KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/1574 E., 2022/6012 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.263 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Asıl davada davacılar vekili tarafından davalı aleyhine 29.09.2009 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, birleşen davada davacı tarafından davalılar aleyhine verilen 24.05.2010 tarihli dilekçe ile tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda;
asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen 08.06.2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı-birleşen dava davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.10.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-birleşen davada davacı vekili Av. ..., karşı taraftan davacılar-birleşin davada davalılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Asıl dava davacılar vekili; vekil edenlerinin 2667 ada 4 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının dava konusu taşınmazın bir bölümünü hiç bir yasal dayanağı olmaksızın işgal ettiğini belirterek, davalının haksız müdahalesinin önlenmesine, taşınmazın vekil edenlerine teslimine, davalının işgal etmesine karşılık, bilirkişi marifeti ile tespit edilecek alacaklarına dair fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 TL ecrimisilin davalıdan alınarak vekil edenlerine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dava davacısı, davacıların murisi ... ile kendi murisi ... ... arasında 13.01.1975 tarihinde harici satım sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile davalıların murisinin sözleşme tarihi itibarıyla zilyetliğinde bulunan ve davalı olduğu için henüz tapu kaydı tescil edilmemiş bulunan sınırları senette yazılı 500 m2 miktarındaki taşınmazı kendisinin murisine sattığını, murisi ... ...'ın taşınmazın mülkiyetini bu şekilde devir ve teslim aldıktan sonra taşınmazın zilyetliğini ve mülkiyetini kendisine verdiğini,
bu tarihten itibaren taşınmazın kendisinin zilyetliğinde bulunduğunu belirterek söz konusu harici sözleşme uyarınca davalılar adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesini, olmazsa harici sözleşme gereğince bedeli ödenen taşınmazın rayiç değerinin davalılardan müştereken tahsili ile kendisine verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davalıları ... ve ..., davanın reddini savunmuştur.
Bir kısım davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece (ilk kararda), asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl dava davacılar/birleşen dava davalıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29/05/2018 tarih ve 2016/18498 Esas, 2018/13326 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına karşı davalı/birleşen davacı vekilince karar düzletme isteminde bulunulmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.09.2019 tarih ve 2018/14247 Esas, 2019/7469 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir.
Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı/birleşen davacı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Asıl dava, tapulu taşınmaza yapılan el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine, birleşen dava ise harici satıma dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat talebine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 2667 ada 4 parsel sayılı taşınmazın öncesinin 8 parsel sayılı taşınmaz olduğu, 8 parselin 61/128 payının hükmen 24.12.1987 tarihinde davacıların yakın murisi ... Divarcı adına tapuya kayıt edildiği, 13.01.1975 tarihli harici satım sözleşmesi ile davacıların yakın mirasbırakanı ... Divarcı'nın kadastral numarası 8 olan taşınmazı davalının yakın mirasbırakanı ... ...'a devrettiği, sözleşmenin içeriğinde dava konusu taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olduğunun belirtildiği, böylelikle taşınmazın tespit tarihinden sonra ancak tespitin kesinleşmesinden önce davacıların murisi tarafından davalının murisine satıldığı anlaşılmaktadır.
1- Davalı/birleşen davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davalı/birleşen davacının, miras bırakanı ...’in satın alıp, zilyetliğini de devraldığı taşınmazı ileride kendisine devredileceği inancıyla kullandığı; asıl dava davacılarının miras bırakanı ...’ın ve davacıların bu şekildeki kullanıma karşı çıkmayarak onay verdiği gözetildiğinde, YİBBGK'nın 05.07.1944 tarih ve 12/16 sayılı İBK ve YHGK'nın 04.12.1985 tarih ve 14-308/978 sayılı kararları uyarınca davalı/birleşen davacının kullanımının iyi niyetli olduğu, harici satış sözleşmesinin satıcı ...’ın halefi sıfatıyla mirasçısı davacılar- birleşen davalıları bağlayacağı kuşkusuzdur
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Türk Borçlar Kanununun 237, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60. maddesi hükümleri uyarınca tapuda kayıtlı olan taşınmazların resmi şekilde yapılmayan satışlarına hukukça değer tanınamaz ve mülkiyetin naklinin sebebini teşkil etmez. Bu husus, kamu düzeniyle ilgilidir ve re'sen gözetilir. Davacı, el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre.
“Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” denilmek suretiyle benimsenen kural gereğince haricen satın alanın fuzuli şagil olmadığı gözetilerek ecrimisille sorumlu tutulamayacağı öngörülmüştür.
O halde, davalı/birleşen davacı miras bırakanının çekişmeli taşınmazı haricen satın aldığı gözetildiğinde haksız işgalci konumunda olduğu söylenemez.
Hâl böyle olunca, mahkemece, ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Yine davacılar/birleşen davalıların mülkiyet hakkına değer verilerek, el atmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesi kural olarak doğrudur.
Ancak, çekişme konusu 2667 ada 4 nolu parselin, 1997 yılında yapılan imar uygulaması sonucu oluştuğu, ilk kök kaydı (eski) 8 nolu kadastro parselinin bir kısmının davalı/birleşen davacı miras bırakanı ... tarafından (13.01.1975 tarihinde) haricen satın alındığı ve üzerindeki yapıların da bu şekilde inşaa edildiği sabittir.
Bu durumda, harici satış ve zilyetliğinin devri nedeniyle davalı/birleşen davacının kişisel hakkının bulunduğu, diğer bir değişle (birleşen dava yönünden izah edileceği üzere,) tespit edilecek harici satış bedeli ile yapıların kaim bedelinin davalı/birleşen davacıya ödenmesi gerekeceği anlaşıldığına göre; belirlenecek bu bedeller üzerinden davalı-birleşen davacı lehine hapis ... tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı/birleşen davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2-a)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya kapsamına göre davalı-birleşen vekilinin tapu iptali ve tescil istemine yönelen temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-b) Davalı/birleşen davacı vekilinin (terditli) tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, eski 8 parsel sayılı taşınmaz, hem tespit öncesi hemde tespit sonrası tapuda kayıtlı olup davalı/birleşen davacı tarafından ibraz edilen 13.01.1975 tarihli harici satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte de taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı/karşı davacı harici sözleşme gereğince bedeli ödenen taşınmazın rayiç değerinin davalılardan müştereken tahsili ile kendisine verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, terditli alacak isteminin de reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı, TMK'nın 706, BK'nın 213 (6098 sayılı TBK'nın 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet ... bahşetmez.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.
Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.
Hal böyle olunca, müktesep haklar gözetilmek suretiyle, harici satış senedinde yer alan bedelin, denkleştirici adalet kuralları gereğince TEFE-ÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değer üzerinden davalı/birleşen davacı vekilinin bedel isteği konusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/1574, K. 2022/6012, 18 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama