KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/5589 E., 2022/8108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
759 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.03.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.02.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması durumunda tazminat talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacılar murisi ... ’in Antalya 6. Noterliğinin 31.10.1994 tarih ve 38013 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu 1120 (yeni 436 parsel), 1122 (13719 ada 13 parsel), 1124 (yeni 13719 ada 14 parsel), 1126, 588 (yeni 13690 ada 42 parsel), 610 (yeni 13719 ada 49 parsel) ve 644 (yeni 13690 ada 40) parsel sayılı taşınmazlardaki davalı hissesinin tamamını satın aldığını, bedelin tamamının ödenmesine rağmen taşınmazların tapularının tescili devredilmediğinden bahisle; dava konusu taşınmazlarda davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacılar adına tesciline, mümkün olmaması halinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın güncel değerinin tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu sözleşmenin 18 yıl önce yapıldığını, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacıların ya da murislerinin dava konusu taşınmazlara zilyet olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın 644 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulüne, 588 ve 610 parsel sayılı taşınmazlar yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer taşınmazlar yönünden ise davanın usulden reddine dair verilen karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 30.11.2020 tarih ve 2017/715 Esas, 2020/7859 Karar sayılı ilamı ile "...588 ve 610 parsel sayılı taşınmazlar yönünden de davanın kabulüne karar verilmelidir..." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak dava konusu 13690 ada 40 parsel (eski 644 parsel), 13690 ada 42 parsel (eski 588 parsel) ve 13719 ada 49 parsel (eski 610 parsel) nolu taşınmazlar yönünden davacının dava ve taleplerinin kabulüne, bu taşınmazlardaki davalı adına kayıtlı 1/5 (45/225) payın tapusunun iptali ile bu payın davacılara 1/9 miras payları oranında ayrı ayrı 5/225 pay olarak tapuya kayıt ve tesciline; satış vaadine konu dava konusu diğer taşınmazlar (1120, 1122, 1124 ve 1126 parsel sayılı) yönünden dava ve taleplerin husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2) Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satımı taahhüt edilen taşınmazın dava tarihindeki güncel değerinden ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Somut olayda, mahkemece yapılan keşif sonucunda dava konusu taşınmazların dava açma tarihindeki değerleri belirlenmiş ancak, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin konusunun sadece davalının 1/5 payına ilişkin olduğu göz önüne alınmayarak taşınmazların tamamı üzerinden yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
O halde mahkemece, dava konusunun taşınmazlardaki davalı payı olan 1/5 hisse olduğu göz önüne alınarak keşif sonucu belirlenen taşınmazların tamamının değerinin, dava konusu 1/5 payın değerine oranlanmak suretiyle yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken dava konusu olmayan hisselerin de değeri üzerinden yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5589, K. 2022/8108, 28 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama