KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2021/2181 E., 2022/7507 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Mahkemesi
- Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.036 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.11.2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.02.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı ... vekili tarafından talep edilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 06.12.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı gelmedi. Karşı taraftan davacı vekili Av. ... .... Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklaması dinlendi.
Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, yükleniciden temlik alınan şahsi hakka ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalılardan yüklenici ... Ltd.
Şti. arasında düzenlenen 01/12/2014 tarihli harici satış sözleşmesiyle dava konusu 250 ada 116 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 4. kat 14 numaralı bağımsız bölümün müvekkiline satışının kararlaştırıldığını, satış bedelinin müvekkilince ödendiğini, sözleşmeye göre taşınmazın teslim tarihinin 30/06/2015 olduğunu ve bu tarihte taşınmazın müvekkiline teslim edildiğini, daha sonra müvekkilinin taşınmazı kiraya verdiğini, 24.08.2015 tarihinde kiracı adına abonelik işlemlerinin yapılabilmesi için karar alındığını, 11.11.2016 tarihinde davalı ...’in kiracıya taşınmazı satın aldığını söylediğini,
müvekkilinin yaptığı araştırmalar neticesinde davalı yüklenicinin taşınmazı diğer davalı ...’e borcundan dolayı teminat olarak 25.05.2015 tarihinde temlik ettiğini ve davalı ...’in dairenin daha önce bir başkasına satıldığını bilerek muvazaalı olarak taşınmazı tapuda temlik aldığını öğrendiğini belirterek, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde müvekkilinin ödemiş olduğu paranın yasal faizi ile tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin taşınmazın harici satışla davacıya satıldığını dava konusu taşınmazın tapusunu devraldıktan sonra öğrendiğini, muvazaa iddiasını kabul etmediklerini ve müvekkilinin iyi niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket temsilcisi, dava konusu taşınmazı davalı ...’e olan borcuna karşılık teminat olarak devrettiğini ancak, işlerini toparlayıp borcunu ödeyemediğinden davalının taşınmazın tapusunu iade etmediğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı ...’in iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...’in dava konusu taşınmazın davacıya satıldığını bilerek taşınmazı diğer davalıdan devraldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
İnançlı devir, bir taşınmaz mülkiyetini devren kazanan kimsenin, bu mülkiyeti devredenle aralarında kararlaştırılan amaca göre kullanmayı ve gerektiğinde mülkiyeti kendisine devretmiş olana veya bir üçüncü kişiye devretmeyi taahhüt etmesi ve itimat edenin bu taahhüdüne güvenerek taşınmazın mülkiyetini devretmesi halidir (M. ... ..., Eşya Hukuku, İstanbul, Yimiüçüncü Baskı, 2021, s.436).İnançlı işlemle inanılan, kendisine geçen inanç konusu malın mülkiyeti ve alacak üzerinde tam bir hak kazanır.
İnançlı işlem ile inanılan, devredilen taşınır ve taşınmaz malın tam maliki, alacağın tam sahibi olur. Buna tam hak kazanma teorisi denir.
Ancak, inanç anlaşması gereğince inanılan, inananın aleyhine hareket etmemek, ... başkasına devretmemek veya rehnetmemek ve süre dolunca veya amaç gerçekleşince kendisine devredilen mülkiyet ve alacak hakkını tekrar inanana devretmek zorundadır ( ..., Mülkiyet Hukuku, Ankara, Altıncı Baskı, Diğer taraftan inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek veya idare olunmak üzere, mal varlığına dahil bir şey veya ..., aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar.
Başka bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.
Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak ...; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.
Diğer bir bakış açısıyla taşınmazın mülkiyeti inanılana (alacaklıya) geçmiştir. Taşınmazda inanarak satanın (borçlu) mülkiyet ... kalmadığı gibi, alıcının bu mülkiyet ... üzerinde kurulmuş olan bir rehin hakkından da söz edilemez.
Yapılan bu açıklamalar ışığı altında somut olaya gelince;
Davacı, davalı yüklenici ile düzenlediği 01.12.2014 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazminat talebinde bulunmuştur. Sözleşmeye konu 250 ada 116 parselde kayıtlı 4. kat 14 numaralı bağımsız bölüm, 25.05.2005 tarihinde davalı yüklenici tarafından diğer davalı ...’e tapuda devredilmiştir. Davalı ...’in dava konusu taşınmazı davalı yükleniciden alacağına karşılık teminat amacıyla temlik aldığı aralarında düzenlenen 22.06.2015 tarihli harici satış sözleşmesi ve toplanan tüm delillerle sabittir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, alacağın teminatı olarak dava konusu taşınmazın davalı yüklenici tarafından diğer davalı ...’e devri inançlı işlem olup, davalı dava konusu taşınmazın tam anlamıyla maliki olmuştur.
Diğer taraftan; davacı, davalı ...’e yapılan bu temlikin muvazaalı olduğunu, davalı ...’in dava konusu taşınmazın davalı yüklenici tarafından kendisine haricen satıldığını bilerek taşınmazı devraldığını ileri sürmüştür.
İnançlı işlemin muvazaalı olması halinde, hukuki yararı bulunan davacının şahsi hakkına dayanarak muvazaa nedeniyle inançlı işlemin iptalini isteme ... bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki; davacı, dava konusu taşınmazın davalı ...’e tapuda devredildiği tarihte, taşınmazın yüklenici tarafından kendisine harici sözleşmeyle satışının vadedildiğini bildiğini ve yapılan temlikin muvazaalı olduğu iddiasını ispatlayamamıştır.
Bu durumda mahkemece, davacının iyi niyetli malike karşı şahsi hakka dayanması mümkün olmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilerek, ikinci kademedeki tazminat istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
KARŞIOY
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/2181, K. 2022/7507, 6 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama