KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/2141 E., 2025/1419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/857 E., 2024/944 K.
- Davacılar
- ... vd. vekili Avukat ...
- İlk derece mahkemesi
- Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/142 E., 2018/276 K.
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; dava konusu 404 parsel sayılı taşınmazda davalı şirketin baz istasyonu kurduğunu, davacıların ise bu baz istasyonunun çok yakınında evleri ve arsalarının olduğunu ileri sürerek; baz istasyonunun kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
“Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelik uyarınca yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilimsel verilere dayalı bilirkişi raporlarına göre dava konusu edilen baz istasyonlarının elektrik alan şiddeti limit değerlerinin altında faaliyet gösterdiğinin belirlendiği,
Elektrik mühendisi bilirkişi raporunda baz istasyonunun çok yakınında ev bulunması nedeniyle baz istasyonunun kaldırılması yönünde görüş bildirilmiş ise de bahse konu evin davacılara ait ev olmayıp davacılara ait ev ile baz istasyonu arasındaki mesafeleri gösterir kroki fen bilirkişisinden alınıp, baz istasyonunun sağlığa zarar verip vermediğine ilişkin iddiaların uzmanlık alanı olan, Halk Sağlığı uzmanı bilirkişi ile Nükleer Tıp Uzmanı bilirkişilerden rapor alındığı,
raporda tespit edilen değerlerin yasal yönetmelik ve limitler içerisinde olduğu ve kanıta dayalı risk oluşturduğunu söylemenin mümkün olmadığının belirtildiği" gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
“Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle” davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirketin baz istasyonu kurduğunu, davacı müvekkillerinin baz istasyonunun çok yakınında evlerinin ve arsalarının olduğunu, davacıların baz istasyonuna çok yakın oturmaları nedeni ile bu durumdan etkilendiklerini, eksik araştırma yapıldığını, taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kâl istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2141, K. 2025/1419, 12 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama