KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1583 E., 2025/2655 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/291 E., 2024/572 K.
Karar Metni
1.334 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası ...'ın ...
3. Noterliğinin 18.08.1989 tarih ve ... yevmiye nolu vasiyetnamesi ile 764 ada 2 parselde (yeni 3007 ada 3 parsel) kayıtlı 7 daireli binanın bodrumundaki 1 ve zemin katındaki iki daireyi kızı davalı ... ...'a, birinci ve ikinci katında bulunan dört daireyi ise oğlu davacı ...'a vasiyet ettiğini, vasiyet edilen dairelerde kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulmadığını, vasiyetnamenin iptaline ilişkin açılan davanın reddine karar verildiğini, davacının talebi ile ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/337 Esas 1996/508 Karar sayılı ilâmı ile vasiyetnamenin tenfizine karar verildiğini, ancak verilen tenfiz kararının tescil hükmü içermediği için tapu müdürlüğünce uygulanmadığını ileri sürerek davaya konu taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurularak vasiyetnamenin tescile imkan verecek şekilde tenfizine, vasiyetnameye konu bağımsız bölümler olan 1. Kat 4 ve 5 nolu daireler ile ikinci kat 6 ve 7 nolu dairelerin davacı adına tapuya tesciline, kat irtifakı kurulamazsa taşınmazın arsa olarak 4/7 sine denk gelen payının davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, vasiyetnamenin açılmasının üzerinden 17 yıl gibi bir zaman geçtiğini, kaldı ki davacının zaten vasiyetnamenin tenfizini ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/337 Esas sayılı dosyası ile talep ettiğini ve vasiyetnamenin tenfizine karar verildiğini, taraflar için kesin hüküm teşkil eden bir karar oluştuğunu, bu aşamada böyle bir davanın açılamayacağını, toprak anlamında yarı yarıya paydaş olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.04.2014 tarihli ve 2012/608 Esas, 2014/126 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile kat mülkiyeti kurulmak suretiyle, bodrum kat 1 No.lu, zemin kat ön cephede bulunan 2 No.lu ve zemin kat arka cephede bulunan 3 No.lu bağımsız bölümlerin davalı ... ... ... adına, 1. normal kat ön cephede bulunan 4 No.lu, 1. normal kat arka cephede bulunan 5 No.lu, 2. normal kat ön cephede bulunan 6 No.lu ve 2. normal kat arka cephede bulunan 7 No.lu bağımsız bölümlerin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, vasiyetnamenin bu şekilde tenfizine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 10.04.2014 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/14407 Esas 2015/2188 Karar sayılı ve 16.02.2015 tarihli kararı ile; her ne kadar davalının zamanaşımı savunması, 05.03.2013 tarihli ara karar ile mirasın yıllanmayacağı gerekçesiyle reddedilmiş ise de Mahkemece davalının zamanaşımı savunması ile ilgili yasal düzenleme üzerinde durulup, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak 743 sayılı MK'nın 580. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine anılan karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli 2016/2850 Esas 2017/3419 Karar sayılı kararı ile onanmış; onama ilamına karşı, davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.03.2018 tarihli 2017/13460 Esas 2018/2335 Karar sayılı kararıyla; “...Söz konusu taşınmaz mal üzerinde henüz kat mülkiyetinin veya kat irtifakının kurulmamış olması Borçlar Kanununun 117/1. maddesinde yer alan ve borcun sukutuna yol açan objektif imkansızlık olarak nitelendirilemez.
Şahsi hak sahibi davacının isteğini kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmasına talik etmek de Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Kat mülkiyeti Kanununda kat mülkiyetine elverişli bir yapı yapılması halinde kat mülkiyeti kurulmasının dava yolu ile istenmesine engel bir hüküm yoktur. Davacının isteği bu yönü de kapsar.
Mahkemece, anılan yasa hükümleri değerlendirilerek davalının zamanaşımı defi yönünden karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirdiği halde mahkeme kararının yanılgı ile onandığı yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır." gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak tam ifa olanağı bulunmadığından zamanaşımının dolmadığı, iradeye en yakın haliyle tenfize karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, vasiyetnamenin tenfizine, 3007 ada 3 parselde bulunan ve ... adına olan tapu kaydının iptali ile, taşınmazın 300/700 hisse ile ... (...) ve 400/700 hisse ile ... adına tesciline karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 29.03.2022 tarihli 2021/5398 Esas, 2022/2377 Karar sayılı ilâmı ile; dava konusu yapının kat mülkiyeti kurulmasına elverişli olup olmadığının araştırılması,
kat mülkiyeti kurulması mümkün ise taşınmaz mal üzerinde kat mülkiyeti kurulmak suretiyle vasiyete konu bağımsız bölümlerin davacı adına tesciline, objektif imkansızlık varsa, yani kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulması mümkün değilse; o takdirde 3007 ada 3 parseldeki binada yer alan ve davacıya vasiyet edilen dairelerin vasiyet alacaklısı olan davacıya ait olduğunun tespitine, vasiyetin tapunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; eldeki davada keşif yapılmasının zorunlu olduğu, keşif yapılması için gerekli olan masrafları yatırması hususunda kesin süre verildiği, davacı tarafın kesin sürenin gereklerini yerine getirmediği, kaldı ki davacı talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacının bir kısım mirasçıları olan ... vd. vekili ve davalı taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 26.10.2023 tarihli 2023/4505 Esas, 2023/5107 Karar sayılı ilamı ile; eldeki davanın vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkin olmayıp ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.06.1996 tarihli 1996/337 Esas, 1996/508 sayılı kararında yer alan vasiyetnamenin tenfizi hükmünün ilgili tapu idaresinde infaz edilememesi sebebine yönelik yeni bir hüküm tesisi istemi olduğu, bu nedenle zamanaşımı süresinin somut uyuşmazlıkta uygulama yeri olmadığı, bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, dava konusu binanın yapı kullanım izin belgesinin bulunmadığı ve kat mülkiyetinin kurulamayacağının anlaşıldığı,
o halde 3007 ada 3 parsel sayılı taşınmazda kat mülkiyeti kurulması hususunda objektif imkansızlık bulunduğundan dava konusu dairelerin vasiyet alacaklısı ...'a ait olduğunun tespiti ile vasiyetnamenin tapunun beyanlar hanesine yazılması şeklinde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararındaki gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne, 3007 ada 3 parselde bulunan dairelerin vasiyet alacaklısı ...'a (... 3. Noterliğinin 18.08.1989 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetname) ait olduğunun tespiti ile ... 3. Noterliğinin 18.08.1989 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesinin tapunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
a. Hüküm fıkrasının müphem, vasiyeti ve talebi aşan şekilde kurulduğunu, davacıya aidiyetine karar verilen dairelerin hükümde açık şekilde gösterilmediğini, 7 dairenin tamamı davacıya aitmiş gibi yorumlanabileceğini,
b.Mirasçılardan ...’ın önceki ret hükmünü temyiz etmediğini, bozmadan sonra ise yalnızca onun takip etmesi nedeniyle işlemden kaldırılan mirasçılar yönünden dosyanın yeniden devamına karar verildiğini, TMK 640 uyarınca işlem yapılması gerektiği halde dikkate alınmadığını,
c. Önceki tenfiz hükmünde zaten vekalet ücretine hükmedildiği için ikinci kez dava açılmasına sebebiyet vermeyen davalının bundan sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, harca esas değerin davacının ayrıca mirasçı olduğu da dikkate alındığında 45000,00 TL olduğunu, oysaki kararda 430000 TL olarak kabul edildiğini, ayrıca ilk hükmü yalnızca kendileri temyiz ettiğinden vekâlet ücreti konusunda kazanılmış hak oluştuğunu, harcın da aynı nedenlerle hatalı olduğunu,
d. Binanın çok eski olduğunu ve taraflarca zaten yıkılacağından kullanılmadığını, bu nedenle murisin iradesini ayakta tutmanın anlamı olmadığını, kesin hüküm ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi hükmünün ilgili tapu idaresinde infaz edilememesi nedeniyle yeni bir hüküm tesisi istemine ilişkindir.
Somut olayda; mahkemece Dairemizin bozma kararında belirtilen gerekçe ile vasiyetnamenin tenfizi sonucu bağımsız bölümlerin vasiyet lehtarları adına tescili mümkün görülmeyerek tespit ile yetinildiği ve bu hususun tapunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de tesis edilen hükmün vasiyetnamenin içeriğine uygun olduğu söylenemez. Mahkemece yapılması gereken; vasiyetname iradesine uygun olarak, kat mülkiyeti bulunmayan taşınmazda bağımsız bölümlerin kat ve yönleri belirtilmek suretiyle hangi lehdara ait olduğuna ilişkin tespit hükmü kurulması ile bu hususun beyanlar hanesine şerh edilmesine dair hüküm tesis etmek olmalıdır. Kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; davacının talebi vasiyetname içeriğine göre birinci ve ikinci katlardaki toplam 4 adet daire olduğuna göre bu kısımların değeri gözetilmek suretiyle yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken taşınmazın tümü üzerinden harç ve vekâlet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1583, K. 2025/2655, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama