KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/9379 E., 2013/9285 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2013
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı vekili müvekkilinin 15/12/2000- 05/09/2005 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş akdinin haklı bir gerekçe olmaksızın feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini iddia ederek bu alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının emeklilik nedeni ile müvekkili şirketten istifa ederek ayrıldığını, davacının çalıştığı süre içerisinde müvekkili şirkete verdiği maddi zarar tutarları düşülerek kalan kıdem tazminatının ödenmek istendiğini, fakat davacı tarafça kabul edilmediğini, davacının verdiği zararın 1.634.50.YTL olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine 9.Hukuk Dairesi'nin 18/05/2010 tarihli kararı ile “... Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden davacının, iş sözleşmesinin emeklilik ile son bulduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davacı tarafından şirkete verilen maddi zarar mahsup edilerek kıdem tazminatının ödenmek istendiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının emekliliğine ilişkin kayıtlar getirtilerek, davalı tarafın kabulü de gözönüne alınıp mahsup talebine ilişkin değerlendirme yapılarak davacının emekliliğe kadar olan döneme ilişkin kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan Mahkeme davacının emekliliğine ilişkin kayıtları getirtilmiş, davalı yanın takas-mahsup talebi bakımından uzman bilirkişiden ve hesap bilirkişisiden ek rapor alındıktan sonra 1.300,00 TL tutarındaki hasar bedelinin mahsubu sureti ile bakiye kıdem tazminatı taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınmıştır.
Mahkemenin benimsediği hukukçu bilirkişiden alınan ek hesap raporunda davacının ücreti asgari ücret olarak kabul edilmiş ve hesaplamalar bu ücret üzerinden yapılmıştır. Davacının şoför olması dikkate alındığında asgari ücretle çalışması mümkün değildir. Esasen şoförlerin ücretinin esaslı kısmını aldıkları harcırah oluşturmaktadır. Davacı tanıkları da kilometre başına harcırah aldıklarını beyan etmişlerdir. Davacı vekilinin hesap raporuna bu noktada itirazı mevcut olup bu itiraz üzerinde durulmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu itirazı üzerinde durulup gerekirse tanıklardan davacının aldığı harcırah miktarı sorulup gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre davacının ücretinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2-Mahkeme tarafından davacı yararına hesap edilen kıdem tazminatından 1.300,00 TL tutarında davalı işveren hasar bedeli mahsup edilmiştir.
Dosya kapsamından mahsubuna karar verilen 1.300,00 TL tutarındaki zararın 05/02/2004 tarihinde Gemporta sevkiyatı yapılan 108700 şasi nolu Renault marka aracın kapısında meydana gelen hasara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Hasara ait belgeye göre bu hasar davacı işçinin kullandığı 34 GZP 15 plaka sayılı araçla taşıma sırasında meydana gelmiştir.
Belgede davacının imzası vardır ve tutanağın personel kesintisi kısmına düşülen şerhten bunun davacının ücretinden kesilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davacının hasarın oluştuğu tarihten sonrasına ait bordro ve sair ücret ve harcırah ödeme kayıtlarının davalı işverenden getirtilerek davacının bu hasar nedeni ile ücretinden kesinti yapılıp yapılmadığı kesin bir biçimde saptanmalı ve davacının aşamalardaki ücretinden kesinti yapıldığına dair itirazı karşılanmalıdır.
Sigortadan hasar bedelinin tahsili cihetine gidilip gidilmediği de hasar gören aracın plakası ya da nakliyenin ismi yazılarak sorulmalı ve bu konudaki tereddüt de giderilmelidir.
Öte yandan mahsubuna karar verilen hasarda davacının kusuru tam olarak tespit edilmeli, hasar bedeli konusunda işverenin tek taraflı hesapladığı miktara itibar edilmemelidir. Bozma kararı öncesi bu konuda alınan rapor hüküm vermeye elverişli değildir. Bu nedenle konusunda uzman bilirkişiden bu konuda ayrıntılı,gerekçeli, denetime elverişli şekilde kusur ve hasar raporu alınmalı, dosya içindeki tüm diğer deliller ile birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9379, K. 2013/9285, 21 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama