KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1467 E., 2025/5526 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1722 E., 2025/271 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/541 E., 2021/883 K.
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 hükmüne dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacının yol boşluğunda bulunan ancak fiilen yol olarak kullanılmayan, böylece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 715. madde hükmüne tâbi olmayan alanlar itibari ile 4721 sayılı Kanun’un 713. madde koşullarının zilyetlik yönü ile net bir şekilde tespit edilmesi adına eski hava fotoğraları belediyeden celbedildikten sonra dosya yeniden harita bilirkişisine verilerek bu yönde ek rapor tanzim ettirildiği,
bilirkişinin tespitine göre davacının 1996, 20 05... yıllarında dava ile tescilini istediği ve zilyet olduğunu gösterdiği kısımlardan herhangi bir muhdesat ve eylemli kullanımının tespit edilmediğinin görüldüğü, davacının yol boşluğunda bulunan ve tescil harici bırakılan kısımda aralıksız surette 20 yıl süre ile zilyetliğini ispatlayamadığı” gerekçesiyle koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “alınan bilirkişi raporlarına göre 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu dava konusu taşınmazın 6 ve 7 No.lu parseller içerisinde kaldığı, 20.02.1998 tarihinde yapılan imar uygulaması ile 70 60... parsele bitişik, büyük bir kısmının yolda, bir kısmının da 70 61... , 15...
No.lu parseller içerisinde kaldığı, daha sonra bölgede muhtelif tarihlerde yapılan ifraz, tevhit ve imar uygulamaları sonucunda davaya konu bölümün kısmen meydanda (yol boşluğunda), kısmen de Maliye Hazinesine ait 90 45... parsel içerisinde kaldığının belirlendiği, yine 24.06.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda 1996, 2005, 20 09... yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu yerde herhangi bir muhdesat ve eylemli kullanım olmadığının, 2017 yılı hava fotoğrafına göre kamyon parkı olarak kullanıldığının bildirildiği, buna göre taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, davacının 20 yıl süre ile zilyetliğini ispat edilemediği,
4721 sayılı Kanun’un 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmediği” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, lehlerine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğe dayalı 4721 sayılı Kanun’un 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesi uyarınca tescil isteğine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1467, K. 2025/5526, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama