KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1686 E., 2026/539 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1867 E., 2024/1862 K.
- İlk derece mahkemesi
- Finike 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/209 E., 2022/505 K.
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ..., karşı taraftan davalı vekili Avukat ........... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu dava konusu 99... parsel sayılı taşınmaza 6195 sayılı Kanun uyarınca el konulduğunu, anılan Kanun'un Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, buna rağmen taşınmazın iade edilmediğini, daha sonra 3821 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğini, bu Kanun'un 2. maddesi uyarınca taşınmazın müvekkiline geri verilmesi gerektiğini ancak davalının taşınmazı devretmediğini belirterek; dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 21.06.2019 tarihli ıslah dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde 1.706.834,40 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tazminine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri içinde açılmadığını, davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın 3821 sayılı Kanun kapsamında olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın 5830 sayılı Kanun uyarınca Belediye adına tescil edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taşınmazın, 1953 yılında değil 1951 yılında Hazineye geçtiği ve dayanak tapu kaydının iktisap sebebinden 25 33... sayılı Kanunlar uyarınca el konulan taşınmazlardan olmadığının anlaşıldığı, taşınmazın 5830 sayılı Kanun uyarınca tashihen Hazineye devredildiği, 3821 sayılı Kanun'da belirtilen koşulların oluşmadığı, ret sebebi esasa ilişkin olduğundan nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın müvekkiline ait olmasına rağmen halkevlerine ait olduğu tespitinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki gerekçelerin müvekkiline ait olan dava konusu taşınmaza el konulduğunu ortaya koyduğunu, eksik incelemeyle hukuka aykırı karar verildiğini, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ifade ederek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil, ıslahen terditli tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI.KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1686, K. 2026/539, 3 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama