KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/9754 E., 2013/15847 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
Karar Metni
440 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 15.12.1995-31.03.2011 tarihleri arasında davalı işveren bünyesinde çalıştığını, ancak çalışmasının 09.02.1999 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiğini, en son 900,00 TL net ücret aldığını, kuruma asgari ücret üzerinden bildirildiğini, ücrete ek olarak her ay 370,00 TL kreş parası ve her gün 1 öğün yemeğin işverence karşılandığını, çalışma süresince aylık ücretlerini düzenli olarak alamadığını, yıllık izinlerini kullanamadığını ve kullanmadığı izin günlerinin karşılığı olan izin ücretlerini alamadığını,
1 Ocak günü hariç tüm ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen ücretini alamadığını,bu nedenle iş akdini haklı nedenle feshettiğini, fesih sonrası haklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise, davacının kendisine ait sigorta acentesinde 09.02.1999- 31.03.2011 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığını,davacıya çalıştığı döneme ait ücretlerin nakit olarak ödendiğini,yıllık izinlerini kullandığını, bağlı bulunulan iş kolunda ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını ,davacının işten ayrıldığı 31.03.2011 tarihinden önce yine aynı iş kolunda başka bir sigorta acentesiyle anlaşması nedeniyle iş akdini sonlandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Savunma ... Anayasamız'ın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde " Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma ..., 6100 sayılı HMK'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat ...'nı da içerdiği vurgulanmıştır.Davanın taraflarının, usül hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması,iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Somut olayda; davalı tarafa cevap dilekçesini sunması ve tüm delillerini bildirmesi için 19.10.2011 tarihli duruşmada 1 haftalık kesin süre verildiği,davalı tarafça süresinde verilen 26.10.2011 havale tarihli cevap dilekçesi ile ... Pehlivan isimli kişinin tanık olarak dinlenilmesini talep ettiği ancak Mahkemece verilmiş usulüne uygun kesin süre bulunmadığı halde bildirilen davalı tanığı dinlenilmeksizin davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davalı tarafa tanığını dinletme imkanı sağlanması,tanık beyanlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının açıklığa kavuşturularak hüküm kurulması gerekirken, davalı tanığının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak dinlenilmeyip, davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanarak eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9754, K. 2013/15847, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama