KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5340 E., 2024/5438 K.·Asıl Ve Birleştirilen Davada Birleştirilen Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1632 E., 2023/1597 K.
- Asıl davada davacı
- ... vekilleri Avukat ... vd.
- Davalılar
- Gülderen Sever vd. vekili Avukat ...,
- Davacılar
- ... vekili Av. ..., ... vd.
- Asli müdahiller
- ... vd. vekili Av. ... vd.
- Dava tarihi
- 07.06.2017- 16.06.2017
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/254 E., 2020/313 K.
Karar Metni
707 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, terditli olarak tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı ve asli müdahiller vekili ile birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı ve asli müdahiller vekili ile birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili; müvekkilinin annesinin kardeşi ...'in vefatıyla 23/03/2015 tarihinde açıklanan vasiyetnamenin usuli ve esasa yönelik şartlara uygun olmayıp hatalı ve hukuka aykırı bulunduğundan iptali gerektiğini ileri sürerek; vasiyetnamenin iptaline, bu mümkün değilse müvekkilinin annesine düşen hakkının tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Asli müdahiller vekili; dava dilekçesindeki gerekçelerle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde asli müdahale talep eden her müvekkil bakımından ayrı ayrı tenkise karar verilmesini istemiştir.
3. Birleştirilen davada davacılar vekili; vasiyetnamenin yasalara ve içtihatlara aykırı olduğunu, murisin vasiyetnameyi yaparken akıl ve fiziksel sağlığının yerinde olmadığını, davalıların muris ile ilgilenmediğini, davalıların manevi baskı ile vasiyetnameyi yaptırdıklarını belirterek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “muris hakkında işlem tarihinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı,
kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, davalıların muris üzerinde kurdukları baskı ile vasiyetnameyi düzenlettirdiklerine yönelik olarak kanaat oluşmadığı” gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ve asli müdahiller vekili ile birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “yargılama safhasında alınan Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29/05/2020 tarih, 2850 karar numaralı raporunda murisin vasiyetnamenin düzenlendiği 23.03.2015 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğunun bildirildiği,
dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu Raporundan miras bırakanın vasiyetname tarihinde herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığı, ayrıca irade fesadı iddialarının dinlenen tanık beyanları nazara alındığında kanıtlanamadığı, vasiyetnamenin iptali talebinin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı ve asli müdahiller vekili ile birleştirilen davada davacı ... vekili temyiz dilekçelerinde; dava ve asli müdahale dilekçelerindeki iddialarını tekrarla belirterek hatalı karar verildiğini, murisin vasiyetname düzenleme ehliyetine sahip bulunmadığını, yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davacıların TMK’nın 506. maddesinde belirtilen saklı paylı mirasçılar olmadıklarından tenkis talebinde bulunmaları mümkün bulunmadığından asıl davada davacı ve asli müdahiller vekili ile birleştirilen davada davacı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5340, K. 2024/5438, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama