KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/3198 E., 2025/1880 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/19 E., 2024/233 K.
- İlk derece mahkemesi
- Diyarbakır 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/9 E., 2022/302 K.
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1382 ada 2 parselde kain 48 No.lu bağımsız bölümde davacının 42/107 hisse oranında, davalının ise 65/107 hisse oranında müşterek malik olduğunu, davalı payının davacıya satımı konusunda anlaşmaya vardıklarını, tarafların anlaşmaya varmasının akabinde davacının kredi çektiğini, kefilinin bizzat davalı olduğunu, hatta taşınmazın davalıya ait olan hissesinin de banka tarafından teminat olarak rehin edildiğini, 65/107 hisseye tekabül eden 1.170.000,00 TL'nin Mayıs-Haziran 2021'de elden davalıya teslim edildiğini,
davalı tarafın dayısı olması ve akrabalık ilişkisi içerisindeki karşılıklı güven sebebiyle taraflar arasında herhangi bir sözleşme akdedilmediğini belirterek 48 bağımsız bölüm No.lu işyeri niteliğindeki taşınmazın tapuda davalı adına olan 65/107 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözlü satış yapıldığı, 1.170.000,00 TL civarında servet değerinde bir bedelin elden ödendiği şeklinde gerçek dışı iddialar ileri sürüldüğünü, davacı ile arasında dava konusu taşınmaz hissesinin satışına ilişkin bir anlaşmanın yapılmadığını, aile bireylerine yardımcı olmak için kredi işlemlerinde gerekli olan imzaları attığını, ancak çekilen kredinin hiç bir şekilde kendisine verilmediğini, resmî şekilde yapılmayan gayrimenkul satış sözleşmelerinin geçersiz olup taraflar arasında hiçbir bağlayıcılığı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapuya kayıtlı taşınmazın harici satışının geçersiz olduğu, resmî memur önünde yapılmayan sözlü işleme dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: 1.Davanın harici satıma değil inançlı işleme dayalı olduğunu, Mahkemece nitelemede yanılgıya düşüldüğünü, 2.Sundukları Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi yemin teklifi imkanının sağlanması gerektiğini, 3.Yemin delilinin dikkate alınmayarak davanın reddine karar verilmesinin usulden redde neden olduğunu, bu yüzden maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, aksi durumda dahi maktu vekâlet ücreti takdiri gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, harici- sözlü satış nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3198, K. 2025/1880, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama