KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2016/23327 E., 2016/16386 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
697 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının iş akdinin Belediye aleyhine açtığı işçilik alacağına dair dava sonucunda haksız ve kötüniyetle feshedildiğini, fesihte biçimsel koşullara da uyulmadığını, davacı ilk işe girdiğinde belediye şirketi olan ...… Ltd. Şirketi üzerinden sigortalı gösterildiğini ve belediye ile bu şirket arasındaki hizmet alımı işinin muvazaalı olduğunun yargı kararlarıyla da kesinleştiğini, bu nedenle davalı şirket ile olan ilişkinin de muvazaalı olduğunu ve davacının davalı Belediyeye iadesini, olmadığı takdirde davalı şirkete işe iadesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 21. maddesindeki sonuçlara hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Belediye vekili, davalı şirket ile davalı Belediye arasında muvazaa olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili, muvazaaya dayalı husumet itirazında bulunarak, davacının iş akdine ihale dönemi bittiğinden geçerli nedenle son verildiğini savunmuştur.
Mahkemece, iş sözleşmesinin haklı bir sebebe dayanılmaksızın, yazılı fesih bildirimi yapılmadan ve 4857 sayılı Kanunun 19. maddesindeki şekle aykırı olarak feshedildiği, davalılar arasında yasal alt işverenlik bulunduğu, ilişkinin muvazaaya dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı ortak girişimi oluşturan şirketler nezdinde işe iadesine, mali sonuçlardan davalıların müşterek müteselsil sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.
Öncelikle; toplanan deliller ve fesih sebebine göre işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığına dair mahkemenin tespiti yerindedir. Ancak davacının davalı Belediye ile alt işveren şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna dair kesinleşmiş gerekçeli kararları da ekleyerek dile getirdiği davacının asıl işveren Belediyenin işçisi sayılması gerektiğine dair iddialarının dikkate alınmaması hatalı olmuştur.
Dosya kapsamından; davacının 01.08.2005-31.12.2014 tarihleri arasında fasılasız olarak davalı Belediyeye ait işyerinde fen işleri işçisi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. ... kayıtlarına göre davacının, ... Belediyesinde ... ... İmar Tek. Tur. Ltd. Şti.'inde 01.08.2005 tarihinde çalışmaya başlayıp 2009 yılında bu Belediyenin ... Belediyesine bağlanması üzerine dava dışı ...-... ... Ldt. Şti. nezdinde çalışmaya başladığı, 31/12/2013 tarihine kadar bu işveren nezdinde.
01.01.2014-31.12.2014 tarihleri arasında yine davalı ortak girişim şirketlerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olduğu sonucuna varılmış ise de. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.1.2014 tarih ve 2013/7776 -2014/512 E-K sayılı ilamı, yine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27.6.2013 tarih ve 2013/5017 -2013/12102 E-K sayılı ilamı vb yargı kararları ile davalı Belediye ile ...-... ... Ldt.
Şti. arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu sonucuna varılmıştır. Söz konusu tespitin aynı hizmet alım sözleşmelerine bağlı olarak ve benzer işlerde çalışan diğer işçiler bakımından da aynı sonucu doğuracağı açıktır.
Ayrıca, dosyadaki davacı ve davalı tanık beyanlarına göre davacının çalıştığı süre içerisinde emir ve talimatları davalı Belediye yetkililerinden aldığı, çalışma şartlarını davalı Belediyenin belirlediği, işe alma-çıkarmada da davalı Belediyenin yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, davacı ilk olarak muvazaa tespitine konu ...-... ... Ldt. Şti. üzerinden sigortalanmış en son olarak yine davalı şirket nezdinde çalışmasını sürdürmüştür.
Şu halde davacının davalı Belediyede ilk olarak muvazaaya dayalı olarak çalıştırılması, akabinde aynı işyerinde kesintisiz çalışmasının sürmesi karşısında ......Ltd Şti- Hanoğlu .. Ltd ti ve .... Ltd. Şti. üzerinden çalışmasının da muvazaaya dayalı olduğunun kabulü gerekir. Bu tespitlere göre davacının hukuki ve fiili işvereninin davalı Belediye olarak kabulü zorunludur.
Ayrıca davalı ortak girişim şirketleri de muvazalı işlemin tarafı olup kendi muvazaasından faydalanamayacağından işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu tutulmalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/23327, K. 2016/16386, 12 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama