İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1850 K.2025/636

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından…

Esas2024/1850Karar2025/636Tarih10 Şubat 2025Okuma8 dk · 1.545 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2024/1850 E., 2025/636 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Şubat 2025
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/715 E., 2023/2159 K.
İlk derece mahkemesi
Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2020/236 E., 2021/418 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.545 kelime·8 dk okuma·9 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ...

Mahallesi, 368 ada 2 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin murisi ... ...adına kayıtlı olup davacıların, taşınmazda murisleri ... ...... intikalen iştirak hâlinde malik olduklarını, davalının ise komşu 368 ada 6 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının hiçbir üstün hakkı bulunmamasına rağmen davacılara ait dava konusu taşınmaza kısmen girerek, bir kısmı kendi taşınmazında bir kısmı da davacılara ait taşınmazda kalacak şekilde bina yaparak müdahale ettiğini, davalının, tüm uyarılara rağmen elatmayı sürdürdüğünü ileri sürerek, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ...

Mahallesi, 368 ada 2 parsel sayılı taşınmaza davalının haksız olarak yaptığı el atmanın önlenmesi, davalı tarafından yapılan binanın taşkın kısmının kâl'ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacıların veraset intikaliyle dava konusu 368 ada 2 parsel sayılı arsanın maliki olduklarını, davalı müvekkilinin ise babasından veraset intikaliyle maliki olduğu 368 ada 6 parsel sayılı arsanın maliki olduğunu, davacıların, davalının vefat eden kardeşinin eşi ve çocuklar olduğunu, davacılar ve davalının bitişik arsalara evlerinin birinci katlarını 1984 yılında her iki taraf murisleri babaları tarafından karşılıklı rızaları ile yapıldığını, 1999 yılında ise murisler vefat ettikten sonra her iki taraf ikinci katları rızalarıyla çıktıklarını,

rızanın hilafı hususu bu olayda mevcut olmadığından davanın reddi gerektiğini, davalının binası ile davacıların binasının ortak duvarı kullandıklarını; davalının, davacılar arsasına taştığı iddiası doğruysa bile binanın taşan kısmına tekabül eden arsanın ilgili bölümünü bedeli mükabilinde davalı adına temliken tescilini talep ettiğini, davacıların davalı ile aralarında oluşan husumet nedeniyle kötüniyetli olarak meni müdahale ve yıkım için zarar vermek amacıyla davayı açtıklarını belirtip, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...yapının inşaatında çalışan tanık ...'un beyanına göre yapının ilk katının tarafların ortak murisinin sağlığında yapıldığı, ikinci katının ise yine aynı tanık tarafından davacıların murisi ile davalının ortak iradesiyle yaptırıldığının beyan edildiği,

davacıların amcası ile davalının abisi olan diğer tanık ...'ın yapının inşası sırasında durumun bilindiğini ve kabullenilerek yapının inşasına devam edildiğini beyan ettiği, 31.03.2021 tarihli İnşaat ve Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen rapordaki uydu görüntüsünden anlaşıldığı üzere yapının bir bütün hâlinde tek yapı olarak inşa edildiği, ayrı ayrı yapılar olmadığı, yıllardan beri kullanılageldiği, yapının bulunduğu taşınmazların 19.10.1983 tarihinde ortak muris adına kayıtlı olduğu, tanık Mahmut'un beyanına göre yapının ilk katı yapıldığında taşınmazların hâlen ortak muris adına kayıtlı olduğu,

taşınmazın davalılara satış suretiyle devir tarihinden sonra yapıldığının kabulü hâlinde tanık ...'ın beyanına göre tecavüzün davacıların murisi tarafından bilindiği ve kabullenildiği anlaşılmakla davacılar tarafından taşınmaza haksız el atıldığı ispatlanmadığı, temliken tescil şartları oluştuğu..." gerekçesiyle asıl davanın reddine kaşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...somut olay değerledirildiğinde; bir bütün hâlinde tek bir yapı olarak her iki parsel üzerine inşa edilen yapı sahibinin ifrazen oluşan taşınmazların çaplı taşınmazlar olması nedeniyle iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği, davalının yapının inşaası tarihine ait herhangi bir aplikasyon krokisi ibraz etmediği, taşkınlığın imar uygulamasından kaynaklanmadığı,

çaplı taşınmaza taşkın inşaat yapılması hâlinde kural olarak iyiniyet iddiası dinlenemeyeceğinden temliken tescilin yasal koşularının oluşmadığı dosya kapsamıyla sabit olup, davalının haksız şagil konumunda bulunduğu açıktır.

O hâlde, davalı tarafından karşı dava yoluyla talep edilen temliken tescilin yasal koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceğinden asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya, maddi vakıalara uygun görülmediği..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı-karşı davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; yapının yapıldığını görüp ses çıkarmayan kişinin zımnen onay vermiş olduğunu, kısmen yıkım mümkün olmadığından yapının tümden yıkılması hâlinde aşırı zarar meydana geleceğini, davacılaırn kötüniyetli olduğunu, arada husumet bulunduğunu, tanık İbrahim'in beyanlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve yıkım, karşı davada temliken tescil istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

1. Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve yıkım, karşı davada temliken tescil talebine ilişkindir.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 368 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacıların murisleri ... ...... intikalen iştirak hâlinde malik, davalının ise komşu 368 ada 6 parsel sayılı taşınmazda malik olduklarını, davalının bir kısmı kendi taşınmazında bir kısmı da davacılara ait taşınmazda kalacak şekilde bina yaparak taşınmazlarına müdahale ettiğini belirterek el atmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunmuştur.

3. Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı davasında; davacıların veraset intikali ile dava konusu 368 ada 2 parsel sayılı arsanın maliki bulunduklarını, davalı ve karşı davacı müvekkilinin ise babasından veraset intikali ile 368 ada 6 parsel sayılı arsanın maliki olduğunu, davacıların davalının vefat eden kardeşinin eşi ve çocukları olup davacılar ve davalının bitişik arsalara evlerinin birinci katlarını 1984 yılında ikinci katlarını ise 1999 yılında tarafların karşılıklı rızalarıyla yaptıklarını, davacıların tarafına olan taşmanın iyiniyete dayandığı ve bedeli karşılığında buranın temliken tescilini talep ettiklerini belirtmişlerdir.

4. İlk Derece Mahkemesince tanık ...'un beyanına göre yapının ilk katının tarafların ortak murisinin sağlığında yapıldığı, ikinci katının ise yine aynı tanık tarafından davacıların murisi ile davalının ortak iradesiyle yaptırıldığının beyan edildiği, davacıların amcası ile davalının abisi olan diğer tanık ...'ın yapının inşası sırasında durumun bilindiği ve davacı tarafça kabullenilerek yapının inşasına devam edildiğinin beyan edildiği, yapının bir bütün hâlinde tek yapı olarak inşa edildiği, yıllardan beri ortak kullanılageldiği, yapının bulunduğu taşınmazların her ikisinin de 19.10.1983 tarihinde ortak muris adına kayıtlı olduğu,

bu durumda davacıların taşınmaza haksız olarak el atmadığı ve temliken tescil şartlarının oluşuğu kabul edilerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

5. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazların çaplı olduğu, çaplı taşınmazlarda iyiniyet savunmasının kabul edilemeyeceği, temliken tescilin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin Sayın çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır. 6. Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenip dinlenilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesinde temliken tescilin kanuni şartları düzenlenmiştir. Bu şartlar arasında tescil talebinde bulunan kişinin iyiniyetli olması gerektiği de hüküm altına alınmıştır. Ancak maddede çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğine ilişkin kategorik bir engele yer verilmemiştir.

Öte yandan 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorunda olup bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince himaye görmesi mümkün değildir. Buna göre temliken tescil talebinde bulunan kişinin çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının kural olarak dikkate alınmaması makul ise de bazı olayların somut koşullarında çaplı taşınmaz da olsa burada tescil talebinde bulunanın iyiniyetli sayılması gerekebilir.

Bu bağlamda kanunda açık bir engel bulunmamasına rağmen çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının hiçbir şekilde dinlenemeyeceğine ilişkin kesin ve katı bir kabul adalete ve hakkaniyete aykırı sonuçlar ortaya çıkarabilecektir.

8. Somut olaya bu çerçevede yaklaşıldığında karşı davacı ile asıl davacı murislerinin kardeş oldukları, her iki tarafın da kullandığı bitişik binanın ayrı ayrı değil tek bir bütün olarak inşa edildiği, bu inşa sırasında karşı davacının taşınmazının bir miktar davacının taşınmazına taştığının anlaşıldığı ve hatta davacı taraf murisinin uyarıldığı fakat tarafların kardeş olmalarından ötürü bu duruma davacı tarafın da muvafakat ettiği ve bu şekilde binada uzun yıllar birlikte oturulduğu, davacı tarafça açılan el atmanın önlenmesi davasının daha sonra taraflar arasında meydana gelen husumet sebebiyle binanın birinci katının yapımından neredeyse 35 yıl sonra ikince katın yapılmasından ise 20 yıl sonra açıldığı anlaşılmaktadır.

9. Öte yandan bina değerinin taştığı belirtilen arsa değerinden açıkça fazla olduğu ve temliken tescile karar verilmemesi hâlinde kal hükmünün icrası için sadece taşan kısmın değil hem davacının hem de davalı tarafa ait binaların komple yıkılması gerektiğinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

10. Bu olgular karşısında karşı davacı tarafın bu inşaatı kardeşler arasındaki mavafakate dayanılarak yaptığı ve bu muvafakatın on yıllar boyu devam ettiği dikkate alındığında karşı davacının iyiniyetli olmadığı söylenemez. Öte yandan, davacı tarafın da bu taşınmazın yapımına muvafakat edip akabinde de makul sayılması mümkün olmayan uzun bir süreden sonra sadece taşkın kısmının değil her iki tarafa ait binaların komple yıkımına sebebiyet verecek şekilde talepte bulunmasının dürüstlük kuralıyla bağdaştığını, dolayısıyla bu talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığını söylemek de zordur. Buna göre karşı davacının açmış olduğu temliken tescil davasının şartlarının oluştuğu değerlendirildiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının isabetli olmadığı düşünülmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

11. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekirken sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1850, K. 2025/636, 10 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Karşıoy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1850
Karar No
2025/636
Tarih
10 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/1851 K.2025/2557
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1851 K.2025/503
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2024/1851 K.2025/770
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/1852 K.2025/1386
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1852 K.2025/565
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1853 K.2025/969

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.