KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/3416 E., 2024/3855 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1655 E., 2023/612 K.
- Karar
- Birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar ... ve ...'in vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/484 E., 2020/136 K.
Karar Metni
1.114 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar ... ve ...'in vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının murisi ... ile müvekkili arasında ... 1. Noterliğinin 29.07.2002 tarih ve 05153 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini ve sözleşme gereğince ...'in babasından miras yolu ile intikal eden 1354 ada 31 parsel sayılı taşınmazdaki 1/8 payını satmayı vaat ettiğini, bedelin peşin ödendiğini; ancak ...'in 29.11.2003 tarihinde vefat ettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazda muris ...'den davalıya intikal eden 1/8 payın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacısı ... vekili dava dilekçesinde; davalıların kök murisi ...'in 13.05.1986 tarihinde ölümü ile oğlu ...'in 1354 ada 31 parsel sayılı taşınmazdaki 1/9 payını müvekkiline ... 1. Noterliğinin 31.07.2002 tarih ve 5284 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vaat ettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazda ...’e ait 1/9 payın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Asıl dava davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, dava değerinin düşük gösterildiğini ve harcın tamamlatılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Birleştirilen davada davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın zaman aşımına uğradığını belirterek, davanın reddini ileri sürmüşlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; “taşınmaz üzerinde iştirak halinde mülkiyet söz konusu olduğu taşınmazın satışı iştirak içinde bir şahsa vaat edildiğinde bu durumun sözleşmenin ifasına ve tescil isteğine engel olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiş, birleştirilen davada; davaya konu satış vaadi sözleşmesinde vaat alacaklısının el birliği mülkiyeti dışında bir 3. kişi olduğu, el birliği ortaklarından birinin miras payını ortaklık dışında birine satmayı vaad etmesi halinde el birliği ortaklığı çözülünceye kadar ifa olanağı bulunmadığından” birleştirilen davanın reddine karar verilmiş davalılar ... ve ... lehine vekalet ücreti takdir edilmiştir.
2. Mahkemece 17.07.2020 tarihli tashih şerhi ile davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretinin hükmedildiği bent karardan çıkartılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı ... ile birleştirilen dava davacısı ... ve birleştirilen dava davalısı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl dava davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/213 Esas sayılı dosyasının bu dosya ile birleştirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleştirilen davanın reddine karar verilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, satış vaadi sözleşmesinde murisin 1.800 metrekarelik bölümün satışını vadettiğini, 1/8 payın satışının vaat edilmediğini, bu sebeple sözleşmenin geçerli olmadığını, davanın reddinin gerektiğini, bilirkişi raporunda aynı noterliğin 31.10.2022 tarih ve 7461 yevmiye sayılı düzeltme beyanından bahsedilmiş ise de davacı tarafından bu hususun delil olarak gösterilmediğini, bu durumun iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Birleştirilen dava davacısı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tapu kaydında paylar belli olduğundan iştirakin çözüldüğünü, harç ve avukatlık ücretinin satış vaadinin yapıldığı değer üzerinden alınmasının doğru olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Birleştirilen dava davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını beyan etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; davacı ... ile davalı ...'ın tapu kayıtlarına göre taşınmazda iştirak halinde malik oldukları, usulüne uygun satış vaadi sözleşmesi uyarınca pay satışı geçerli olduğundan asıl dava dosyasında davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,
birleştirilen davada tapu kaydında taşınmazın kök muris ... mirasçıları adına el birliği mülkiyeti hükümlerine göre kayıtlı olduğu ve davacı ...'ın el birliği ortakları arasında yer almadığı sözleşmenin bir taahhüt işlemi olarak geçerli olmakla birlikte ifa olanağı bulunmadığından birleştirilen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı;
ancak Mahkemece birleştirilen davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren dosya davalıları ... ve ... lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine davalılar ... ve ... lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesine benzer beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
3. Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge adliye mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3416, K. 2024/3855, 16 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama