İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/833 K.2023/1694

Taraflar arasındaki haciz şerhlerinin kaldırılması davasından dolayı İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/833Karar2023/1694Tarih23 Mart 2023Okuma26 dk · 5.281 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2023/833 E., 2023/1694 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Mart 2023
İncelenen kararın mahkemesi
.... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.281 kelime·26 dk okuma·15 bölüm

Taraflar arasındaki haciz şerhlerinin kaldırılması davasından dolayı İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ..., davalı ... Başkanlığı vekili, davalı Imer Ltd. Şti. vekili, davalı ... Bildi, davalı ... Yapı Malzemeleri İnş. Taah. Kömürcülük San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... Madencilik Hazır Beton İnş. Nak. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi Dairemizin bozma kararına direnmiştir.

Direnme kararına karşı süresi içinde ... Maden Hazır Beton İnş. Nak. İht. İhr. Ltd. Şti, davalı... İş Makinaları A.Ş. vekili, davalı ... Başkanlığı vekilleri temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dilekçe ile özetle; davacılar arsa maliki sıfatı ile müteahhit ...... arasında imzalanan ....Noterliğinin 01/02/2012 tarihli ve 1469 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme imzalandıktan sonra müteahhit ......'a proje ve inşaat yapabilmek, kat mülkiyeti, cins tashihi, kat irtifakı yapabilmek, gayrimenkulün kendisine ait kısımlarını satabilmek, kadastro ve belediyede işlem yapabilmek için .....

Noterliğinin 10/07/2012 tarih ve 7695 yevmiye sayılı .... Noterliğinin 01/02/2012 tarih ve 1470 yevmiye sayılı ve ...

1. Noterliğinin 02/03/2012 tarih ve 2934 yevmiye sayılı işlem ile müteahhit ......'ın kardeşi ...'a vekaletnameler verildiğini, müteahhit ......'ın kardeşi ... vekaletnameyi aldıktan sonra müteahhit ile müvekkilleri arasında yapılan sözleşmede belirtilen hususları yapmak yerine tapuların tamamını taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı şekilde 31/03/2013 tarihinde müteahhit ......'a satış gösterilmek sureti ile devredildiğini, müteahhit ...... ancak ruhsat alındıktan ve kat irtifakına geçilmesi halinde hissesine düşen miktar ve oranda tapu devrinin yapılabileceğini bilmesine rağmen kötü niyetli olarak tüm tapuları üzerine aldığını,

halen inşaatın tamamlanmadığını, müteahhit ...... ile kardeşi ... arasında yapılan işlem kötü niyetli ve muvazaalı olarak yapılan işlem batıl olduğundan dolayı iptali için .... Asliye Hukuk Mahkemesinde 12/04/2016 tarih ve 2016/267 Esas, 2016/440 Karar sayılı dava dosyası ile tapu iptali ve tescili için dava açıldığını ve davaya konu ettikleri tüm tapuların ...... adına olan kayıtlarının iptali ile ... Merkez ilçesi, ...

Sultan Mahallesi 592 ada 65 parselde kayıtlı taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleşerek tapunun adlarına tescil edildiğini, ancak davaya konu taşınmazın tapu kaydı ...... adına olduğu dönemlerde ......'ın borçları nedeni ile tapu kayıtlarının üzerine davalılar tarafından davalı SGK İl Müdürlüğü tarafından 12/07/2013 tarih ve 11620425 sayılı 17.500,00 TL bedelli haciz, davalı SGK İl Müdürlüğü tarafından 03/06/2015 tarih ve 8287428 sayılı 16.000,00 TL bedelli haciz, davalı ...

İnş. Nak. İht. İhr. Ltd. Şti. adına Kozan İcra Müdürlüğü tarafından 13/08/2014 tarih ve 2014/2389 takip sayılı 22.459,49 TL bedelli haciz, davalı ... Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. adına ... 2. İcra Müdürlüğü tarafından 26/11/2014 tarih ve 2014/1569 takip sayılı 11.125,00 TL bedelli haciz, davalı ... Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. adına ... 2. İcra Müdürlüğü tarafından 05/10/2014 tarih ve 2014/1569 takip sayılı 8.869,51 TL bedelli haciz, davalı ... adına ...

1. İcra Müdürlüğü tarafından 02/01/2015 tarih ve 2014/7295 takip sayılı 41.551,46 TL bedelli haciz, davalı ... adına ... 1. İcra Müdürlüğü tarafından 24/02/2016 tarih ve 2014/7295 takip sayılı 41.551,46 TL bedelli haciz, davalı ... adına ... 1. İcra Müdürlüğü tarafından 27/01/2015 tarih ve 2014/4949 takip sayılı 35.965,30 TL bedelli haciz, davalı ... adına ...

1. İcra Müdürlüğü tarafından 18/03/2015 tarih ve 2014/4949 takip sayılı 35.965,30 TL bedelli haciz, davalı ... adına ... 1. İcra Müdürlüğü tarafından 21/04/2015 tarih ve 2014/4949 takip sayılı 35.965,30 TL bedelli haciz, davalı ... adına ... 2. İcra Müdürlüğü tarafından 30/03/2016 tarih ve 2014/4949 takip sayılı 35.965,30 TL bedelli haciz, davalı ... adına ... 1. İcra Müdürlüğü tarafından 03/06/2016 tarih ve 2014/4949 takip sayılı 35.965,30 TL bedelli haciz, davalı ... Ltd.

Şti. adına .... İcra Müdürlüğü tarafından 09/04/2015 tarih ve 2014/5954 takip sayılı 22.315,00 TL bedelli haciz, davalı ... adına ...

2. İcra Müdürlüğü tarafından 07/06/2016 tarih ve 2014/3682 takip sayılı 506,66 TL bedelli haciz dosyaları ile haciz şerhi konulduğunu, takibe konu olan bu borçların tamamı arsayı kat karşılığı alan ve karşılığında belli miktar daire vermeyi taahhüt eden ......'a ait borçlar olup davacılar ile hukuki bir bağlantısının olmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığının ve davacılar adına olan ... ili, Merkez ilçesi, ...

Sultan Mahallesi 592 ada 65 parsel kayıtlı gayrimenkuldeki hisseleri üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; arsa sahipleri davacılar vekili Av. ...'nun ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin halen derdest olan 2013/145 Esas sayılı bir diğer dava dosyasındaki ...... vekili ile şimdiki davada ......'ın muvazaalı işlem yaptığını ve kötüniyetli olduğunu bildiren davacılar vekili ile aynı vekil olduğunu, böyle bir durumda ......'ın mı muvazaa yapmakta olduğunu, yoksa bu davanın davacısı olan arsa sahiplerinin mi muvazaa yaptığını, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/268 Esas sayılı davada verilen 2016/440 sayılı kararın hangi şartlarda verildiği hususununda irdelenmesi gerektiğini, hiç kimse kendi muvazaasından faydalanıp kendi lehine hüküm ihdasını talep edemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

2. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle.

11/09/2014 tarih ve 29116 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 6552 sayılı İş Kanun'u ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 64 üncü maddesi ile 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortarlar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'u ile diğer Sosyal Güvenlik Mevzuatlarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda hizmet akdine tabi çalışmaları nedeni ile zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere dava açılmadan önce davalı müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması zorunlu kılınmuş olup diğer Kanunlarda öngörülen süreler saklı

kalmak kaydı ile yapılan müracaatta 60 gün içerisinde cevap verilmez ise talebin reddedilmiş sayılacağını, kuruma kaşı dava açılabilmesi için taleplerinin reddedilmiş veya reddedilmiş sayılması gerektiğinin düzenlendiğini, kuruma müracaat edilmeden dava açılması durumunda 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinde dava şartları sayılmış olup aynı maddenin son fıkrasında diğer Kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı kalacağı düzenlendiğinden 6552 sayılı Kanun ile getirilen müracaat şartının dava şartı olarak nitelendirildiğini,

ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davanın usulden reddine karar vermesi gerektiğinin düzenlendiğini, bu nedenle davacı tarafından kurumlarına başvurulmadan açılan bu davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kaldı ki davacı tarafından tapu kaydına uygulanan haciz işleminin kaldırılması isteminin yasal süresi içerisinde yapılmadığını, sonuç olarak haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ...

SGK İl Müdürlüğünün 1080610 080 sicil sayılı dosyasında işlem gören iş yerinin işvereni ......'ın kurumlarına olan prim borçlarından dolayı 6183 sayılı Yasaya istinaden ödeme emirleri düzenlendiğini, ödeme emirleri borçlu tarafından tebellüğ edildiğini, ancak yasal süresinde borç ödenmediğini, yasal süresi içerisinde borca itiraz edilmeyip kesinleşmesi ve borcun ödenmemesi nedeni ile borçlu ...... aleyhine haciz kararı alınarak borçlu ...'ın 03/06/2015 tarih ve 8271007 sayılı talebi doğrultusunda dava konusu ...

Sultan Mahallesi 592 ada 65 parselde bulunan taşınmazın tapusu üzerine haciz konulduğunu, tapu kayıtlarında şerhin bulunmaması ve taşınmazın borçlu ...... adına kayıtlı olması sebebi ile haciz tatbiki sırasında usulsüz bir işlem söz konusu olmadığını ve de haciz kararının sıhhatini etkileyen bir durum bulunmadığını, dava konusu yapılan hacizler nedeni ile doğan zararların davacıların zararına neden olan kişilerden yani ...... ve ...'tan tazminat davası yolu ile istenilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın hak düşürücü süre ve dava şartı noksanlığı nedeni ile reddini,

mahkeme aksi kanaatte ise cevap ve delillerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açtığı davada öncelikle müvekkilinin pasif husumet ehliyeti olmadığını, müvekkilinin ......'ta olan alacağını tahsil edemediği için aleyhinde icra takibi başlattığını ve kesinleşen takipte borçlu adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, haciz konulduğu tarihte taşınmaz borçlu ...... adına kayıtlı olmakla konulan hacizde bir usulsüzlük olmadığını, daha sonra dava açılarak borçlu ...... adına olan tapunun iptali ile davacılar adına tescil edilmesinin müvekkili lehine tatbik edilen haczin sıhhatına zarar vermediğini, üçüncü kişi olduğunu,

dolayısıyla yapılan satış vaadi sözleşmesinin verilen vekaletnamelerin ve mahkeme kararının müvekkilini bağlayıcı bir yönü olmadığını, müvekkilinin bu işlemlerin dışında olup iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, davacılar ile dava dışı ...... arasındaki işlemler muvazaalı olup alacaklılardan mal kaçırmak niyetiyle işlemler yapıldığını ve işbu dava ikame edildiğini, kaldı ki davacıların taşınmaz üzerine dava dışı ...... tarafından yapılması vaat edilen inşaatların büyük oranda yapıldığını ve bitirildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

4. Davalı ... Madencilik Hazır Beton İnşaat Nakliyat İthalat İhracaat Tic. ve San. Ltd.

Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartları mevcut olmadığından HMK'nın 114/h maddesi uyarınca davacının müvekkili yönünden dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın müvekkili yönünden tefriki ile davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin ......'tan alacaklı olup, ...... adına kayıtlı bulunan taşınmazlar üzerinde de haciz koydurduğunu, davacı haciz işlemini kaldırmak adına iş bu davayı açmış olup, HMK uyarınca böyle bir dava nitelendirilmesi olmadığını, haciz işlemi icra takip yoluna istinaden yapılmış olup,

müvekkilinin ......'tan alacaklı olduğu takip dayanağı ile sabit olup müvekkili ile borçlu ...arasındaki icra takibine istinaden konulan haczi, takip hukukuna uygun olarak alınmış bir mahkeme kararı ya da borç ödenmeden haciz kaldırma işleminin yapılamayacağının İİK'nun ilgili maddelerince sabit olduğunu, açılan davadan menfi tespit davası olup, İİK'nun 72/1 inci fıkrası uyarınca menfi tespit davası borçlu tarafından açılacak bir dava türü olduğunu, dolayısıyla da davacının menfi tespit davası açma hakkı olmadığını, bu nedenden dolayı da HMK'nın 114/d maddesi uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini,

müvekkili şirket tarafından davalı ......'ın adına kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine kesinleşen takip uyarınca haciz konulduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olup davacının dava dilekçesinde arz ettiği hususları da bilmesinin mümkün olmadığını, davacının mağduriyetine ilişkin zararının tazminat olarak davalı ......'tan talep edilmesi gerektiğini, aksi halde alacağının tahsili konusunda yapılan hacizlerin kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

5. Davalı ... yargılama aşamasında ......'tan alacağına istinaden haciz koydurduğundan davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2018 tarihli ve 2016/1038 Esas, 2018/64 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

Davalı ..., davalı ... Başkanlığı vekili, davalı Imer Ltd. Şti. Vekili, davalı ... Bildi, davalı ... Yapı Malzemeleri İnş. Taah. Kömürcülük San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili, davalı ... Madencilik Hazır Beton İnş. Nak. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. vekilin istinaf isteminde bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.2019 tarihli ve 2018/963 Esas, 2019/446 Karar sayılı kararıyla istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; 1. Davacılar lehine tapu iptali ve sözleşmenin feshi koşullarının hacizlerin kaldırılmasına ilişkin bu davadan önce oluştuğu, bahse konu tapu kaydının iptal edilerek davacılar üzerine tapuya kayıt edildiği, ancak tapu kaydı yüklenici üzerinde iken 3. kişilerin yükleniciden olan alacakları için haciz koydurmaları arsa sahiplerini sorumluluk altına sokmayacağından hacizlerin kaldırılması gerektiği sabit olup davalıların bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin yerinde görülmediği,

2. Ancak, davacılar tarafından davalılara açılmış olan hacizlerin kaldırılmasına ilişkin her bir davanın zorunlu dava arkadaşlığı gerektirmeyen müstakil davalar olup davalıların yargılama giderlerinden müşterek ve müteselsil sorumlulukları yoluna gidilmesi hatalı olup her bir davalı yönünden kaldırılmasına karar verilen haciz miktarları göz önünde bulundurularak vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumluluğa ilişkin karar vermek gerektiği,

3. Ayrıca davalılardan ... tarafından konulan haczin yargılama aşamasında işlemden kaldırılmış olduğu, davacı vekilinin ibraz etmiş olduğu beyan dilekçesi ve tapu kaydından anlaşılmış olup bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerekirken davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemiz 18.10.2021 tarihli kararında ''...Dosya içeriğinden, davacı arsa sahipleri ile dava dışı yüklenici arasında dava konusu 592 ada 65 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaat yapımına ilişkin kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, kat karşılığı inşaat sözleşmelerine konu inşaatın tamamlanmaması nedeniyle arsa sahipleri tarafından yüklenici aleyhine 12.04.2016 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davalı müteahhidin davayı kabul etmesi üzerine, ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/267 Esas, 2016/440 Karar sayılı ilamıyla 592 ada 65 parsel sayılı taşınmazın yüklenici ...... adına olan tapu kaydının iptali ile arsa sahipleri adına tesciline karar verildiği, kararın 21.06.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dosyada mevcut tapu kayıtlarının incelenmesinde, davacıların maliki olduğu 592 ada 65 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydına, davalılar tarafından 21.06.2016 tarihinden önce 12.07.2013, 03/06/2015, 13/08/2014, 26/11/2014, 05/10/2014, 02/01/2015, 24/02/2016, 27/01/2015, 18/03/2015, 21/04/2015, 30/03/2016, 03/06/2016 ve 09/04/2015 tarihli haciz şerhlerinin konulduğu görülmüştür.

Bu durumda mahkemece, dava konusu 592 ada 65 parsel sayılı taşınmaz hakkında davacıların açtığı tapu iptal ve tescil davasında verilen kararın tapuya tescil tarihinden önce konulan haciz şerhleri yönünden, Türk Medeni Kanunu'nun 3 üncü ve 1023 üncü maddeleri gereği haciz lehtarlarının iyi niyetli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir'' gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstinaf yoluna başvuran davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/2 nci maddesi gereğince kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/02/2018 tarihli ve 2016/1038 Esas, 2018/64 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile haciz şehlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde ... Maden Hazır Beton İnş. Nak. İht. İhr. Ltd. Şti, davalı... İş Makinaları A.Ş. vekili, davalı ... Başkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davalı ... Müş. Nakl. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde; ''...Haciz işlemi icra yoluna istinaden yapılmış olup, müvekkilin ......'tan alacaklı olduğu takip dayanağı ile sabit olup müvekkil ile borçlu ...arasındaki icra takibine istinaden konulan haczi takip hukukuna uygun olarak alınmış bir mahkeme kararı ya da borç ödenmeden haciz kaldırma işleminin yapılmayacağı İİK'nın ilgili maddelerince sabittir.

Açılan davada menfi tespit davası olup İİK'nın 72/1 fıkrası uyarınca menfi tespit davası borçlu tarafından açılacak bir dava türüdür. Dolayısıyla da davacının menfi tespit davası açma hakkı yoktur. Bu nedenden dolayı da HMK'nın 114/d maddesi uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğinin 2016/127 Esas, 2016/440 Karar sayılı kararına dayanak yapmış olup, mahkeme dosyası müvekkil için delil teşkil edemeyeceği gibi kesin hüküm de teşkil etmeyeceğini, iyiniyetli olup davacının dava dilekçesinde arz ettiği hususları da bilmesinin mümkün olmadığını, davacı mağdur olduğunu iddia ediyorsa zararını tazminat olarak davalı ......'tan talep etmesi gerektiğini, hacizlerin kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığını" belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... Başkanlığı vekili temyiz dilekçesi ile;

a- 11.09.2014 tarih ve 29116 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’un 64 üncü maddesi ile 30.01.1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesine eklenen ilk fıkrada.

31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer Sosyal Güvenlik Mevzuatlarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeni ile zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması zorunlu kılınmış olup diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydı ile yapılan müracaata 60 gün içerisinde cevap verilmez ise talebin reddedilmiş sayılacağı, kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması gerektiğinin düzenlendiği.

Kuruma müracaat edilmeden dava açılması durumunda.

6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinde; dava şartları sayılmış olup aynı maddenin son fıkrasında diğer Kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı kalacağı düzenlendiğinden 6552 sayılı Kanun ile getirilen müracaat şartı, dava şartı olarak nitelendirildiğinden, ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrasında mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davanın usulden reddine karar vermesi gerektiği düzenlendiğinden davacı tarafından kuruma başvurulmadan açılan iş bu davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini;

kaldı ki davacı tarafından tapu kaydına uygulanan haciz işleminin kaldırılması isteminin yasal süresi içerisinde de yapılmadığını,

b- Davalı Kurum ...

Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 1080610 080 sicil sayılı dosyasında işlem gören işyerinin işvereni ......'ın kuruma olan prim borçlarından dolayı 6183 sayılı Yasaya istinaden ödeme emirleri düzenleniş olup düzenlenen ödeme emirlerinin borçlu tarafından tebellüğ edilmesine rağmen yasal süresinde borcun ödenmediği, yasal süresi içerisinde borca itiraz edilmeyip kesinleşmesi ve borcun ödenmemesi nedeni ile borçlu ...... aleyhine haciz karar alınarak borçlu ......'ın 03/06/2015 tarihli ve 8271007 sayılı talebi doğrultusunda dava konusu ...

Mahallesi 592 ada 65 parselde bulunan taşınmazın tapusu üzerine haciz konulduğu, tapu kayıtlarında şerhin bulunmaması ve taşınmazın borçlu ...... adına kayıtlı olması sebebi ile haczin tatbiki sırasında usulsüz bir işlemin söz konusu olmadığı ve de haciz kararının sıhhatini etkileyen bir durumun bulunmadığını, bu nedenle de kabul kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,

c- Dava konusu yapılan hacizler nedeniyle doğan zararların, davacıların zararınıza neden olan kişilerden yani ...... ve ...’tan tazminat davası yoluyla istenilmesi gerektiğini,

d-Ayrıca, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden aleyhine vekalet ücteti ve yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığını,

e- Nisbi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin haczinin 09/04/2016 tarihinde düşmüş olduğundan davalı sıfatının bulunmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini ve TMK'nın 3. üncü ve 1023 üncü maddeleri gereğince haciz lehtarı şirketin iyi niyetli olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haciz şerhlerinin kaldırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk Haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara bir bakıma takibi yapan icra müdürlüğünün el koyması işlemidir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 91 inci maddesi hükmü gereğince, gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında ilişki kurulur ve tasarruf yetkisi Türk Medeni Kanunu'nun 1010 uncu maddesi anlamında kısıtlanmış olur. Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibine eşya üzerinde dolaylı da olsa hâkimiyet kurma hakkı sağlamaz ise de tasarruf yetkisinin dar anlamda kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir.

Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi Türk Medeni Kanunu'nun 1010 uncu maddesi uyarınca borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi ya da herhangi bir sebeple sona ermesi halinde de taşınmaz kaydının terkini mümkündür.

Eldeki dava konusu haciz şerhlerinin usulsüz konulup konulmadığının tespiti bakımından üzerinde durulması gereken sorun davalı haciz lehtarlarının iyiniyetli olup olmadıklarının saptanmasıdır.

Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.”

Belirtilen ilke, Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesinde aynen, "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı nitelikteki 1024 üncü maddede, "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır.

Öte yandan, 08.11.1991 tarihli ve 4/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; tapuda kayıtlı bir taşınmazı kazanan kimseye karşı, Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesinde öngörülen iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali davalarında, dava açma iradesinin kazanımın kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı,

kaldı ki öyle olmasa bile buradaki kötü niyet iddiasının hukuki niteliği itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle de yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan ileri sürülebileceği kabul edildiğinden bu durumun hakim tarafından resen nazara alınması ve kazanmanın kötü niyetle vuku bulup bulunmadığının tartışılması, davacıya bu konudaki delilleri sorulması ve toplanması gerekir.

Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesine dayanan kazanmayı resen dikkate alacak olan hâkim, dosyadan anlaşılıyorsa iyi niyet şartının gerçekleşmediğini de resen dikkate almalıdır.

3. Değerlendirme

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede;

Arsa maliki davacılar maliki oldukları 62 parsel sayılı taşınmazda bina inşası için yüklenici ...... ile 01.02.2012 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmışlar, arsadaki paylarını baştan yükleniciye devretmişler, yüklenicinin sözleşme gereği edimini yerine getirmemesi nedeniyle 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.04.2016 tarihli ve 2016/267 Esas, 2016/440 Karar sayılı kararı ile tapu iptali tescil davası açarak tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline dair karar almışlar ve tapuya 01.07.2016 tarihinde adlarına tescil ettirmişlerdir.

Davacılar eldeki dava ile tapu kaydı yüklenici adına iken yüklenicinin borcundan dolayı konulan haciz şerhlerinin kaldırılmasını talep etmektedir. Hemen belirtilmelidir ki; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin hukukî niteliğinin açıklanmasında fayda vardır.

Arsa payı karşılığı kat yapım sözleşmeleri, inşaat sözleşmelerinin bir türüdür. Bu sözleşmelerde genel olarak, müteahhit (yüklenici) kendi malzemesi ile yapacağı inşaattan bir bölümü arsa sahibine vermeyi yükümlenmesine karşılık, arsa sahibi de üzerinde inşaat yapılacak arsanın belli bir payını yahut tamamını tapuda müteahhit adına intikal ettirmeyi taahhüt eder.

Bu suretle, müteahhidin yapıp teslim edeceği daireler ve bağımsız bölümlerin bedel olarak karşılığı, arsa üzerinden verilecek pay ile aynî olarak ödenmektedir. Bu tür sözleşmelerde, müteahhidin arsa sahibine vereceği bağımsız bölüm veya bölümler, arsa sahibince tahsis edilecek arsa üzerinde yapılacak inşaattan olabileceği gibi, müteahhidin (yüklenicinin) bir başka yerdeki inşaatından da olabilir.

Sözleşme bu özelliğine göre, müteahhit (yüklenici) yönünden inşaat yapmak yükümlülüğü, arsa sahibi yönünden ise tapuda pay geçirim taahhüdünü içerdiğinden, inşaat yapma ve satış vaadi olarak karmaşık, iki tipli bir nitelik taşımaktadır (Kostakoğlu, Cengiz: İçtihatlı İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, İstanbul, 2011, s. 61).

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmazın veya tapulu taşınmaz payının devrini içermesi nedeniyle karşı tarafın kabulü yoksa tek taraflı olarak feshedilemez; feshe hâkim karar verir (Yavuz, Nihat: Türk Borçlar Kanununa Göre Eser ve Hizmet Sözleşmeleri, Ankara, 2011, s. 731).

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre inşaat yapan müteahhidin, yaptığı işin karşılığı olan arsa payını talep hakkı, kural olarak arsa sahibine verilmesi gereken dairelerin teslimi anında doğar. Ancak taraflar yasa hükmünün aksine, arsa payının devrine ilişkin özel koşullar kararlaştırabilir.

Örneğin, üzerinde inşaat yapılacak arsanın müteahhide verilmesi öngörülen payının, peşinen devri kabul edilebileceği gibi, müteahhide isabet edecek bağımsız bölümlerin kat irtifaklı arsa paylarını, inşaatın belirli aşamalarında devri de kararlaştırılabilir. İnşaatın tamamlanmasından önce müteahhide pay devri yapılması, inşaat yapımı sırasında müteahhide gerekli olan sermayenin sağlanarak işin bir an önce bitirilmesi amacını gütmektedir.

Peşinen tapuda yapılan bu pay devri bir nevi avans niteliğindedir.

Diğer taraftan hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. İyi niyetten maksat "hakkın doğumuna engel olacak bir hususun, hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir".

Belirtilen ilke, TMK’nın 1023 üncü maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024 üncü maddede. "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır.

Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.

Söz konusu kişinin gerçekten iyi niyetli olması sözleşme yaptığı tapu malikinin gerçek hak sahibi olduğuna inanması kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen gerçek hak sahibi olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesinin imkânsız olması gerekir.

Bu görüşten hareketle kötü niyet iddiasının def'î değil itiraz olduğu, her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece re'sen nazara alınacağı gerek 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas, 1991/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararında ve gerekse bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiş, benimsenen bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2001 tarihli ve 2001/1-422 Esas, 2001/434 sayılı Kararında da kapsamlı olarak açıklanmıştır.

Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri karşılıklı edimler içerdiğinden, yüklenicinin peşinen kendisine devredilen tapuya hak kazanabilmesi için sözleşmede açık bir hüküm bulunmadıkça kendi edimini yüklendiği özen borcu uyarınca kanuna, sözleşme hükümlerine fen ve sanat kurallarına uygun olarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Eş söyleyişle yüklenici edimini tam olarak yerine getirdiğinde, kendi adına düşen bağımsız bölümlerin tescilini isteyebilecektir.

Nitekim yüklenici edimini yerine getirmediği takdirde arsa sahibine sözleşmenin feshi ile devredilen tapunun iptalini isteme hakkı doğmaktadır.

Zira ani edimli türden olan eser sözleşmeleri kural olarak geriye etkili olarak sonuç doğurmaktadır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 25.01.1984 tarihli ve 1983/3 Esas, 1984/1 sayılı Kararında da kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kendi kusuruyla işi muayyen bir zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi hâlinde, uyuşmazlığın kural olarak BK’nın 106-108. maddeleri gereğince çözümlenmesi gerektiği, ancak olayın niteliği ve özelliği haklı gösteriyorsa TMK’nın 2 nci maddesi uyarınca sözleşmenin ileriye etkili sonuç doğuracağına karar vermek gerektiği belirtilmiştir).

İnşaatın kısa sürede tamamlanması amacıyla inşaatın başında bu sözleşme uyarınca tapuda devir yapılmasına rağmen, yüklenici edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünde artık tapuda yapılan devrin sebebi ortadan kalkacak ve kayıt yolsuz tescile dönüşecektir.

Avans niteliğindeki bu paylar, yüklenici temerrüde düştüğünde arsa sahibi tarafından geri istenebilir ve yüklenici ile bağımsız bölüm almak üzere sözleşme yapan üçüncü kişiler, tapuda yapılan devre rağmen bu payları arsa sahibine iade etmek zorundadır. Bu durumda üçüncü kişiler için TMK’nın 1023 üncü maddesi uygulanamaz. Zira üçüncü kişiler yüklenicinin halefidir.

Bu sözleşmenin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden yapıldığını, yüklenici inşaatı tamamladığında bağımsız bölümü alabileceğini bilirler veya bilmeleri gerekir. Bu sebeple TMK’nın 1023 üncü hükmünün uygulanması için aranan iyi niyet şartı, üçüncü kişi açısından gerçekleşmez.

Nitekim Anayasa Mahkemesi de 20.07.2017 tarihli ve 2014/12321 başvuru numaralı kararında böyle bir durumda yükleniciden tapuda devir suretiyle pay alan üçüncü kişilerin mülkiyet haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2020 tarihli ve 2018/23-240 Esas, 2020/43 sayılı Kararında, yine 2017/7 Esas, 2021/1301 sayılı Kararlarında da benimsenmiştir.

O hâlde, yüklenici tarafından edimin yerine getirilmemesi nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesi karşısında, taşınmazda hak sahibi olmayan yüklenicinin borçları nedeniyle ve inşaat halindeki taşınmazda tesis edilen hacizlerin, gerçek hak sahibi olan davacı maliklere karşı ileri sürülemeyeceği açıktır. Somut olayda da, arsa sahibi ile yüklenici arasında yapılan inşaat sözleşmesi hükmen iptal edilmiştir.

O halde bu kez yapılan değerlendirme sonucunda; mahkemece yolsuz olarak davalılar lehine tesis edilen hacizlerin terkinine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 08.06.2022 tarihli direnme kararı yerinde görülmüş ve Dairemiz bozma kararının kaldırılarak hükmün onanması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, davalı ... Başkanlığı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Dairemizin 23/03/2023 tarih ve 2023/833 Esas, 2023/1694 Karar sayılı kararı ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 08/06/2002 tarih, 2022/1591 Esas, 2022/1882 Karar sayılı direnme kararını içeren kararının onanmasına karar verilmiştir. Ancak aşağıda belirttiğim nedenlerden ötürü bu karara iştirak etmiyorum:

1. ....2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/05/2016 tarih 2016/267 Esas, 2016/440 Karar sayılı ilamına göre; bu davanın davacıları ile ...... arasında .... Noterliğinin 01/02/2012 tarih 1470 yevmiye numaralı, 02/03/2012 tarih 2934 yevmiye numaralı 10/07/2012 tarih 7695 yevmiye numaralı Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri ile birlikte; ... Mah. 592 Ada 65 parselde kayıtlı gayrimenkulün tapuda satış yapması konusunda vekaletname düzenlenmiştir.

Davacılar vekilinin ilama yansıyan beyanına göre "davalı ...... sözleşme edim yükümlülüğünü yerine getirmek için sözleşme tarihinden bu yana gereken tüm gayreti sarfettiği" halde, inşaatın ancak yüzde kırkını tamamlayabilmiştir. Davacıların davalı ile görüşmeleri sonucu davalının (......'ın) ekonomik şartlarının kötüye gitmesi nedeniyle inşaatı tamamlamasının mümkün olmadığını söylediğinden bahisle, ..., ...

Mah. 592 Ada 65 parselde kayıtlı gayrimenkulün tapu kaydının iptali ile devirden önceki hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmişler, davalı ......'ın ilk celsede davayı kabul etmesi nedeniyle davanın kabulüne, taşınmazın önceki payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Bu karar kesinleşerek, taşınmaz 01/07/2016 tarihinde davacılar adına tapuya tescil edilmiştir.

2. İstinaf incelemesine konu ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/02/2018 tarih 2016/1038 Esas, 2018/64 Karar sayılı dosyasında davacılar vekili; davacıların, tapuda satış yapması konusunda ......'ın kardeşi ...'a vekaletname verdikleri, vekaletnamelere istinaden ...'ın ... Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 31/03/2013 tarih 2013/1577 yevmiye numaralı işlemi ile taşınmazı ...... adına tescil ettirdiği, müvekkileri ile ...... arasında imzalanan ...

1. Noterliği'nin 01/02/2012 tarih 1469 yevmiye numaralı Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile müvekkillerine, yapılacak binadan altı daire verilmesinin kararlaştırıldığı, ancak müvekkilinin kardeşi olan ...'ın sözleşmeye aykırı şekilde taşınmazı 31/03/2013 tarihinde ......'a devrettiği, "müteahhit ...... yapmış oldukları sözleşme gereği yapımını üstlenmiş olduğu inşaatta tapuların kendisine tamamının devredilemeyeceğini çok iyi bilmesine rağmen müvekkillerinin bilgisi ve haberi olmadan kötü niyetli olarak tapuları kendi üzerine aldığı, müteahhit ......'ın bu satış işleminde iyi niyetli olmadığı,

Müteahhit ...... ile kardeşi ... arasında yapılan işlem kötü niyetli ve muvazaalı olarak yapılan işlem batıl olduğu için ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 12/04/2016 tarih 2016/267 Esas, 2016/440 Karar sayılı dava dosyası ile tapu iptali ve tescili için dava açıldığı" davanın kabulü ile birlikte taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verildiği, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ...... adına olduğu dönemlerde davalılar tarafından taşınmaz üzerine hacizler konulduğu, bu hacizlerin müvekkilleri ile her hangi bir hukuki bağlantısının bulunmadığından bahisle, hacizlerin kaldırılması talep edilmiş, bu talep ilk derece mahkemesince kabul edilerek, taşınmaz üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.

3. Davalıların istinaf yoluna başvurmaları üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 01/04/2019 tarih 2018/963 Esas, 2019/446 Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin kabulüne karar verilerek yeni bir hüküm kurulmuştur. Ancak yeni hükümde de, ..., Merkez, ... Sultan Mah. 592 Ada 65 No.lu parsel üzerine davalılar SGK., ... Maden Hazır Beton İnş. Nak. İth. İhr. Ltd. Şti., ... Yapı Malzemeleri Ltd. Şti., ..., ... ve İmer Ltd. Şti. Lehine konulan haciz şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

4. Dairemizin 18/10/2021 tarih 2021/205 Esas, 2021/2042 Karar sayılı kararı ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 01/04/2019 tarih 2018/963 Esas, 2019/446 Karar sayılı kararının bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 08/06/2022 tarih 2022/1591 Esas, 2022/1882 Karar sayılı kararı ile bozma kararına direnilmesi ve kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin çoğunluk görüşü ile bozma kararının kaldırılarak kararın onanmasına karar verilmiştir.

5. Davacılar vekilinin yukarıda özetlenen beyanlarından anlaşılacağı üzere, önce müteahhit ...... arasında 01/02/2012 tarihinde Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalanmıştır. Bilahare davacılar üç ayrı vekaletname ile, sözleşmeye konu taşınmazı dilediği kişiye dilediği bedel karşılığında devretmesi için ......'ın kardeşi ...'a yetki vermişler, ... da, bu vekaletnamelere istinaden taşınmazı 31/03/2013 tarihinde ......'a devretmiştir. Davanın ve temyiz incelemesinin konusunu oluşturan hacizler, taşınmazın dava dışı ......'a devrinden sonra konulmuştur.

Çok basit bir bilginin hatırlanmasında fayda var: Davacılar ile dava dışı ...... arasında düzenlenen 01/02/2012 tarihli Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, sadece sözleşmenin taraflarına hak ve borçlar yükleyen, üçüncü kişiler için hiç bir bağlayıcılığı bulunmayan ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyecek nitelikte bir hukuki ilişkidir.

Oysa Türk Medeni Kanunu'nun 1020 nci maddesinde ifadesini bulan "Tapu Sicilinin Açıklığı" ilkesi, ilgilisine ayni nitelikte, herkese karşı ileri sürülebilecek haklar sağlayan ve gayrimenkul hukukunun temelini oluşturan bir ilkedir. TMK'nın 1024 üncü maddesi aynen "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." şeklindedir.

Bu madde somut uyuşmazlığa uygulandığında; davalıların, alacakları için haciz koydukları taşınmazın borçlu ...... adına yolsuz olarak tescil edildiğini bildiklerinin, buna rağmen ve kötü niyetli olarak dava konusu hacizleri koyduklarının davacılar tarafından kanıtlanması gerekir. Ancak davacılar, yargılama sürecinde böyle bir iddiada dahi bulunmamışlardır. Bundan da öte davacılar.

Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde müteahhit ...... edimini yerine bile getirmeden yukarıda tarih ve yevmiye numaraları belirtilen vekaletnameler ile, adlarına kayıtlı taşınmazı dilediği kişiye ve dilediği bedel karşılığında devretmesi için ...'a vekalet vermişler, vekil olan ... da, bu vekaletnamelere istinaden taşınmazı müteahhit ......'a devretmiştir.

Vekaletnamelerde, taşınmaz üzerine yapılacak inşaatın belirli bir seviyeye gelmesi vb. Hiç bir kısıtlayıcı şart yer almamaktadır. Bu şekilde gerçekleşen taşınmaz devrinde, bu hukuki ilişkiden haberdar olması beklenmeyen üçüncü kişi durumundaki davalıların kazanımlarının da TMK'nın 1024 üncü maddesi gereğince korunması gerekir. Davalılar, oluşan zararlarını ise, Borçlar Kanunu'nun vekalete ilişkin hükümleri kapsamında, ancak vekalet verdikleri ...'a karşı ileri sürebilirler.

Aksinin kabulü; tapu kütüğüne güven ilkesini tümden ortadan kaldıracaktır. Ancak onama kararında "(...) davalıların iyi niyet iddiası dinlemez. TMK'nın 1023 üncü maddesinin de uygulanma olanağı bulunmamaktadır..." denilmiştir. Peki TMK'nun 1023 üncü ve 1024 üncü maddesi böyle bir olayda uygulanamayacaksa, hangi durumlarda uygulanacaktır ?

6. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/05/2016 tarih 2016/267 Esas, 2016/440 Karar sayılı dosyası, temyiz incelemesi yapılan dosya içerisinde yer almamakta, sadece mahkemenin ilamı bulunmaktadır. İlamdan anlaşıldığına göre davalı ...... davayı ilk celsede kabul etmiş, mahkemede bunun üzerine başka bir araştırmaya girmeden davanın kabulüne karar vermiştir.

HMK'nın 61 inci maddesi gereğince davanın, karar sonucundan etkilenecek olan haciz lehdarlarına, yani davalılara ihbar edilmesine dahi gerek duyulmamıştır. Yine bu ilamdan davacı vekilinin, taşınmazın yüzde kırkının tamamlandığını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Davalının kabulü nedeniyle, mahkemece, arsa üzerinde yapılan binanın tamamlanma oranı konusunda bir araştırmaya girişilmemiş, keşif de yapılmamıştır.

Bu şekilde yapılan yargılama sonunda davacılar, hem taşınmazları üzerine konulan hacizlerden kurtulmuşlar, hem de, arsalarına yapılan ve en az yüzde kırk oranında tamamlanan binadan dolayı davalıları ...... aleyhine sebepsiz olarak zenginleşmişlerdir.

Davanın haciz alacaklılarına ihbar edilmemesinin sonucu olarak davalılar, davacıların, yüklenici ...... aleyhine elde ettikleri ve ......'ın mal varlığına dahil olması gereken bedeli borçlu adına ve alacaklarına mahsuben talep etme hakkından mahrum bırakılmışlardır.

Açıkladığım bu gerekçelerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 08/06/2002 tarih, 2022/1591 Esas, 2022/1882 Karar sayılı direnme kararını incelemek üzere dosyanın Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesi kanaati ile, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/833, K. 2023/1694, 23 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Gerekçe
  16. VII. Karar
  17. Karşı Oy

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/833
Karar No
2023/1694
Tarih
23 Mart 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/834 K.2023/2270
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/835 K.2023/1450
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/835 K.2023/2758
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/836 K.2023/1237
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/836 K.2023/748
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/836 K.2023/1295

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.