KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/406 E., 2025/4569 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1452 E., 2024/1746 K.
- İlk derece mahkemesi
- Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/307 E., 2024/257 K.
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1 16... parsel sayılı, fıstıklık nitelikli taşınmazın Hazine adına kayıtlı olup anılan taşımazın 20 dönümlük bir kısmının, kullanıcısı olan davadışı bir şahıstan 1983 yılında harici senetle müvekkilince satın alarak taşınmaz üzerine fıstık ağaçları dikildiğini, ancak 06.02.2023 tarihli deprem sonrasında dava konusu taşınmaz üzerine AFAD tarafından köy sakinleri için ev yapılması planlandığından ağaçların söküleceklerinin bildirildiğini, kamulaştırma yapıldığını ileri sürerek; dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ağaçlardan ibaret muhdesatın müvekkiline aidiyetini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın bulunduğu bölgede 1993 yılında yapılan kadastro tespit çalışmaları neticesinde taşınmazın hükmen tescille Hazine adına kayıtlandığını, 2013 yılında Hazinece haksız işgalcilerin tespitine yönelik yapılan çalışmalarda davacı aleyhine şağil olarak bir işlem yapılmadığını, dolayısıyla davacının 2013 yılından önceye dayalı bir kullanımı veya zilyetliğinin olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Taşınmaza ilişkin herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadığının bildirildiği, bu hâliyle muhdesat aidiyetinin tespiti davasının dinlenebilmesinin ön koşulu olan kamulaştırma, kentsel dönüşüm yahut derdest bir ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin güncel bir hukuki yararın bulunduğunu gösterir işlem bulunmadığı..." gerekçesiyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h hükmü uyarınca, hukukî yararın varlığına ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığının sabit olmasına göre kararın usul ve yasaya uygun olup istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı..." gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline ait ağaçların bulunduğu taşınmaza AFAD tarafından konut yapımı için fiilen el atılmış olması sebebiyle hukuki yarar bulunduğunu, Adıyaman 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/302 Esas sayılı dosyasından diğer hak sahiplerine kamulaştırma kararı gönderildiğini ve dozerlerin bölgeye girdikten sonra yıkım için durdurma kararlarının verildiğini, ... uygulanmasından bakılması halinde dahi 53 adet konutun tamamlanmak üzere olduğunun görülebileceğini, kamulaştırma kararı alan kurumun AFAD olup Milli Emlak Müdürlüğünden kamulaştırma kararı bulunup bulunmadığının sorulmasının yanıltıcı olduğunu,
öte andan harici senetle ... isimli kişiden satın alınan yerin aslında Hazineye ait olduğunun müvekkili tarafından çok sonraki tarihlerde öğrenildiğini ancak bu zaman zarfında yıllarca emek sarfedilerek ağaçlar dikildiğini, geçimini fıstık tarımından sağlayan müvekkilinin bu hüküm neticesinde çok zor duruma düşeceğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyeti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/406, K. 2025/4569, 24 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama