KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5728 E., 2024/4574 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/801 E., 2023/938 K.
- Dava tarihi
- 08.09.2020
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/449 E., 2021/126 K.
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir ve haciz şerhlerinin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1431 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaz üzerine bildirim yapılmaksızın 06.03.1967 tarih HS:2266 yevmiye sayılı ihtiyati tedbir ve 07.08.1962 tarih HS:1449 yevmiye sayılı, 11.06.1963 tarih HS:1574 yevmiye sayılı,19.11.1964 tarih HS:1873 yevmiye sayılı, 02.04.1965 tarih HS:1920 yevmiye sayılı ve 17.04.1967 tarih HS:2279 yevmiye sayılı haciz şerhlerinin işlendiğini, tapu sicil müdürlüğünce verilen cevapta kayıtların çok eski olması ve bazı sayfaların okunamayacak şekilde yıpranmasından ötürü bilgi ve belgelere ulaşılamadığının belirtildiğini ileri sürerek, dava konusu 1431 parsel sayılı taşınmazdaki bu ihtiyati tedbir ve haciz şerhlerinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü ve zamanaşımı süresinde açılmadığını, söz konusu kayıtların sorumluluğunun taşınmaz maliklerine ait olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, eğer yasal hasım olarak düşünülüyor ise yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmamaları ve haciz lehtarının araştırılarak borç-alacak ilişkisine göre hareket edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz üzerindeki tedbir ve hacizlerin 50 yıllık geçmişlerinin bulunduğu, bunların devamında hukuki yararın kalmadığı ve davalı yasal hasım olması dışında kusurlu hareketi ile dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Hatay ili, Belen ilçesi, Muhlisali Mah., 397 ada 44 parsel sayılı taşınmazdaki 06.03.1967 HS:2266 şerhi ile kayıtlı ihtiyati tedbirin ve 11.06.1963 tarih HS:1574 sayılı haciz şerhinin ayrı ayrı terkinine, diğer şerhlere ilişkin taleplerin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, yargılama masrafı ile vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; verilen karar usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, dava konusu hacizlerin terkin edilmesinin veya değiştirilmesinin ancak bu kaydın kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanları ile yapılabileceğini, davaya konu taşınmaz üzerindeki şerhlerin işlenmesinde müvekkil idarenin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasının doğru olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.09.2013 tarihli 2013/14-93-1364 sayılı kararında da belirtildiği üzere davanın Tapu Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece devamında hukuki yararı kalmayan tapu kaydındaki mevcut ihtiyati tedbir ve haciz şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, sicillerin Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından kaybedildiğinden dava açılmasına bu haliyle sebebiyet verdiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde bulunarak başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde.
Türk Medeni Kanununun 1014 üncü ve Tapu Sicil Tüzüğünün 69 uncu maddelerine göre, tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesinin ancak kaydın kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanları üzerine yapılabileceğini, söz konusu kayıtların hukuki sorumluluğunun taşınmaz maliklerine ait olduğunu, idare arşivlerinde yapılan incelemede HS:1574 sıra nolu hacze ilişkin ...İşçi Sigorta tarafından 11.06.1963 tarihinde tescil edildiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin kusurunun olmadığını,
müvekkili yasal hasım olarak düşünüldüğünde dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tarafına yükletilmemesi gerektiğini, davaya konu şerhlerin kendilerine hak sağladığı kimselerin araştırılması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu kaydındaki ihtiyati tedbir ve haciz şerhlerinin terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 997 vd. maddeleri,
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.09.2013 tarihli 2013/14-93-1364 sayılı kararı.
3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tapu kaydındaki ihtiyati tedbir ve haciz şerhlerinin kaldırılmasına ilişkin bu davada, davalı aleyhine karar verilse de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken, yargılama giderlerinin davalıdan alınmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki hüküm sonucunun 2, 3 ve 4 numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak yerine "Bakiye 4,90 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davanın niteliği gereği yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına" yazılmak suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5728, K. 2024/4574, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama