KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/131 E., 2025/4010 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1610 E., 2024/1490 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/568 E., 2021/280 K.
Karar Metni
945 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar tarafından verilen dava dilekçesinde; davacıların, 30.12.2004 tarihinde satın alma yoluyla malik oldukları 20 28... parsel sayılı taşınmazın, ...
Büyükşehir Belediyesi Meclisinin 12.02.2010 tarihli 551 sayılı ve 16.06.2010 tarihli 1883 sayılı kararıyla onaylanan 1/50 00... /1000 ölçekli imar planları uyarınca kentsel dönüşüm alanına alındığını, 2004 yılında 104 adet bağımsız bölüm yapılabilen taşınmazın 2010 yılında 45 bağımsız bölüm yapılabilir hâle geldiğini, davalının 05.10.20 10... .10.2010 tarihli yazılarında zararını karşılayacağını belirterek 3.211m² yüzölçümlü taşınmazın tarafına devredileceğini bildirdiğini, imar planı değişikliği nedeniyle 59 adet bağımsız bölüm yapılamayacak olmasından zararının doğduğunu ileri sürerek,
şimdilik 1.000,00 TL menfi ve müspet zararının dava tarihinden itibaren işleyen faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının iddia ettiği imar planı işlerinin görevleri arasında bulunmadığından tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, 19.10.20 10... .09.2018 tarihli yazıların hükümsüz olduğunu, 2010 tarihli imar planının iptal edildiğinden davacı zararının bulunmadığını, imar planının iptali istemiyle dava açılmamasının davacı iradesi olduğunu, zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının taşınmazı satın alma talebinin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davalının imar planı yapma görevi bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; imar planı değişikliği yapılması talebinin davalı tarafından talep edildiği, karar yerinde davalının yazılarının dikkate alınmadığı, 2010 yılında yapılan imar planının iptali için dava açmadığı, 12.02.2019 tarihinde yeniden yapılan imar planının iptali için dava açtığı, zararının doğduğunu kanıtladığını ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, şahsi haktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar dava dilekçesinde. 20 28... parsel sayılı taşınmazı 30.12.2004 tarihinde satın aldıklarını, satın aldıkları taşınmazın yüzölçümünün 3289 m² olduğunu, satın alınma tarihinde bu alana 104 daire yapılabilmekte iken, kendilerine haber verilmeden davalı tarafından başlatılan imar planı değişikliği çalışmasının ...
Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.02.20 10... sayılı ve 16.06.20 10... sayılı kararları ile onaylanarak 1/50 00... /1000 ölçekli imar planlarının kabul edildiği, kendilerinin bu plandan, imar planı kesinleştikten sonra haberlerinin olduğu, davalı ... yetkilileri tarafından zararlarının karşılanacağı taahhüt edildiğinden idare mahkemesinde dava açmadıkları, bu planı değişikliğinin kabulü ile, taşınmazlarına yapabilecekleri konut sayısının 104'den 45 daireye düşürüldüğü, davalı ...'a yaptıkları başvuru üzerine 05.10.20 10... sayılı ... yönetim kurulunun kararının kendilerine bildirildiği,
bu kararda, kendilerinin hak kaybına uğramayacaklarının belirtildiği, davalı ...'ın 19.10.2010 tarihli yazısında da, Sandık adına kayıtlı olan 3211 m²'nin, tapu masrafları kendileri tarafından karşılanmak şartıyla kendilerine devredileceğinin bildirildiğinden bahisle, uğradıkları 59 konuta ilişkin zararlarının giderilmesi talebiyle görülmekte olan davayı açmışlar, yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davacıların zarara uğradıkları ancak, ancak bu zararın doğmasının nedeni olan imar planı değişikliğinin ...
Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirildiği, uğranılan zararın davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile HMK'nın 114,115 maddeleri gereğince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacıların başvurusunu inceleyen ...
Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi de, davacıların istinaf başvurularını esastan reddetmiş, davacıların temyiz talebi de Dairemizin çoğunluk görüşü ile red edilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yukarıda da özetlendiği gibi; davacılar dava dilekçelerinde zaten süreci ayrıntılı bir şekilde özetledikten sonra, imar planı değişikliğinin ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından kabul edildiğini tarih ve sayısı ile birlikte bildirmişlerdir. Taraflar arasında çekişmeli olan husus, imar planı değişikliğinin kim tarafından onaylandığı değildir. Davacılar, davalı tarafından hazırlanan imar planı nedeniyle zarara uğradıkları iddiasındadırlar.
Dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarından, davacılara ait taşınmazın imar sonucu, davalıya ait taşınmazla hisselendirilerek 1005 84... nolu parselin oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yine; dosya içerisinde örneği de bulunan, Genel Müdür imzalı 19.09.2018 tarihli ve 564482 sayılı yazıda, davacıların taleplerini içeren dilekçenin görüşüldüğü ve hak sahiplerinin haklarının korunmasına karar verildiği belirtilmiştir.
Ve yine örneği dosya içerisinde bulunan, davalı Sandık tarafından düzenlenen 19.10.20 10... sayılı yazıda, Sandık adına kayıtlı olan 1603 m² alanın, masrafları ilgililer tarafından karşılanmak şartıyla bila bedel devredileceği bildirilmiştir.
Ancak, gerek ilk derece mahkemesinin, gerekse istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında davalının bu yazıları irdelenmemiş, bu yazıların, davacıların oluşan zararlarının karşılamaya yönelik bir taahhüt niteliğinde olup olmadığı tartışılmamıştır.
Bu itibarla; davacıların da hissedarı oldukları taşınmazın hali hazırdaki imar durumunun değerlendirilmesi, bu imar parselinin oluşumu nedeniyle davacıların zararının olup olmadığı, davalı Sandığın davacılar aleyhine sebepsiz olarak zenginleşip zenginleşmediği, sebepsiz zenginleşme söz konusu ise miktarının belirlenmesi, gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca ulaşılması, ayrıca; davalı Sandığın yukarıda belirtilen yazılarının hukuki mahiyeti değerlendirilerek, hukuki niteliği belirlenerek, davacıların zararlarını karşılamaya yönelik taahhüt niteliğinde olup olmadığının yerinde tartışılması,
Bölge Adliye Mahkemesinin kararın bu nedenle kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinin kararının onanması yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/131, K. 2025/4010, 3 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama