İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/5249 K.2025/81

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan…

Esas2023/5249Karar2025/81Tarih8 Ocak 2025Okuma7 dk · 1.471 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2023/5249 E., 2025/81 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
8 Ocak 2025
Mahkemesi
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/579 E., 2023/596 K.
İlk derece mahkemesi
Erzurum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2019/56 E., 2021/202 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.471 kelime·7 dk okuma·9 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesi ile; Erzurum ili, Merkez ilçesi, ... Köyünde bulunan 143 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile 18.04.2001 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın 08.08.1958 tarihli tapu kaydı ile davacının kök murisi adına kayıtlı olduğunu, 50 yılı aşkın süredir kök murislerinden intikalen zilyetliklerinde bulunduğunu, dava konusu taşınmazın mera vasfının bulunmadığını ileri sürerek; taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yasal hasım olarak Hazinenin davada yer alması gerektiğini, davacının taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın öncelikle husumet yokluğundan, aksi kanaatte bulunulması durumunda ise esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın bulunduğu bölgede tesis kadastrosunun 24 yıl önce yapıldığını, kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın mera vasfı ile kamu orta malı olarak 18.04.2001 tarihinde tescil edildiği, mera komisyonu tarafından 01.10.2019 tarihinde tahsis kararı alındığı ve kararının 08.10.2010 - 08.11.2010 tarihleri arasında askı ilânına çıkarılarak kesinleştirildiği, taşınmazın mera özel siciline kaydedildiği, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 21/2 hükmü uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddinin doğru olmadığını, mera vasfının kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini, tahsis işleminin kesinleşmesinin hukuka uygunluğunun da Mahkemece denetlenmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, mera komisyon kararının iptali ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. Anayasa’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak, kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" hükmü bulunmaktadır. Mülkiyet hakkı kişinin temel hakları arasında olup anılan Anayasa hükmü uyarınca: ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.

2. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokolün mülkiyet hakkını teminat altına alan 1. maddesinde de "Her hakiki veya hükmi şahıs malların masuniyetine riayet edilmesi hakkına maliktir. Herhangi bir kimse ancak amme menfaati icabı olarak ve kanunun derpiş eylediği şartlar ve devletler hukukunun umumi prensipleri dahilinde mülkünden mahrum edilebilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, emvalin umumi menfaate uygun olarak istimalini tanzim veyahut sair mükellefiyetlerin veyahut da para cezalarının tahsili için zaruri gördükleri kanunları yürürlüğe koymak hususunda malik bulundukları hukuka halel getirmez." hükmü öngörülmüştür.

3. Anılan hükümler uyarınca kişilerin mülkiyet hakkından mahrum bırakılabilmesi için mülkiyet hakkına müdahâle kamu yararı amacına yönelik, yasada öngörülen koşullara uygun olmalıdır.

4. Mahkemece 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 21/2 hükmü uyarınca hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğinden öncelikle, 4342 sayılı Kanun'un amacı, arkasından “tahsis” ibaresinden neyin anlaşılması gerektiği hususları irdelenmelidir.

5. 4342 sayılı Kanun’un 1. maddesinde kanunun amacı “… daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır” şeklinde açıklanmıştır.

Kanun'un 6. maddesine göre mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisi Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılır. Uygulamayı yapacak merci ise valilik onayı ile oluşturulacak olan mera komisyonu ve komisyona bağlı olarak çalışan teknik ekiplerdir.

6. Kanun'un 3. maddesinde yapılan tanıma göre tahsis; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması olarak tarif edilmiştir.

7. Aynı Kanun'un 5. maddesinin, "c" bendinde ise mera olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerler, mera olarak tahsis edilecek yerlerden sayılmıştır. Kuşkusuz, Mera Komisyonları Kanun'un 5. maddesine göre mera, yaylak ve kışlak kapsamına alınan bir yerin bir veya birkaç köy ya da belediye tüzel kişiliklerine yararlanmaları amacıyla tahsisini gerçekleştirirken yasanın öngördüğü kıstasları aramak ve tahsisi bu ölçülere uygun yapmak zorundadır.

8. Kanun'un 13/5 hükmü uyarınca, komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilân süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde asliye hukuk mahkemesine, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesine dava açılabilir. Kanun'un 21/2 hükmünde ise tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve bunlara karşı dava açılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

9. Kanun'un 13. maddesindeki dava açma süreleri mülkiyet hakkının özü ile değil, tahsise dair mera komisyonu çalışma sonuçları ile ilgilidir. Keza, Kanun'un 21. maddesi de yine tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirilmiş bir hükümdür. 4342 sayılı Kanun’da mülkiyet ve zilyetlik hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tabi tutulmamıştır.

10. Somut olayda; dava konusu 143 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 18.04.2001 kamu orta malı vasfıyla tescil edildiği, 01.10.2010 tarih ve 36 sayılı mera tahsis komisyon kararı ile ... Köyüne tahsis edildiği, tahsis kararının 08.10.2010 ila 08.11.2010 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı ve itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.

11. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1996 yılında kadastro çalışmaları yapılmış, dava konusu taşınmazın bulunduğu alan ''kadastro harici'' bırakılmıştır. Davacı dava konusu taşınmazın 08.08.1958 tarihli tapu kaydı ile murisi adına tescil edildiğini, tapu kaydı bulunan taşınmazı hakkında mera vasfında olduğu kabul edilerek tapu kaydı oluşturulması ve mera komisyonu tarafından tahsis kararı verilmesinin doğru olmadığını iddia ederek tapu iptali ve tescil davası açmışlardır.

11. 4342 sayılı Kanun’un 5. maddesinde de mera yaylak, kışlak olarak tahsis edilecek yerlerin nereler olacağı sayılmış, bu maddenin "c" bendinde "Mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerlerin" köy veya belediye tüzel kişiliklerine tahsisinin yapılabileceği belirtilmiştir. Anılan Yasa uyarınca, kişilerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar; ancak kamulaştırma yapılmak suretiyle 4342 sayılı Yasa kapsamına alınabilir.

12. Vurgulamak gerekir ki, 4342 sayılı Kanun’un 13. maddesindeki dava açma süreleri mülkiyet hakkının özü ile değil, tahsise dair mera komisyonu çalışma sonuçları ile ilgilidir. Keza, Kanun’un 21. maddesi de yine tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirilmiş bir hükümdür. 4342 sayılı Kanun’da mülkiyet hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tâbi tutulmadığından Mahkemece tüm bu yönler gözden kaçırılarak Yasanın tahsise ilişkin hükümlerine bakılarak açılan davanın süre yönünden reddi doğru olmamıştır.

13. Buna göre davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak açtığı dava yönünden 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesinde belirtilen süre içerisinde açıldığı dikkate alınarak, Mahkemece davacının iddiaları, davalıların savunmaları değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Dava, mülkiyet hakkına dayalı mera komisyon kararının iptali ile tescil istemine ilişkindir.

Davacı, mirasbırakanına ait tapulu yerin mera komisyonu kararı ile mera olarak tahsis edildiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf istemi esastan reddedilmiş, davacının temyizi üzerine Dairenin sayın çoğunluğu tarafından özetle; "mülkiyet hakkına dayalı isteklerde Mera Kanunu'nun 21/2. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre hükmünün uygulanamayacağı" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

4342 sayılı Mera Kanunu'nun "Mera, Yaylak ve Kışlak İddiasının İspatı" başlıklı 21. maddesi şöyledir:

"Madde 21 - Bu Kanuna göre tahsis yapılmış olan köy veya belediyelerde, mera, yaylak ve kışlak alanları ile ilgili iddialar, ilgili tapu sicil müdürlüğünde tutulan özel sicillerin tanziminden sonra, ancak bu sicildeki kayda dayanılarak ispat edilir.

Tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve bunlara karşı dava açılamaz."

Kanun koyucunun amacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki kadastro öncesi nedenler yönünden getirilen 10 yıllık hak düşürücü süre ile paralellik sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.

Zira, hukuki ihtilafların belirsiz süreye bırakılmasını istemeyen kanun koyucu, arz üzerinde geometrik sınırları belirlenerek plana bağlama işlemi sonrasında hukuki güvenliği sağlamak adına davaları belli sürelere bağlamış, yukarıdaki kanun hükmüyle de mera tespit işleminin kesinleşmesinden sonra 5 yıllık dava süresinin bulunduğunu belirlemiştir.

Madde hükmündeki; "tespitten önceki hukuki sebeplere dayanılarak" ibaresi, en çokta kaydın iptalini sağlayacak mülkiyet hakkına dayalı davaları kapsadığını belirtmek içindir. Bu nedenle, Dairenin bozma gerekçesine katılmak mümkün değildir. Nitekim Dairenin istikrarlı kararları da bu yöndedir.

Açıklanan gerekçeyle, hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmıyoruz.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5249, K. 2025/81, 8 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Karşıoy

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5249
Karar No
2025/81
Tarih
8 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/5255 K.2025/1348
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5265 K.2025/265
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/5268 K.2025/1349
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/5270 K.2025/1350
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/5271 K.2025/1351
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/5276 K.2025/496

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.