KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/4160 E., 2024/3618 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3530 E., 2023/973 K.
- Hüküm/karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/36 E., 2022/347 K.
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların 286 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın bağımsız bölümlerinin maliki olduklarını ve hak sahibi oldukları yerler dışında hiçbir yeri kullanmadıklarını, bağımsız bölümlerin bedellerini müteahhitler ... ve ... ...'ye ödediklerini, davalının taşınmaz üzerinde davacıların hak sahibi olduklarını bilmesine rağmen kötü niyetli olarak Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/59 Esas sayılı dosyası ile ecrimisil ve müdahalenin meni davası açtığını ve davanın derdest olduğunu bildirerek, dava konusu binanın davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıların hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili şirketin dava konusu taşınmazda 57/277 pay maliki olduğunu, taraflar arasında görülmekte olan Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/59 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi kök ve ek raporlarından da anlaşılacağı üzere davaya konu binanın ruhsatsız ve imara aykırı olduğundan hukuki bir değerinin olmadığını, müvekkili şirketin kötü niyetli olmadığını, müvekkili şirketin büyük hissedar olduğu arsa üzerinde yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi olmaksızın bodrum+zemin+5 normal kattan oluşan toplam yedi katlı bina inşa edilmek suretiyle davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde bugüne kadar kullanan davacıların kötü niyetli olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli ve 2020/36 Esas, 2022/347 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz hakkında açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, son tapu kaydının incelenmesinde taşınmazın riskli yapı kapsamında olmadığından kentsel dönüşümün de söz konusu olmadığı gibi kamulaştırma işlemi de bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvurusunda, dava konusuyla ilgili hukuki yararları olduğunun açık olduğunu, mahkemece detaylı inceleme yapılmadan karar verildiğini, davacıların bu davayı açmaları için güncel bir tehlike mevcut olduğunu, ecrimisil ve müdahalenin meni davasıyla muhatap olduklarını, Yargıtay'ın bu durumu destekler nitelikte içtihatları da bulunduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 286 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili eldeki muhdesatın tespiti davasının açıldığı tarihte veya öncesinde açılmış ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gibi kentsel dönüşüm uygulaması ya da kamulaştırma işleminin de yapıldığı ileri sürülmediğinden, davacının tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunduğundan söz edilemeyeceği, hukuki yararın dava koşulu olması nedeniyle, mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyizinde, istinaf başvurusunda belirttiği gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114/1-h maddesi,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684 üncü, 718 inci, 724 üncü, 728 inci, 729 uncu ve 1012 inci maddeleri, Tapu Sicili Tüzüğünün 60 ıncı maddesi,
3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4160, K. 2024/3618, 9 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama