KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1845 E., 2025/2765 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/257 E., 2025/295 K.
- İlk derece mahkemesi
- Sivas 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/413 E., 2024/166 K.
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...’in 104 ada 89 parsel, diğer müvekkillerinin ise 104 ada 104 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkillerinin köy yoluna ulaşımlarının mümkün olmadığını ileri sürerek genel yola ulaşabilmeleri için Hazineye ait 104 ada 109 parsel sayılı taşınmaz ile davalılara ait 104 ada 108 parsel sayılı taşınmaz arasında kalan bölgeden müvekkillerinin taşınmazı yararına geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; davacıların aynı konu ve aynı talebe ilişkin önceden açtıkları davanın ret ile sonuçlanıp kesinleştiğini, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Sivas 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.09.2024 tarihli ve 2023/413 Esas, 2024/166 Karar sayılı kararındaki “...geçit hakkı kurulması isteğinin, TMK’nın ‘komşu hakkı’ başlığını taşıyan 747. maddesinde düzenlendiği, dava dilekçesi incelendiğinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin dosyaya bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı vekiline yapılan ihtarat sonrasında davacı vekilinin beyanından anlaşılacağı üzere arabuluculuk başvurusunun dava açıldıktan sonra yapılmış olduğu...” gerekçesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 maddesi ve 115/2 maddesi gereğince davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17.02.2025 tarihli ve 2025/257 Esas, 2025/295 Karar sayılı kararındaki “...davanın açıldığı 21.12.2023 tarihi itibarıyla geçit hakkı istemli davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, davacı tarafından arabuluculuğa başvurulmaksızın davanın açıldığı, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yönün bulunmadığı...” gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, 1. Kararın kanuna aykırı olduğunu, 2. Hükmün gerekçesinin doğru olmadığını, 3. Mahkemece birtakım işlemlerin yapıldığını, 4. Ön inceleme duruşmasının yapıldığını, 5. Keşfin ertelendiğini, 6. Dolayısıyla dosyanın esasına girildiğini, 7. Hüküm anında noksanlığın giderildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde "dava şartı arabuluculuk" müessesesi düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinin 2. fıkrasına göre, arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirilmeden davanın açılmış olması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu davadaki şartı, yargılama esnasında tamamlanması gereken bir müessese olmayıp bu doğrultuda, davacıya dava açıldıktan sonra dava şartının tamamlanması hususunda süre verilmesi doğru değildir. Bu nedenle; yasal kaynağını, HUAK'ın 18/B-1-(ç) hükmünden alan komşu hakkına yönelik zorunlu dava şartı, HMK'nın 115. maddesinin 2. fıkrasına göre sonradan tamamlanabilecek usulî bir işlem niteliğinde değildir.
Tüm bu nedenlerle temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1845, K. 2025/2765, 22 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama