KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4412 E., 2024/5507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/240 E., 2021/121 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.833 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasçıs...'ın 1977 yılında vefatı ile mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ..., ... ..., ..., ......, ..., ... ..., ... ve ... ...'ı bıraktığını, mirasçılardan ... ... ve ..., ... ..., ...'ın, düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmeleri ile murisleri... ...'dan kalan 110 cilt, 82 sahifede kayıtlı evdeki miras hisselerini bedeli karşılığında müvekkiline devrettiğini, yine muris ...’ın, muris... ...’dan kalan tüm mirasını bedeli karşılığında düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiline sattığını, ancak taşınmazların tescilinin henüz gerçekleşmediğini,
taşınmazların müvekkili adına tescili için iş bu davayı açtıklarını beyan ederek... ilçesi,... mevkiinde bulunan 9 no, 110 cilt, 82 sayfadaki ev, 10 no,110 cilt, 82 sayfada kayıtlı tarla, 11 no, 110 cilt, 82 sayfada kayıtlı tarla, 12 no, 110 cilt, 83 sayfadaki tarla, 13 no, 110 cilt, 83 sayfadaki tarla, 15 no, 110 cilt, 83 sayfadaki tarla, 16 no 110 cilt, 84 sayfadaki tarla, 7 no, 110 cilt, 81 sayfadaki, 8 no dut bahçesi, 110 cilt, 82 sayfadaki tarla ve ... ili,... ilçesi,...
Köyü, ...yolu 64/67 cilt, 10 sayfadaki tarla niteliğindeki taşınmazların mirasçıların miras hisselerine düşen paylarının temlik edilen müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeni ile reddini talep ettiklerini, davaya konu gayrimenkul temlik senetlerinin 11.05.1989, 23.02.1990 ve 18.11.1992 tarihli olduğunu, işlem tarihinden bu yana 25 yıldan fazla zaman geçtiğini, kadastronun 23.08.1995 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşmeden bu yana 10 yıldan fazla süre geçtiğini, dava yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşmiş olduğunu, bu itibarla 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin açık olmadığını, netleştirildiği takdirde esasa ilişkin beyanda bulunacaklarını beyan ederek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.11.2014 tarih ve 2014/30 Esas, 2014/321 Karar sayılı kararında özetle.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasında, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağının hüküm altına alındığı, dava konusu parsellerin 26/10/1991 tarihinde kadastro yoluyla tapuya tescil edildiği için tespitten önceki miras payının devrine ilişkin dava yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşmiş olduğu, bu nedenle temlik senetleri bakımından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, yine...
Noterliğinin 18.11.1992 tarih ve 5692 yevmiye numaralı temlik senedi ile ... ...'ın ... ili,... ilçesi,... Köyü, 12.09.1967 tarih 9 No.lu, 110 cilt, 82 sahifede kayıtlı taşınmazdaki miras hisselerini davacıya temlik ettiği,...
Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen yanıtta söz konusu taşınmazın kadastro tescili sonrasında 111 ada, 15 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü, taşınmazın kadastro tespitinin 26.11.1991 tarihinde kesinleştiği ve bazı davalılar ile bir kısım davalıların miras bırakanları adına paylı mülkiyet esasına göre tespit ve tapuya tescil edildiği, bu itibarla dava konusu parselin paylı mülkiyet esasına göre taraflar adına tapuya tescil edilmiş olduğu,
paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunan bir yerin satış ve devrinin resmi şekilde yapılması gerektiği, bu nedenle bir kısım davalıların murisi ... ...'ın dava konusu taşınmazdaki payını devrine ilişkin sözleşme, Tapu Sicil Müdürlüğü önünde resmi şekilde yapılmadığı için geçerli bir sonuç doğurmayacağı, açıklanan gerekçelerle...
Noterliğinin 18.11.1992 tarih ve 5692 yevmiye numaralı temlik senedi bakımından yapılan devirde resmi şekle uyulmadığı anlaşıldığından davanın bu temlik senedi bakımından da reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 13.11.2014 tarih ve 2014/30 Esas, 2014/321 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.07.2017 tarih ve 2017/2555 E., 2017/51381 K. sayılı kararında özetle; 253 ada, 146 parsel sayılı taşınmazdaki pay devrine ilişkin olarak yapılan 23.02.1990 tarihli temlik senedinin kadastro tespit tarihi olan 05.06.1991 tarihinden önce yapılmış olması; kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmasına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün anılan parsel yönünden onanmasına,
Çekişmeli 111 ada 12-15, 113 ada 24, 29, 39, 47, 48 ve 175 ada 7 ve 65 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a.
Anılan temlik senetlerinden 23.2.1990 tarih ve 1047 yevmiye No.lu senedin incelenmesinde; temlik edenin ... olduğu ve temlikin çekişmeli tüm taşınmazlardaki miras payına ilişkin olduğu, 11.5.1989 tarihli temlik senedinin incelenmesinde ise temlik edenlerin ... ve ... ... olduğu ve temlikin 115 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki miras paylarına ilişkin olduğu, 23.02.1990 tarih ve 1046 yevmiye No.lu temlik senedinin incelenmesinde ise temlik edenin ... olduğu ve temlikin yine 111 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki miras payına ilişkin olduğunun anlaşıldığı,
anılan temlik senetlerinin 111 ada 12, 15, 113 ada 24, 29, 39, 47, 48, 175 ada 7 ve 65 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tarihi olan 1988 tarihinden sonra düzenlenmiş olup, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde.
“Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” denmekte olup, anılan temlik senetleri kadastro tespit tarihi olan 1988’den sonra 1989 ve 1990 tarihinde düzenlenmiş olup, dava, kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanmamaktadır.
Bu nedenle, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre bu davada uygulanamaz. Mahkemece bu husus göz önüne alınmadan yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması isabetsiz olup adı geçen ..., ..., ... ... ve ... paylarının devrine ilişkin olarak işin esasına girilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına,
b.
Anılan temlik senetlerinden 18.11.1992 tarih ve 5692 yevmiye numaralı temlik edenin ... ... olduğu, temlik senedine konu 12.9.1967 tarih ve 9 sıra numarasında kayıtlı olan ve tarafların murisi... ... adına kayıtlı bulunan tapunun 111 ada 15 parsel sayılı çekişme konusu taşınmazın revizyon gördüğü anlaşılmış olup; bahsi geçen “Resen gayrimenkul temlik senedi”nin düzenlendiği tarihte çekişmeli 111 ada, 15 parsel sayılı taşınmaz tapuda kayıtlı bulunduğuna göre, davacının dayanağı olan bu senedin, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğu gözetilmek suretiyle;
tarafların iddia ve savunmasının bu çerçevede değerlendirilmesi ve bu doğrultuda araştırma ve inceleme yapılması gerekirken; mahkemece, tapulu bir taşınmazın ya da tapuda kayıtlı bir payın devrinin Tapu Sicil Müdürlüğü önünde resmi şekilde yapılmadığı müddetçe geçerli olmayacağı, bahse konu temlik senedinde de resmi şekle uyulmadığı gerekçesiyle dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle reddi isabetsiz olup; temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün anılan senet bakımından açıklanan bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; kök muris... ... ile vefat eden vaat borçluları ... ..., ... ve ... ...ın veraset belgelerinin dosyaya ibraz edildiği, bu veraset belgeleri, gelen tapu kayıtları ve taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri değerlendirildiğinde; ..., ..., ... ... ve ... ...'ın 111 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki miras hisselerini davacıya devrettikleri, satış bedelini aldıkları, daha sonra babaları... ve anneleri ...'ten adlarına hisse kaydı yapıldığı,
taşınmazdaki hisselerini devretmeyi vaat ettikleri ve devre mani bir durum olmadığı halde sözleşmeyi ifa etmedikleri, bu taşınmazda bunlar adına kayıtlı hisselerin tamamı yönünden (kendileri ve anneleri ...'ün vaadi nedeniyle) davanın kabulünün gerektiği, diğer hissedarlar ..., ...... ve ...'ın sözleşme yapmadıkları,...den gelen hisselerin dava konusu olmadığı, sadece ...'ten gelen hisselerinin iptali ile davacı adına tescili gerektiği, ...'ın toplam 10 parsel için hisse devri vaadinde bulunduğu, 113 ada 29 parsel ile 175 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarda mirasçılara intikal yapılmadığı, hisselerin halen kendi adına kayıtlı olduğu,
sözleşme gereğince bu hisselerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescil edilmesi gerektiği, 111 ada 12 parsel, 113 ada 24, 39, 47 ve 48 parsel, 175 ada 65 parsel sayılı taşınmazlarda, kök muris... ve...hisselerinin mirasçılara intikalinin yapıldığı, sadece...hisselerinin dava konusu olduğu, bu hisseler yönünden davanın kabulü gerektiği, 253 ada 146 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı ile ... arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten önce yapıldığı, hak düşürücü süre geçtikten sonra eldeki davanın açıldığı, redde yönelik kararın onandığı,
bu hususa kararda işaret edilmesi gerektiği, tüm bunlardan davacının eldeki davada kısmen haklı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacının aynı zamanda ...'ın 12/128 pay (1/8) ile mirasçısı olduğu,
halen...adına olan ve iptaline karar verilen hisselerden bu payların tenzil edilmesi gerektiği, reddedilen taşınmazda tescil talep edilen hisse değerinin 1.234,40 TL, kabul edilen taşınmazlarda davaya konu toplam hisse değerinin ise, (111 ada 15 parsel 9.866,48 TL, 111 ada 12 parsel 45.816,09 TL, 113 ada 24 parsel 4.495,96 TL, 113 ada 47 parsel 1.529,85 TL, 113 ada 48 parsel 10.749,37 TL, 175 ada 65 parsel 25.581.60 TL, 113 ada 39 parsel 18.053,43 TL, 113 ada 29 parsel 3.703,45 TL ve 175 ada 7 parsel 16.304,85 TL) 136.101,08 TL olduğu gözetilerek; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, buna göre;
1. ... ili,... ilçesi,... Köyü, 253 ada 146 parsel yönünden davanın reddine ilişkin karar onandığından, bu hususun kararda tekrarı ile yetinilmesine,
2. ... ili,... ilçesi,... Köyü, 111 ada 15 parsel sayılı taşınmazda, davalılar ... ve ... ile murisler ... ... ve ... ... adına kayıtlı hisselerin tamamının, ..., ...... ve ... adına kayıtlı hisselerin ise 6/128 payına ilişkin tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
3. 113 ada 29 parsel ile 175 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarda, muris ... adına kayıtlı 24/128 hissenin tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
4. 111 ada 12 parsel, 113 ada 24, 39, 47 ve 48 parsel, 175 ada 65 parsel sayılı taşınmazlarda, ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ...... ve ... adına kayıtlı hisselerin 1/2 oranında tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Hak düşürücü ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, b. Kararın eksik inceleme sonucu hatalı verildiğini, hükmün bu şekliyle infazının mümkün olmadığını, pay hesabının yanlış olduğunu bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de yanlış hesaplandığını ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; temlik ve satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekilinin dosyada mevcut temlik sözleşmelerine dayanarak tapu iptali ve tescili talebinde bulunduğu, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, ilgili kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2017 tarihli kararı ile hükmün kısmen bozulmasına karar verildiği, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut temlik ve satış vaadi sözleşmeleri incelendiğinde; davacı ...'in, muris...ile yaptığı temlik sözleşmesi içeriğine göre, kök muris...den ...'e intikal eden tüm taşınmazların davacıya devri yönünde sözleşme düzenlendiği, davalılardan ... ..., ..., ... ve ... ...'ın ise muris...den intikal eden 111 ada, 15 parseldeki pay yönünden temlik ve satış vaadi sözleşmeleri düzenledikleri tespit edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Muris ...'ten, tüm davalılara intikal eden paylar ile davalılardan ... ..., ..., ... ve ... ...'a muris...den intikal eden 111 ada, 15 parseldeki pay yönünden davanın kısmen kabulü kararı verilmiştir. Ancak dosyada mevcut tapu kayıtlarına göre, muris ...'ten davalılara intikal eden payların yanlış hesaplandığı ve yanlış hesaplanan bu paylar üzerinden tapu iptali ve tescil kararı verildiği görülmüştür. O halde Mahkemece muris ...'ten davalılara intikal eden payların doğru hesaplanması ve buna göre hüküm kurulması gerekmekte olup, yanlış pay hesabı yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4412, K. 2024/5507, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama