KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5099 E., 2024/3819 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2156 E., 2023/2488 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/159 E., 2023/231 K.
Karar Metni
1.233 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında asıl davada temliken tescil, karşı davada el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemlerinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar/karşı davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar/karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, 122 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki müvekkillere ait binanın ve avlunun davalılar adına tapuya kayıtlı taşınmaza tecavüzlü olan kısmının tapu kaydının iptali ile tespit edilecek bedeli karşılığında müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP ve KARŞI DAVA
Davalı/karşı davacı vekili; davanın, 4721 sayılı TMK'nın 725 inci maddesindeki taşkın yapıdan kaynaklanmadığını, muhtesatı yaptığı ileri sürülen kişiden taşınmazı devir ve temlik alan kişinin TMK'nın 724 üncü maddesi kapsamında temliken tescil davası açmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; 19.04.2021 havale tarihli karşı dava dilekçesinde ise, karşı davalıların müvekkiline ait taşınmazda haksız fiili olduğunu, taşınmazın müvekkili adına tescil edildiği tarih olan 20.07.2020 tarihinden itibaren ecrimisil bedelinin hesaplanarak müvekkile ödenmesine, el atmanın önlenmesine ve tel örgünün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile; davalıların, ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, 122 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 06.12.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda “A” harfiyle gösterilen 707,15 m² kısımla ilgili el atmalarının önlenmesine, ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, 122 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 11.04.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda gösterilen 56,76 metre tel örgünün yıkılarak kâl’ine, 4.195,80 TL ecrimisil tazminatının karşı dava tarihinden (19.04.2021) işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar/karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar/karşı davalılar vekili; dava dilekçesi ekinde sunulan perakende satış sözleşmesi, YEDAŞ belgesi, yapı kayıt belgesi dikkate alınarak sadece ecrimisil kararı verilebilecekken müdahalenin men'i ve kâl kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkillerinin babası olan ...'na bırakılan yerlerin 1515, 1618 ve 1013 parsel olup müvekkillerinin amcası olan ...'e ise 1027 parselin bırakıldığını, müvekkillerinin babasının 1996 yılında babasının kendisine bırakılan 1515 parsel üzerine ev yaptığını, 2000 yılında ise müvekkillerinin annesinin emeklilik ikramiyesiyle ikinci katı yaptığını,
kardeşinin de 1515 parselde hakkı olması nedeniyle babası tarafından bir başka taşınmazın kardeşine verildiğini, 1515-1018 ve1013 parsellerin ise davacılara devredildiğini, üzerinde başkasına ait yapı olduğunu bile bile arazinin davalı tarafından satın alındığını, davalının iyiniyetli olmadığını, birinin verdiği muvafakatin diğer ortaklar bakımından bağlayıcılık taşımayacağı ve davalının iyiniyetli sayılmasına yeterli olmayacağını, öncelikli iyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden,
karşı davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik olmadığını, asıl dava bakımından ise yeterli araştırma yapılmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunun davalı tanığının beyanı ile dahi sabit olduğu halde taşınmazının oldukça değerli olduğu dikkate alınmadan, sadece ecrimisil kararı verilebileceği halde müdahalenin meni ve kal kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Asıl dava yönünden temliken tescil talebinin şartları oluşmadığından davanın reddine, karşı dava açısından ise karşı davalının dava konusu taşınmaza müdahalesinin bulunduğu, davacının mülkiyet hakkına yönelik saldırının devam ettiği..." gerekçesiyle; davacılar/ karşı dava davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar/karşı davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar/karşı davalılar vekili; istinaf dilekçesindeki aynı başvuru nedenlerini ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl dava temliken tescil, karşı davada el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun TMK 683 üncü maddesi; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir." hükmünü amirdir.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak, ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5099, K. 2024/3819, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama