KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5683 E., 2024/4936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/884 E., 2023/1196 K.
- Davalılar
- ... vd. vekili Avukat ...
- Dava tarihi
- 26.09.2021
- Karar
- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm verilmek suretiyle davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Gürün Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/121 E., 2023/40 K.
Karar Metni
873 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesine ve şahsi hakka ilişkin inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın terditli talep yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili ile davalılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların murisi olan ......ın vefatından önce malvarlığını çocukları arasında paylaştırmak istediğini, sonunda dava konusu 133 ada 46 parsel sayılı taşınmazın yarısının davalı ... adına diğer yarısının ise müvekkili adına olmasının kararlaştırıldığını, tapunun bölünemeyeceği gerekçesiyle taşınmazın geçici olarak davalı ...'a devredilmiş olduğunu, müvekkilinin taşınmazın yarı hissesinin ileride kendisine intikal edileceği inancı ile taşınmazın davalı ...'a verilmesine ses çıkarmadığını,
daha sonra davalı ...'ın taşınmazdaki hakkını devretmeyeceğini söylediğini ve taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalı ...’a devrettiğini ileri sürerek, taşınmazdaki ½ hissenin iptali ile müvekkili adına tescilini, terditli olarak ise taşınmazın belirlenecek değerinin yarısının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi gereğince hak düşürücü süreye uğradığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların 2008 yılındaki kadastro tespitinden önceki zaman dilimine ait olduğunu, kadastronun kesinleşmesinden itibaren 13 yıl geçtiğini, ayrıca davalı ...’ın taşınmaz maliki olmaması sebebiyle onun açısından pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, hileli bir satışın söz konusu olmadığını ve davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gürün Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli ve 2021/121 Esas, 2023/40 Karar sayılı kararıyla asıl talebin reddine; terditli talebin ise kabulü ile "dava konusu taşınmazın 1/2 bedeli olan 155.055,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalılar vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 18.10.2023 tarihli ve 2023/884 Esas, 2023/1196 Karar sayılı kararıyla "...dava konusu taşınmazın ortak muris tarafından satış suretiyle ...'a, onun tarafından da ...'e devredildiği, taşınmazın ortak muris terekesinden çıktığı, ortak murisin tüm mirasçılarının katılımıyla yapılmış olan resmi taksim sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmesinin gerektiği, aksi yönden yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2. Murisin taşınmazlarının tapuda taksiminin 25.06.2015 tarihinde yapılmış olduğunu,
3. Mirasçıların isteğiyle ve tüm mirasçıların katılımıyla taşınmazların aralarında anlaştıkları şekilde mirasçılara intikal yapıldığını,
4. Taksim işleminin tüm mirasçıların katılımıyla tapu memuru önünde yapıldığını,
5. Müvekkiline taşınmazın yarı payının kendisine intikal ettirileceği güvencesi verildiğinden müvekkilince temlik sırasında ağabeyi ... adına tesciline ses çıkarmadığını,
6. Taşınmazın devrinden sonra 26.06.2015 tarihinde kroki ve belgenin imzalanıp verildiğini,
7. Davalı ...'ın söz konusu kroki ile taşınmazın yarısını kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini,
8. Taşınmazın fiilen bölündüğünü belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesine ve şahsi hakka ilişkin inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı tarafın öncelikle miras taksim sözleşmesine, devamında ise inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil aksi halde tazminatın tahsiline dair talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ortak murisi olan ... ...'ın dava konusu taşınmazı sağlığında 24.12.2012 tarihinde davalılardan ... ...'a devrettiği, adı geçen davalının da aynı taşınmazı 25.06.2015 tarihinde davalı ...'a devrettiği görülmekte olup, davacının gerek miras taksim sözleşmesinin gerekse inanç sözleşmesinin varlığını usulüne uygun bir şekilde ispatlayamamış olduğundan bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken farklı gerekçeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5683, K. 2024/4936, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama