KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/9730 E., 2013/14471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde gece ve güvenlik bekçisi olarak çalıştığı süre boyunca ikili vardiya sistemine göre 07:00-19:00, 19:00-07:00 saatleri arasında çalıştığını, hafta tatili ve genel tatillerde çalıştığını bildirerek fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, ikili vardiya şeklinde çalışılmadığını, hafta tatili ve resmi tatillerde çalışma yapılmadığını, davacının işten çıkışının verildiği 2011 yılı Temmuz ayında 1.712,15 TL ek ödemenin davacının hafta tatili, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacağına mahsuben yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, fazla çalışma yapan işçiye, ücretinin ödenip ödenmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve hafta tatili alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve hafta tatili çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı
gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının diğer hafta tatillerinde çalıştığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma ve hafta tatili alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın yapıldığı ve diğer hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı ve diğer hafta tatillerinde çalışıldığının yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, dosya içerisinde bulunan bordrolarda fazla mesai ve hafta tatili ücretlerine ilişkin taahhuk yapıldığı görülmektedir. Ancak bordroların hangi aya ilişkin olduğu bordro üzerine yazılmamıştır. Banka kayıtlarıyla karşılaştırma yapılarak bordroların hangi aylara ilişkin olduğu belirlenip tahakkuk bulunan ayların dışlanarak hasaplama yapılması gerekirken bu bordroların dikkate alınmamış olması hatalı olmuştur.
Ayrıca davalı tarafça mahsubu istenen 1.712,15 TL ek ödemenin banka kayıtları kontrol edilerek fesih tarihinden sonra yapıldığının anlaşılması halinde davalının iddiası gibi fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücreti için ödendiğinin kabulüne karar verilmesi; fesihten önce ödemenin yapıldığının anlaşılması halinde şimdiki gibi karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9730, K. 2013/14471, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama