KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4514 E., 2025/3111 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/26 E., 2024/1855 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/39 E., 2023/159 K.
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve bir kısım arkadaşlarının gayrimenkul alması için vekâleten hareket edeceği inancı ile davalıya 15.000'er Dolar verdiklerini, ancak davalının satın alınan Aydın ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... Mevkiinde bulunan .. pafta, ... parselde kayıtlı arsayı kendi üzerine tescil ettirdiğini, davaya konu inanç sözleşmesine binaen davalı tarafından ....
Noterliğinin 17.05.2016 tarihli ve ... yevmiye No.lu noter belgesi ile düzenleme şeklinde ifade tutanağı imzalandığını, bu ifade tutanağının ekindeki listeye göre dava konusu taşınmazın 36 eşit parçaya bölünmesi gerektiğini, bu bağlamda listede 24. sıra numarasında adı geçen müvekkilinin arsanın 1/36 hissesinin maliki bulunduğunu ileri sürerek; taşınmazın 1/36 hissesinin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın üzerinde 42 hisseli ortaklık kurulduğunu, bu nedenle davacının hissesinin 1/42 olduğunu, davacının dava açmadan önce kendisine başvurup tapu masraflarını karşılamış olsaydı tapuyu davacı üzerine devretmiş olacağını belirterek davacının hisseyi devraldığı tarihten bugüne ödediği emlak vergi ve gecikme faizlerini ödemeyi ve mahkeme masraflarını karşılayacağını taahhüt etmesi hâlinde taşınmazın 1/42'sine isabet eden 515,41 m²'lik bölümün davacı adına tesciline karar verilebileceğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve davalının davayı kabul beyanı nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı 1/42 hissesinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı, noterde düzenleme şeklinde hazırlanan imzalı beyanı ile dava konusu taşınmazda davacının payına düşen hisse bedelinin davacı tarafından ödendiğini beyan etmiş olup, noterde düzenlenen belgenin aksi davalı tarafça ispatlanmadığından Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve davalının davanın açılmasına sebebiyet vermiş olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne göre yargılama giderlerini paylaştırması yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davayı açarken müvekkiline sözlü veya yazılı başvurmadan doğrudan dava açması ve müvekkilini temerrüde düşürmemiş olması nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4514, K. 2025/3111, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama