KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/2483 E., 2025/1018 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2450 E., 2024/640 K.
- İlk derece mahkemesi
- Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/158 E., 2022/50 K.
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalının 01.03.2012 tarihinde boşandıklarını, boşanma hükmünün 02.05.2013 tarihinde kesinleştiğini, davacının maliki bulunduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 662 ada 3 parsel sayılı arsa üzerinde bulunan müstakil villa ve bahçesine davalı tarafından “aile konutu” şerhi koydurulduğunu, oysa taşınmazın sadece yaz aylarında yazlık konut olarak kullanıldığını, şerhin kaldırılması için ...
Aile Mahkemesine dava açıldığını, 06.05.2015 tarihinde şerhin kaldırılmasına karar verildiğini, kararın 15.06.2016 tarihinde kesinleştiğini, davalının taşınmaz üzerinde hiç bir hakkı olmadığını, boşanmanın kesinleşmesiyle birlikte davalının fuzuli şagil durumuna düştüğünü belirterek davalının müdahalesinin meni ile haksız işgalin başladığı tarihten itibaren bilirkişilerce tespit edilecek ecrimisilin faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında mal rejiminin tasfiyesi davasının devam ettiğini, dava konusu taşınmazın gerçekte davalıya ait olduğunu ve davalının annesinin katkılarıyla alınan kişisel malı olduğunu, geri verilmek üzere davacı adına satış yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile el atmanın önlenmesi talebi yönünden; her ne kadar davacı tarafça yargılama sırasında taşınmaz 3. kişiye satılarak devredilmişse de dava tarihindeki mevcut durumuna göre yapılan değerlendirmeye göre, dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu,
boşanma kararının kesinleşmesinden sonra davalının iyi niyetinden söz edilemeyeceği, boşanma kararı kesinleştikten sonra tapu kaydında yer alan aile konutu şerhinin de bir hak bahşetmeyeceği, mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasının olumlu ya da olumsuz sonuçlanmasının ise eldeki davanın sonucunu etkilemeyeceği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından dolayı karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine, ecrimisil talebi yönünden ise; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile men'i müdahaleye yönelik talep yönünden dava ön inceleme duruşma tutanağının imzalanmasından sonra 30.07.2019 tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın anahtarlarının davacıya teslim edildiği ve bu tarihten itibaren davanın konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği ve HMK 331. maddesine göre davalının yargılama giderlerinden sorumlu olduğu,
davacı lehine AAÜT 6. maddesine göre nispi vekalet ücretine takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf talebinin ise; davacı tarafından taşınmazın davalı tarafça kullanılmasına rızası olmadığına dair ihtarın 25.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2019/1211 Esas ve 2021/1933 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere davacının kullanıma rızasının son bulduğu tarihten itibaren ecrimisil talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın müdahalenin meni yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının taşınmazı devretmesiyle artık aktif husumeti kalmadığından davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın dava açılmadan önce kullanımına son verildiğinin belirtilmesine rağmen bu hususta delillerin toplanmadığını ve beyanların dikkate alınmadığını, belirterek kararın bozulmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, müdahalenin meni ve ecrimisil istemine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2483, K. 2025/1018, 24 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama