KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/667 E., 2023/2827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1055 E., 2022/26 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/26 E., 2019/196 K.
Karar Metni
977 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına dosyanın, yeniden bir karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Bu kararın da davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; paydaşı olduğu dava konusu 284 ada 118 parsel sayılı taşınmazda davalıya satılan payın ön alım hakkı nedeniyle müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; fiili taksim iddiasında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2015/633 Esas, 2017/146 Karar sayılı ilamıyla dava konusu taşınmazda fiili taksimin varlığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına dosyanın, yeniden bir karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın fiilien taksim edildiğinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davada, davacının taşınmazda paydaş olmakla birlikte muhdesatın tek başına sahibi olmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, anılan kararın Yargıtay tarafından da onanarak kesinleştiğini, davalının taksim edilmiş bir yeri satın almadığının bahsi geçen dava ve başka davalarla da sabit olduğunu, davalının taksim edilmiş bir yeri satın aldığını kabul etmenin verilen mahkeme kararlarını tanımamak anlamına geldiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''fiili taksim olgusunun dosyaya sunulan 18.01.2019 tarihli rapor ve eki kroki ile de tespit edilmiş olup, davalının satın aldığı payın bulunduğu kısımda bulunan evin kirasının satıcılara ödenmesinin satıcı ve alıcı arasındaki iç ilişki olup sonuca etkili olmadığından mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu .." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçe içeriği tekrar edilerek, davalının taşınmaz üzerideki evi almadığını, sadece hisseyi aldığını, davalı tarafın bu yerde kiracı aleyhine açmış olduğu tahliye ve kira alacağı davalarının müşterek mülkiyet hükümlerine göre pay ve paydaş çoğunluğu olmadığından reddedildiğini, fiili taksimli şekilde alınmadığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1. Dava; ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. Uyuşmazlık; taşınmazın fiilen bölünerek kullanılmasına yönelik hissedarlar arasında herhangi bir niza bulunup bulunmadığı, davacının ön alım hakkını ileri sürmesinin 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen objektif iyi niyet kuralına aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732, 733 ve 734 üncü maddeleri
2. 4721 sayılı Kanun'un "Başlangıç" bölümünün "Dürüst davranma" kenar başlıklı 2 nci maddesi şöyledir: "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 14.2.1951 tarih ve 1949/1 Esas, 1951/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının ilgili bölümü şöyledir:
"...İş bu madde hükmünden faydalanabilmek şartı olan iyiniyetin hilafı gerçekleşmiş durumu, kanuni ehliyet ve sairede olduğu gibi mahkemece re'sen nazara alınması gerekir ve buna hukuki ve kanuni bir engel bulunmamaktadır.
...Netice; vakıa ve karinelerden olayda kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olan kimsenin kötüniyetin diğer tarafa ispat ettirilmesine artık sebep ve vecih kalmayacağına ve dava hakkının doğumunu sağlayan veya bertaraf eden iyi ve kötüniyetin bu durumda mahkemece re'sen nazara alınabileceğine..." hükmü yer almaktadır.
3. Değerlendirme 1. Ön alım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tâbi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması hâlinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hâle gelir.
2. Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hâlde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı hâlinde davanın reddi gerekir.
3. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/667, K. 2023/2827, 25 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama