KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/7141 E., 2023/6522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1298 E., 2020/1231 K.
- Karar
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/420 E., 2019/56 K.
Karar Metni
635 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki imar uygulamasından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili ile davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2021 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2021 tarihli ek kararına ilişkindir. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362’nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366’ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen değer 17.850,16 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.
KARŞI OY
Temyiz incelemesine konu Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 23.12.2020 tarih ve 2019/298 Esas, 2020/1231 Karar sayılı kararı ile davacının istinaf talebini esastan, davalının istinaf talebini ise usulden reddetmiş ve kararını kesin olarak vermiştir. Davacı vekilinin temyiz istemini ise 08.02.2021 tarih ve aynı sayılı ek kararı ile reddetmiştir. Dairemizce temyiz incelemesine konu karar 08.02.2021 tarihli ek karardır.
Belirtmek gerekir ki; her ne kadar Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 23.12.2020 tarih ve 2019/1298 Esas, 2020/1231 Karar sayılı gerekçeli kararının uyuşmazlık "Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle tapu iptali tescil talebine ilişkindir." şeklinde nitelendirilmiş ise de, davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiası, (imar uygulaması sonucu oluşturulan) 127 ada 2 No.lu parselin sınırlarının yanlış belirlenmiş olması nedeniyle yüzölçümünün eksik hesaplanmış olduğudur. Talep, sınırların doğru tespit edilerek yözölçümün düzeltilmesine ilişkindir. Davacının, imar uygulamasının iptaline yönelik bir talebi bulunmamaktadır. Bu nedenle, gerek İlk Derece Mahkemesinin, gerekse Bölge Adliye Mahkemesinin ihtilafı nitelendirmesi yanlıştır.
Fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor da, eksik incelemeye dayanılarak hazırlanmıştır. Bilirkişi, ölçüm ve sınırlandırma hatası olmadığı yolunda görüş bildirmiş ise de, aynı sınırların esas alınması halinde, aynı yüzölçümünün elde edilmesi doğaldır. Bilirkişi tarafından yapılması gereken, dava konusu 2 No.lu parselin imar uygulamasından önce sınırının ve yüz ölçümünün ne kadar olduğunu açıkladıktan sonra, davacının iddia ettiği sınırlara göre ölçüm yaparak, davacının gösterdiği sınır ile mevcut sınır arasında (dolayısı ile yüzölçümü arasında) farklılık bulunduğu takdirde, bunun hangi teknik sebeplerden kaynaklandığını açıklamak şeklinde olması gerekirdi.
Ancak, bunlardan önce, kararın temyizi kabil olup olmadığının irdelenmesi gerekir. TMK'nun 1007. maddesine göre devlet, tapu sicilinin doğru oluşturulmasından doğan bütün zararlardan sorumludur. Sınır ve yüzölçümünün yanlış hesaplandığı iddiası ile açılan davalarda, miktar ve değere bağlı kalınmaksızın temyiz incelemesinin yapılması gerekir. Aksinin kabulü, uygulamadaki birliği ortadan kaldıracak ve bu şekilde toplumdaki ihtilafların devamına ve devletin tazminat sorumluluğuna yol açacaktır.
Bu nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz itirazlarının esastan incelenmesi gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun ek kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/7141, K. 2023/6522, 25 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama