KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4381 E., 2025/2316 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2925 E., 2024/842 K.
- İlk derece mahkemesi
- Küçükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/249 E., 2022/298 K.
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 431 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 3 numaralı bağımsız bölümün davacıya ait olduğunu, taşınmazın davalı tarafından haksız şekilde işgal edildiğini, ihtarnameye rağmen müdahalenin sonlandırılmadığını belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili 11.07.2021 tarihli beyan dilekçesi ile özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduktan sonra mahkeme dışında sulh sözleşmesi yaptıkları, sulh sözleşmesine göre karar verilmesini istemedikleri, uyuşmazlık konusunda sulh olunması nedeniyle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebi hakkına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, yargılama gideri,
vekâlet ücreti ve harçtan davalının sorumlu olacağı yönünde sulh oldukları gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli davada tarafların sulh olmaları nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tarafların vekâlet ücreti konusu 62.383,33 TL üzerinden sulh olmalarına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine 102.133,33 TL üzerinden vekâlet ücretine karar verildiğini, vekâlet ücreti miktarının hatalı olup sulh sözleşmesine aykırı olduğunu, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesinde “...Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir...” düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanun'un 315/1 hükmünde ise “...Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir....” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar, 6100 sayılı Kanun’un 315. maddesi uyarınca tarafların sulh sözleşmesine göre karar verilmesini istemediklerinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de uyuşmazlığı sona erdiren yine sulh sözleşmesi olduğuna göre vekâlet ücreti miktarı taraflarca sunulan sözleşmedeki değer olmalıdır.
Bu durumda davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin “...62.383,33 TL...” olması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi bozmayı gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4381, K. 2025/2316, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama