KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/967 E., 2023/2960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2680 E., 2021/2699 K.
- Karar
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/227 E., 2021/127 K.
Karar Metni
3.504 kelime·18 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 101 ada 3 parsel sayılı (eski 476) taşınmazın zilyedi olduklarını, bu zilyetliklerinin malik sıfatı ile eklemeli olarak en az elli yıl olduğunu, iş bu parseli müvekillerin miras bırakanlarından ...ve...’nin davalıların murisinden satın aldıklarını davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kullanım durumları ve hak sahiplikleri ile veraset ilamları dikkate alınarak ifrazının mümkün olması halinde müstakil tapulu olarak mümkün olmaması halinde de müşterek olarak davacıların adlarına tapuya kayıt ve tesciline,
tapu iptal talebinin kabul edilmemesi halinde de müvekkillerin murislerince ödenen satış senetlerinde gerek davalıların murislerine geçen gerekse bizzat davalılara dönenen toplam bedellerin günümüze uyarlanması ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak müvekkilere ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Balcancı vekili; dava konusu taşınmazın maliki... ile davacılar arasında köy senedi diye adlandırılan belgenin hiç bir gerçekliliği olmadığını, ayrıca tapuda kayıtlı olan taşınmaza ilişkin mülkiyet iddiasının ancak resmi senetle ispat olunabileceğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalıların adına olan tapu kayıtlarının iptali ile 01/03/2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen kısmının 29/11/2016 tarih 13344 yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde yer alan ...mirasçılarına müşterek malik sıfatıyla miras hisseleri oranında, B harfiyle gösterilen kısmının 29/11/2016 tarih 13343 yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde yer alan Mehmet Tiryaki mirasçılarına müşterek malik sıfatıyla hisseleri oranında kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ..., ... vekili ve davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalılar ... ve ... vekili; davacıların ... ve ...adlı mirasçılarla imzaladıkları protokol ve sundukları bononun haksız olduklarına delalet ettiğini, dava konusu taşınmazın malikinin tapu kaydından anlaşıldığını ve davacıları tarafından iyi bilindiğini, davacıların zilyetlik iddiasında bulunma hakları olmadığını, zira zilyetliğin kişiye bağlı olduğunu, miras yolu ile devrinin mümkün olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı ... aynı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf harcı tamamlanmadığından davalı ...’nın istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Davalılar ... ve ... vekili ve Davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarlayarak kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarlayarak kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan “maliki 20 yıl önce ölmüş” hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. HMK’nın "Harç ve giderlerin yatırılması" başlıklı 344. maddesi hükmü uyarınca
"(1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346. maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesine yer verilmiş,
3. 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesinde “(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (2) Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Olağanüstü Zamanaışımı” başlıklı 713. maddesi.
5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 inci maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu açıklanmıştır.
3. Değerlendirme 1. Davalı ... vekilinin temyiz incelemesinde; hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca kural olarak istinaf yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvuramayacağı, ancak hukuki yararının bulunması halinde kararı temyiz edebileceği açıktır. Bir başka deyişle, istinaf yoluna başvurmayan taraf, diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından aleyhine hüküm kurulması halinde temyiz yoluna gidebilecektir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin aleyhine verdiği kabul kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunun bulunulduğu, ancak başvuru sırasında adı geçen davalının maktu istinaf harcı yatırdığı, bunun üzerine davalının nispi istinaf harcını ikmal etmesi hususunda 07.10.2021 tarihli muhtıra tanzim edildiği, muhtıranın adı geçen tarafa tebliğ edildiği halde istinaf harcının süresi içerisinde tamamlanmadığı bu nedenle Yerel Mahkemenin 10.11.2021 tarihli ek kararı ile davalı ...’nın istinaf başvurusunun HMK’nın 344. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bu kararın da davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ olunduğu,
ancak davalının ek karar aleyhine kanun yoluna başvurmadığı, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken, Yerel Mahkeme kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusu noksan harç nedeniyle reddedilen davalı ...’nın, istinaf kararı ile aleyhine yeni bir durum da yaratılmadığına göre temyiz yoluna başvuramayacağı kuşkusuzdur.
2. Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz incelemesinde; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere,
ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte ilk derece mahkemesince dava konusu 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalıların adına olan tapu kayıtlarının iptali ile 01/03/2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen kısmının 29/11/2016 tarih 13344 yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde yer alan ...mirasçılarına müşterek malik sıfatıyla miras hisseleri oranında,
B harfiyle gösterilen kısmının 29/11/2016 tarih 13343 yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde yer alan Mehmet Tiryaki mirasçılarına müşterek malik sıfatıyla hisseleri oranında infazı mümkün olmayacak şekilde ayrıca taşınmazın ifraz edilip edilemeyeceği, 5403 sayılı Yasa gereğince paydan pay tescilinin mümkün olup olmadığı araştırılmadan fen bilirkişi raporuna atıf yapılarak dava konusu taşınmazda iptal edilen ve tesciline karar verilen payların hüküm sonucunda açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmeyerek infaza elverişli hüküm kurulmaması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalı ...’nın temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2. (2) No.lu paragraflarda açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
I- Dava konusu taşınmaz, tapuya kayıtlı olup tapu maliki dava tarihinden önce ölmüş ise de, kanuni mirasçısı mevcut olup, davada kendilerine husumet yöneltilmiştir.
Tapuda kayıtlı bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilebilmesi için kanuni dayanağının olması ve kanunda öngörülen şartların zilyet yararına oluştuğunun mahkemece sabit görülmesi gerekir.
Bu davanın hukuki dayanağını teşkil eden 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan "…ölmüş…" sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ve bu hükmün yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.
Dava konusu olayla ilgili 4721 sayılı Kanunun 713. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ölmüş ise” sözcüğü Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine rağmen iptal edilen hükmün, Kanunun aynı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” hükmü gerekçe yapılarak, derdest uyuşmazlıklara uygulanmasıyla ilgili sorunlar bulunmaktadır.
Bu meselenin çözümü için iki konunun açıklığa kavuşturulması gerekecektir.
1) Birinci husus, derdest davaların dayanağını oluşturan asıl hüküm iptal edilmiş olmasına rağmen, kanunun başka bir hükmüne dayanılarak Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükme geçerlik kazandırılarak uyuşmazlığın çözülüp çözülemeyeceğidir.
6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu resen uygular.
1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi, bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak kanun maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifadeyle hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesi kesinleşen mahkeme kararları hariç, derdest uyuşmazlıkların Anayasaya aykırılığı tespit edilmiş olan kurallara göre görülüp çözümlenmesi Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine bağdaşmaz.
2) İkinci husus ise; dava konusu olaylara uygulanan 743 sayılı Kanunu Medeninin 639. maddesiyle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713. maddesi hükümleri aynı olmayıp, 743 sayılı Kanunda bulunmayan, 4721 sayılı Kanunla kabul edilen 713. maddesinin beşinci fıkrasının geçmişe yürüyüp yürümeyeceğidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” hükmü yeni bir hüküm olup, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden ilga edildiği 1 Ocak 2002 tarihine kadar yürürlükte bulunan konuyla ilgili 639. maddesine ve Yargıtayın 04.12.1998 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına göre; Türk Kanunu Medenisinin 639 maddesine dayanılarak kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmazların edinilmesine ilişkin tescil kararıyla yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığına, hâkimin kararının kurucu bir nitelik taşıdığına, bu kararın kesinleştiği tarihten ileriye yönelik olarak sonuç doğurduğuna ve mülkiyet hakkının bu kararların kesinleştiği anda kazanıldığına hükmedilmiştir.
4721 sayılı Kanunun 713. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” hükmü, ilk kez 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olup 4722 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri değerlendirilmeden, bu hükmün 1 Ocak 2002 tarihinden önceki olaylara uygulanacağını varsaymak bile anılan bozma kararındaki eksik değerlendirmeleri göstermeye yetmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 8. Hukuk Dairesi kararlarında; 1 Ocak 2002 tarihinden önceki zilyetlik sürelerine, yürürlükte bulunmayan 4721 sayılı Kanunun 713. maddesinin beşinci fıkra hükmü uygulanmış ve hatta 20 yıllık sürenin 2002 yılından önce dolduğu ve mülkiyetin beşinci fıkra gereğince kazanıldığı yönünde hatalı tespiti yapılarak, mülkiyet önceden kazanıldığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihinde verdiği iptal kararının geçmişe yürütüleyeceği ifade edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/967, K. 2023/2960, 30 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama