KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4649 E., 2025/2645 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1473 E., 2024/1902 K.
- İlk derece mahkemesi
- Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/38 E., 2023/205 K.
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalının vasisinin vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra dosyasında davalının murisi adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydına haciz kaydı konulduğunu, davalının borcu karşılamaya yeter mal varlığının bulunmadığını, davalının 15.07.2016 tarihli beyanı üzerine Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.09.2016 tarihli ve 2016/508 Esas, 2016/602 sayılı Kararı ile murisi/babası ...'ın mirasını reddettiğinin tespitine karar verildiğini ileri sürerek davalının mal kaçırmaya yönelik mirası reddinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi olan babasından kendisine miras olarak hiçbir hak ve borç kalmasını istemediğini, bunun müvekkilinin kişisel hakkı olup sınırlandırılmasının Anayasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin savurganlık nedeni ile kısıtlandığını, davalının yaşam tarzı ve savurganlığı nedeniyle murisi ile küs ayrıldıklarını, ayrıca müvekkilinin murisinin ölmeden önce çeşitli borçlara kefil olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin ileride doğabilecek bu borçlardan sorumlu olmamak adına ve kişisel nedenlerle mirası reddettiğini, müvekkilinin mal kaçırma kastı bulunmadığını ve davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının borcu karşılamaya yetecek mal varlığının bulunmadığı, muristen davalının miras payına isabet eden miras hisse değerinin oldukça yüksek olduğu, mirasın reddinin alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik ve kötüniyetli olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalının vasisinin vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalının vasisinin vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2.Davalının murisinden hiçbir hak ve borcu istemediğini, 3.Mirası reddin müvekkilinin kişisel hakkı olduğunu, 4.Davalının savurganlık nedeniyle kısıtlandığını ve savurganlığı nedeniyle murisinin davalıya küs olduğunu, 5.Murisin ölümünden sonra çeşitli borçlara kefil olduğunun öğrenildiğini, müvekkilinin bu borçlardan sorumlu olmamak için mirası reddettiğini, 6.Davada kötü niyet unsurunun ispat edilemediğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasın reddinin iptali istemine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının vasisinin vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4649, K. 2025/2645, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama