KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/9815 E., 2013/14305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2013
Karar Metni
708 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 106 ada 7 parsel sayılı 77.097,19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla ... ve paydaşları adına, 106 ada 8 parsel sayılı 24.239,64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazların mera olduğunu ileri sürerek ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava ve temyize konu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 106 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Komşu 106 ada 13 sayılı parsel mera olarak tespit edildiği halde somut olayda usulüne uygun mera araştırması yapılmamıştır. Dava konusu 106 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların bitişiğinde komşu 101 ada 73 parsel sayılı mera olarak sınırlandırılan taşınmaz bulunduğuna göre temyize konu taşınmazların meradan kazanılıp kazanılmadığının duraksamasız belirlenmesi gerekir. Oysa, mahkemece dava ve temyize konu...106 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar keşif sırasında gözlemlenmemiş, üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınmamış, dava konusu taşınmazlar ile mera parseli arasındaki hükme gerekçe yapılan doğal ya da yapay sınırlar fotoğraflandırılmamış ve yeterli zilyetlik araştırması da yapılmamıştır.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. Dosya içeriğinden, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava ve temyize konu 106 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru, üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyeti ile tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazların mera olup olmadığı yolunda tutanak bilirkişilerinden de ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde, tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyeti aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı,
meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parseller yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli,
davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazı dört yandan ve özellikle mera parseli ile aradaki sınırı gösterir fotoğraflar çekilerek ve mahkeme hakimi tarafından onaylanarak dosyaya konulmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9815, K. 2013/14305, 11 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama