KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5302 E., 2024/4916 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/6 E., 2023/1816 K.
- Dava tarihi
- 20.04.2018
- Karar
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/341 E., 2021/479 K.
Karar Metni
691 kelime·3 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin kayden maliki olduğu 44707 ada 20 parselde kayıtlı taşınmazın davalı tarafından işgal edildiğini ileri sürerek; davalının çekişme konusu taşınmaza el atmasının önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin kademeli olarak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davaya konu taşınmazda davacının paydaş olduğu, davalı şirketin paydaş olmadığı halde depo, yazıhane ve çeşitli malzemeler koymak suretiyle taşınmazın 2.000,00 m²’lik kısmını kullanıldığının keşfen sabit olduğu, kira bedeli ödenmediği gibi bu yönde bir savunma da getirilmediği, delil sunulmadığı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın nispi harç ve nispi vekalet ücretine tabi olduğunu, mahkemece sadece ecrimisil yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müdahalenin men'i yönünden vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacının paydaş olduğu çaplı taşınmazın bir bölümünün davalı tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın işgal edildiği, el atmanın önlenmesine ve ıslah edilen miktar üzerinden ecrimisilin kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı,
yargılama sırasında tamamlanan el atmanın önlenmesi talebine konu değer ve kabul kapsamındaki ecrimisil miktarı üzerinden nispi vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken sadece ecrimisil miktarı üzerinden eksik vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının isabetsiz olduğu” gerekçesiyle, istinaf edenin sıfatı ve istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemi bakımından davanın kabulüne, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti bakımından davalı tarafın sorumlu tutulmasına,
yargılama sırasında harcı tamamlanan dava değeri üzerinden kararın niteliği gözetilerek davacı lehine nispi vekalet ücreti tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
2. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5302, K. 2024/4916, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama