00-20.00 saatleri arasında günde 13 saat davalı işyerinde çalıştığını, iki haftada bir izin kullandırıldığını, aylık 1500,00 TL ücret almasına rağmen sigorta primlerini asgari ücret üzerinden yatırmak maksadıyla ücretinin asgari ücrete tekabül eden kısmını bankaya yatırdığını, kalanının ise elden ödendiğini, yıllık izinlerinin hiç kullandırılmadığını, dini bayramların 2 günü hariç diğer günleri ve resmi tatillerde çalıştığını, ... aylarında ise 07.00-23.00 saatleri arasında izin kullanmaksızın aralıksız çalıştığını,
davacının kabul edilemez zor koşullara daha fazla dayanamayarak iş sözleşmesini haklı sebeplerle tek taraflı olarak feshettiğini ve işi bıraktığını, işçilik hak ve alacaklarının ödenmesi için ihtarname keşide etmesine rağmen davalı işverenin alacaklarını ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal ...-genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin hakediş tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 20.11.2007 -28.02.2011 tarihleri arasında davalıya ait fırında çalıştığını, 28.02.2011 tarihinde hiç bir mazeret göstermeksizin ve izin almaksızın işe gelmemeye başladığını, bu durumun tutanağa bağlandığını, haber gönderilmesine ve aranmasına rağmen sonuç alınamadığını, davacının iş akdinin davalı işveren tarafından feshini sağlamak amacıyla sürekli huzursuzluklar çıkardığını, çalışma koşullarının abartıldığını, iş Yerinde 8 saat çalışma esasına göre çalışıldığından fazla çalışma yaptırılmadığını, hafta tatillerini kullandığını,bayramlarda fırının minumum 2 gün kapalı olduğunu, diğer günlerde dönüşümlü çalışıldığını ve yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasında fazla çalışma alacağının ispatı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda; davacı 11.10.2007-28.02.2011 tarihleri arasında fazla çalışma yaptığını belirterek fazla çalışma alacağı talep etmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanıklarının beyanları esas alınarak 11.10.2007-28.02.2011 tarihleri arasındaki tüm çalışma dönemine ilişkin fazla çalışma alacağı hesaplanmış Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Mahkemece dinlenen davacı tanıklarından ... davalı işyerinde 16 ay çalıştığını ve 2008 yılında işten ayrıldığını, diğer tanık ... ise 2008-2009 yılları arasında davalı iş yerinde 1 yıl çalıştığını ve 2009 yılı Nisan ayında işten ayrıldığını belirterek kendi çalışma dönemleri ile sınırlı olarak beyanda bulunmuşlardır.
Davalı işyerinden ayrıldığı anlaşılan tanıkların kendi çalışma dönemleri dışında, işyerindeki çalışma şeklini bilmeleri olanaksızdır. Bu nedenle davacı, kendi tanıklarının açıkladığı dönemler dışında fazla çalışma yaptığını ispatlayamamıştır.
Mahkemece davacı tanıklarının çalışma tarihleri net olarak belirlenip sadece bu süre için hesaplanacak fazla çalışma alacağına hükmedilmesi gerekirken tanık beyanlarının tüm çalışma dönemine esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında işçilik alacaklarına yürütülecek faizin başlangıcı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı Antalya 10.Noterliği kanalıyla keşide ettiği 04.03.2011 tarih ve 8377 yevmiye no'lu ihtarname ile davalıdan kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin ,ücret, fazla mesai alacaklarının ve yasal işçilik haklarının ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini istemiştir.
Dosyada ihtarnamenin davalı işverene tebliğ edildiği tarihi gösterir tebellüğ şerhi de bulunmamaktadır.
Mahkemece ilgili noterlikten sormak suretiyle ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi araştırılarak, tebliğ tarihinden 7 gün sonra davalı işverenin temerrüte düştüğü kabul edilerek ihtarnamede yer alan alacaklara belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren, ihtarnamede yer almayan alacaklara ise dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/8086, K. 2013/14818, 16 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama