KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4542 E., 2025/2520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/3424 E., 2024/1529 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/113 E., 2019/280 K.
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.11.2018 tarihinde vefat eden ... (...) ...’in oğlu olduğunu, müvekkilinin Fransa vatandaşı olduğunu ve Türkiye’de nüfusa kayıtlı olmadığını, adı geçen murisin önce davalıların babası olan ... ... ile evlendiğini ve 12.01.1962 tarihinde boşandığını, murisin daha sonra müvekkilinin babası olan ... ... ile evlendiğini ve davalıların noterden murise ait veraset ilâmı aldığını ileri sürerek söz konusu veraset ilâmının iptali ile murise ait yeni bir veraset ilamının verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, iddia ettiği gibi önceden alınmış olan murise ait bir veraset ilâmının bulunmadığını, hatta buna yönelik bir başvurunun da olmadığını ve davanın açılmasından önce bu hususun davacıya izah edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.11.2018 tarihli ve 2018/1077 Esas, 2018/999 Karar sayılı kararıyla dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve karar, 07.01.2019 tarihinde kesinleşmiştir.
2.İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2019/113 Esas, 2019/280 Karar sayılı kararındaki “...ortada iptali gereken bir mirasçılık belgesinin bulunmadığı, davacının davasını davalıların soyut beyanlarına göre açtığı, davalılardan ... tarafından İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1098 Esas sayılı dosyasında mirasçılık belgesi istemli dava açıldığının ve davaya da davacı tarafından müdahil olunduğunun beyan edildiği, ortada henüz alınmış bir mirasçılık belgesi bulunmadığından davacının olmayan bir belgenin iptalini istemekte hukuki yararının bulunmadığı...” gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli ve 2020/3424 Esas, 2024/1529 Karar sayılı kararındaki “...ortada iptal edilecek bir mirasçılık belgesinin olmadığı, ayrıca açılmış bir mirasçılık belgesi talepli davanın bulunduğu ve davacının da o davanın tarafı olduğu anlaşıldığından mahkemenin davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair kararının yerinde olduğu...” gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Dosyanın sulh hukuk mahkemesine gönderilmesinin gerektiğini, 2.Gönderme kararı sonrasında Mahkemece murise ait mirasçılık belgesinin verilmesinin gerektiğini, 3.Davalılardan ... tarafından açılan mirasçılık belgesinin verilmesi davasının müvekkilinden gizli olarak açıldığını, 4.Müvekkilinin sonradan o davaya müdahil olarak katıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4542, K. 2025/2520, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama