KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1542 E., 2025/3287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/28 E., 2024/901 K.
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle ; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselin davacılar adına tescilli olduğunu, davalının hiç bir tasarruf hakkı bulunmadığını, kendisini malik göstererek kiraya verdiğini ve yıllarca haksız kazanç elde ettiğini, 2006 tarihinden itibaren ayda 2.500,00 TL den 5 seneliğe kiraya verdiğini, taşınmaza haksız müdahalenin önlenmesi ve elde edilen menfaatin ödenmesi için 150.000,00 TL icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline % 40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; borcun kaynağı olduğu iddia edilen ... ada ... parselin müvekkilinin tasarrufunda olmadığını, kira kontratındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, taşınmazı kiraya vermediğini, müvekkili tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının kesinleşmediğini, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, icra inkar tazminatını isteme koşullarının bulunmadığını, mülkiyete ilişkin yargı yolu tükenmeden dava açıldığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeye dayanan davanın 1 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olduğunu ve zamanaşımı süresininin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 08.07.2014 tarihli kararında özetle; imza davalıya ait olmasa dâhi davalının taşınmazda hak iddia edip taşınmazı kullanan kişilere kiraladığı ve bu şekilde taşınmazı kullandığı için haksız işgal tazminatı ile sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, davacıların dayandıkları sözleşmede kiraya veren olarak gösterilen kişilerden 150.000,00 TL talep ettikleri, ancak sadece takibe itiraz eden kişi hakkında dava açtıkları, davacıların kabul edilmeyen 75.000,00 TL'lik bölüm yönünden icra takibinde kötüniyetli olduğu sabit olmadığından icra kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Mahkemenin 08.07.2014 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 03.10.2017 tarihli kararında özetle; öncelikle taşınmazı kullanan dava dışı şirketin resmî kurumlara ibraz ettiği herhangi bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığının araştırılması, kira sözleşmesinin varlığının tespiti hâlinde davalının imza inkarının da varlığı gözetilerek bu yönde bir inceleme yapılması, davalı ile 3. kişi arasında kiracılık ilişkisinin tespiti bakımından taraf tanıklarının dinlenilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma kararı sonrasında Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı tarafın itirazına konu kira sözleşmesinin aslının tespit edilemediği, dinlenen tanıkların kira ilişkisinin varlığına yönelik beyanda bulunmadıkları, davacı tarafın yemin teklifine binaen davalı asilin yemin eda ettiği ve kira sözleşmesinin mevcut olmadığını beyan ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
1.Mahkemece davalının tapu iptali ve tescil davası açtığı hususunun dikkate alınmadığını, davalının kendisini ½ pay oranında hak sahibi gördüğünü, bu durumda taşınmazı kullanan kişilere karşı karşı işlem yapmamasının hayatın olağan akşına aykırı olduğunu,
2.Mahkemece bozma ilâmının yanlış değerlendirildiğini, bozma ilâmında kira sözleşmesinin aslının bulunup bulunmadığı ile ilgili değerlendirme yapılmadığını, resmî kurumlara ibraz edilen kira sözleşmesi bulunup bulunulmadığının araştırılmasının istendiğini, bu durumda hem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına, hem Çankaya Kaymakamlığına, hem de Ankara Cumhuriyet Savcılığının 2008/173631 soruşturma sayılı dosyalarına kira kontratının sunulduğunu,
3.Mahkemece yemin metninin aslına sadık kalınarak davalı asilin yemin etmesinin sağlanamadığını,
4.Mahkemece dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kununu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1542, K. 2025/3287, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama