KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/6989 E., 2023/6452 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1705 E., 2022/971 K.
- Karar
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/135 E., 2020/159 K.
Karar Metni
1.151 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından, borçlu müteveffa ... aleyhine mahkeme kararı doğrultusunda icra işlemi yapıldığını, borçlu ...'ın ölmüş olması nedeniyle mirasçıları aleyhine takibe devam edebilmek için Romanya Gavrilescu Alin - Mihail İcra Memurluğunun 24.05.2017 günlü, 1106/G/2014 yetki belgesinin tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin meteveffa babasından kalan mirası İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/301 Esas sayılı dosyası ile reddettiğini ve kararın kesinleştiğini, reddi miras yapan davalılara husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2020 tarihli 2018/135 Esas, 2020/159 sayılı kararında "...davanın dosyada tercümesi yapılmış yetki belgesinin onaylanması istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça tercüme aslının ve apostil şerhinin kararın ekinde ibraz edildiği, tanıma ve tenfiz şartlarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, Gavrilescu Alin- Mihail İcra Memurluğunda (Romanya/Köstence) 1106/ G/ 2014 Esas numaralı icra dosyasından davacıya verilen yetki belgesinin tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirası reddettiğini, husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2022 tarih ve 2021/1705 Esas, 2022/971 sayılı kararında özetle; "dava konusu işlemin Köstence Temyiz Mahkemesi İcra Memurları Odası İcra Memurluğunca, davacı tarafından hakkında icra işlemleri başlatılan davalıların murisinin mirasçılarını gösterir belgenin alınmak üzere gerekli işlemlerin yapılabilmesi için verilen yetki belgesi olduğu, tenfizi istenen yetki belgesinin mahkeme tarafından verilmediği, tenfizi kabil bir karar olarak nitelendirilemeyeceği" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 50 ve 54 üncü maddesindeki şartların oluştuğunu, Türkiye ve Romanya arasında mütekabiliyet bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf nedenleri ile bağlı kalarak inceleme yapabileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının yetki sınırının aşılmak suretiyle verildiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yabancı icra memurluğunca verilen yetki belgesinin tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 50 inci maddesi şöyledir;
"(1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
(2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir."
2.2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 51 inci maddesi şöyledir;
"(1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.
(2) Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir."
3. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 50 inci ve 59 uncu maddeleri tanıma ve tenfiz kurumlarını düzenlemekte olup buna göre yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş ve yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlanmıştır.
Buna göre, yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamalıdır.
4. Türk Milletlerarası Özel Hukukunda, yabancı mahkemelerin hukuk davalarına ilişkin olarak verdikleri ve o devletin kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların tenfizi ve tanınmasına ilişkin davalarda; tenfız dilekçesine, yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesinin; ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi zorunludur.
5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605 inci maddesinde "Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler." düzenlemesi bulunmaktadır.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
1. Taraf sıfatı (husumet ehliyeti), dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
2. Taraf sıfatı, dava şartı değildir. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Taraf sıfatı, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
3. Somut uyuşmazlıkta; davalılardan ... ve ... İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.06.2016 günlü ve 2016/367 Esas, 2016/555 Karar sayılı ve İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.12.2016 günlü ve 2016/301 Esas, 2016/1003 Karar sayılı tespit hükümlerinden anlaşılacağı üzere müteveffa ...'in mirasını reddetmiştir. Mirası reddeden mirasçının mirasçılık sıfatı sona erdiğinden taraf sıfatı da sona erecektir. Taraf sıfatı hususu kamu düzeninden olup re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
4. O halde davalılar ... ve ... yönünden taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken adı geçen davalılar hakkında farklı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Yukarıda V.C.3.1 inci paragrafında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda V.C.3.2. ve devamı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazın kabulü Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6989, K. 2023/6452, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama