KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1451 E., 2025/2828 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2015 E., 2025/224 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/456 E., 2024/198 K.
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle. İstanbul ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi, 10497 ada, 198 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın müvekkilinin ve davalıların ortak murisi ... ...'dan intikal ettiğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi için davalılar tarafından İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/831 Esas sayılı davasının açıldığını, dava konusu parsel üzerine inşa edilen binada toplam 9 adet bağımsız bölümün bulunduğunu, bodrum ve zemin katta bulunan dükkan, birinci katta bulunan iki dairenin müvekkili ve muris tarafından 1984 yılında ortak yaptırıldığını, 2., 3.,
ve 4. katta bulunan bağımsız bölümlerin ise müvekkili tarafından parası verilmek ve bizzat inşaatında çalışmak suretiyle kendi nam ve hesabına yaptırıldığını ileri sürerek, dava konusu dairelerin dilekçede belirtildiği şekilde müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar vekili asıl ve birleştirilen davada cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazın tarafların murisi tarafından yaptırıldığını, davacının müvekkillerinin yurt dışında olmasını fırsat bilerek taşınmazı tek başına kullandığını ve kira geliri elde ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuş; karşı davasında; davacının elde ettiği kira gelirleri nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak şimdilik 20.000,00 TL ecrimisil bedelinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına uyularak yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesinin 14.05.2025 tarihli ve 2023/456 Esas, 2024/198 Karar sayılı kararı ile "...istinaf ilamı doğrultusunda davalılar-karşı davacıların ecrimisil talebine yönelik davanın tefriki ile bu davanın Mahkemenin 2023/473 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu, asıl ve birleştirilen davadaki muhdesat aidiyeti talebinin davalılar ..., ..., ..., ... yönünden ispatlanamadığı, davalılardan ...'ün ise dava konusu taşınmazda payının bulunmadığı..." gerekçesiyle;
"1-Asıl davanın davalılar ..., ..., ..., ... yönünden sübut bulmadığından reddine,
Asıl davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Birleştirilen davanın davalılar ..., ..., ..., ... yönünden sübut bulmadığından reddine,
Birleştirilen davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2025 tarihli ve 2024/2015 Esas, 2025/224 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun "...esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Tarafların akraba olması nedeniyle HMK'nın 203. maddesi gereği davanın tanık beyanları ile ispat edildiğini,
b.Mahkemece yazılı belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
c.Davalıların kesin sürede bilirkişi raporuna itiraz etmediğini ve raporda yer alan hesaplamanın kesinleştiğini,
d.İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olarak verildiğini,
e.Bölge Adliye Mahkemesi kararına ait gerekçenin de eksik olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1451, K. 2025/2828, 26 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama