KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/6589 E., 2023/6581 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1795 E., 2022/2231 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/332 E., 2022/98 K.
Karar Metni
972 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince suya el atmanın önlenmesi davasının kabulüne, ecrimisil davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; suya el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen suyun kadimden beri müvekkili köy tarafından kullanıldığını, içme suyu ihtiyaçlarının karşılanmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu suyun davalı köy tüzel kişiliği tarafından mevcut hâlde hayvanlar için kullanıldığı, davacı tarafın içme suyu ihtiyacının hayvanların su ihtiyacına göre öncelik taşıdığı gerekçesiyle dava konusu su kaynağının her ayın biri ile onu arasında (birinci ve onuncu günü dahil olmak üzere) davalı köy tüzel kişiliği; her ayın on biri ile ayın son günü arasında (on birinci ve sonuncu günü dahil olmak üzere) davacılar tarafından kullanılacak şekilde sürecin tesisi ile su tahsisine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili; suyun özel su niteliğinde olduğunu ve hayvanlara dahi yetmediğini, davalıların suyu kadimden beri kullandığını, içme suyu olmadığını, kararın uyuşmazlığı çözmediğini, ecrimisil yönünden vekâlet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili, kurulan hükmün uygulanabilirliği olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Jeoloji raporunun hatalı olduğunu, suyun özel su niteliğinde olduğunu, mevcut suyun davalı köy tüzelkişiliğine de yetmediğini, davalı tarafın kadimden bu yana suyu kullandığını, suyun davalı köyün sınırları içinden doğduğunu, suyun analiz raporlarına göre içme suyu olarak kullanılamayacağını, davacının ecrimisil için yatırdığı harç miktarına göre nispi vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2000 tarihli ve 2000/3 Esas, 1341-1584 Karar sayılı kararı uyarınca ecrimisil; zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
2. Türk Medeni Kanunu'nun 995 inci maddesinin birinci fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
3. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
4. Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesinde ise; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak ... olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır.
5. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
6. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabî ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan, özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması hâlinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tâbidir.
7. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir.
8. Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 ve 837 nci maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su, özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez.
3. Değerlendirme Dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında incelendiğinde uyuşmazlığın niteliği gereği tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek bilirkişi raporları da dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, taşınmaz başında farklı tarihlerde yapılan keşifler sonrası dosyaya ibraz edilen jeoloji bilirkişi raporları arasında suyun niteliği ve miktarı hususunda çelişki bulunduğu ve bu çelişki giderilmeden karar verilmemesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6589, K. 2023/6581, 27 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama