KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4752 E., 2025/2941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1436 E., 2024/1369 K.
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/508 E., 2023/471 K.
Karar Metni
863 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nin, sağlığında mülkiyeti kendine ait olan bir tarlanın satışı için üçüncü kişiye vekâlet verdiğini, yetkili vekilin tarlanın ...'e satışını sağlaması gerekirken tapu memurunun kusuru ile tescilin yapılmadığını, murisin aynı taşınmazı 2005 yılında bu kez başka bir kişiye sattıktan sonra 03.04.2016 tarihinde vefat ettiğini, ilk satışın alıcısı olan ...'in Hazine ve davacılar aleyhine tazminat istemiyle 2016/582 Esas sayılı dosyadan açmış olduğu davada mahkemesince davacılar aleyhine 2.800,000 TL tazminata hükmedildiğini,
bu ilâma dayalı olarak ... tarafından davacılar hakkında ilâmlı icra takibi başlatılmış olup icrai takip üzerine murisin terekesinin borca batıklığı ve mirasın hükmen reddi koşullarının oluştuğunu, müvekkillerinin böylesine büyük bir borcu ödemelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek; muris ...'nin mirasının davacılar yönünden hükmen reddedilmiş olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartının bulunmadığını, zira 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 hükmüne göre mirasın hükmen reddi davası açılabilmesi için murisin ölümü tarihinde terekenin borca batık olması gerektiğini, oysa murisin vefat ettiği tarihte terekenin borca batık olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; "...Murisin ölüm tarihi olan 03/04/2016 tarihi itibariyle murisin terekesinin aktifinin 311.767,60 TL. pasifinin ise mevcut olmadığı, 2016/582 E. Sayılı tazminat istemli dosyadan hükmedilen alacağın, murisin ölümü tarihi itibariyle kesinleşen bir alacak vasfı bulunmaması nedeniyle terekenin pasifine dahil edilmesinin mümkün olmayacağı, terekenin borç batık olmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İlk derece mahkemesince yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2018/5780 E. Sayılı takip dosyasında davacılara yöneltilen borcun kaynağının murisin eyleminden kaynaklı tazminat borcu olduğu ve bu borcun terekeye dahil edilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği,
bununla birlikte murisin mirasçıları olan davacıların 02/05/2016 tarihinde verdikleri veraset ve intikal vergisi beyannamesinde murisin Eskişehir ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi, 10965 ada 2 parselde bulunduğunu bildirdikleri taşınnazın tapu kayıtlarının incelenmesinde, muris ...'nin vefatı tarihinde taşınmazın tamamının maliki iken vefatı sonrasında 24/05/2016 tarihli 18451 yevmiye numaralı işlemle mirasçı davacılar adlarına taşınmazda intikallerin gerçekleştirildiği, sonrasında tüm mirasçı davacılarca 31/05/2016 tarihinde ise 19367 yevmiye numaralı "satış suretiyle pay temliki ve birleştirme" işlemi yapılarak taşınmazın davacılardan ..., ... ve ... adlarına 1/3'er hisse ile tescil edildiği,
sonrasında anılan davacılarca 24/01/2018 tarihli 2836 yevmiye numaralı "satış ve birleştirme" işlemi yapılarak taşınmazın tamamının dava dışı ...'ya satıldığı; bilindiği üzere mirasçıların veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermesi veya muris adına kayıtlı taşınmazın herhangi bir mirasçı tarafından intikalinin istenmesi durumunda intikalin tüm mirasçılar adına yapılmış olması hallerinin TMK'nın 610/2 maddesi kapsamında terekeyi sahiplenme ve mirası kabul anlamına gelmemesine rağmen, muristen kendi miras payına düşen hissenin "satış suretiyle pay temliki,
birleştirme ve satışının" yapılması tam da TMK’nın 610/2. maddesinde düzenlendiği şekilde "mirasçı olarak tereke işlemlerine karışma, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında bir işlem" olup, tereke malını kendisine mal edip muristen intikal eden taşınmazdaki miras paylarının "satış suretiyle temlikini, birleştirmesini ve satışını yapan" davacı mirasçıların, terekeyi sahiplenip kendisine düşen miras paylarına ilişkin tasarrufta bulundukları, bu durumda mirası reddedemeyecekleri anlaşıldığından,
davanın bu gerekçe ile reddi gerektiği, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile gerekçede yapılan yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılamayı gerektirmediği..." gerekçesiyle;
"A-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19/06/2023 tarih, 2020/508 Esas 2023/471 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, B-HMK’nın 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 2. maddesi uyarınca hükmün gerekçesi düzeltilerek davanın reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müvekkillerinin borca konu olaydan, ölümün üzerinden üç - dört yıl sonra açılan dava üzerine haberdar olduklarını, hâliyle müvekkillerinin terekeyi sahiplenmek amacıyla bir işlem yapmamış olup rutin işleri ve işlemleri yürüttüklerini, hiç kimsenin kazandığından kat kat fazla bir borcu kabullenemeyeceğini, söz konusu gizli borç müvekkillerce bilinmiş olsa idi mirasın gerçek reddini talep ederek böyle bir yükün altında kalmayacaklarını, elde edilecek aktif borçtan çok fazla olup da çok az bir borç için miras reddedilseydi o takdirde sahiplenme değerlendirmesinin doğru olabileceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, terekenin borca batık olduğu iddiasına dayalı mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4752, K. 2025/2941, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama