KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/6 E., 2025/3597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1513 E., 2024/1685 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/212 E., 2021/336 K.
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; vasiyet eden ...'ın 16.10.2012 tarihinde kendi el yazısı ile şarta bağlı bir vasiyetname düzenlediğini, murisin o tarihte fiil ehliyetinin bulunduğuna dair bir delil bulunmadığını, vasiyet edeninin 09.08.2018 tarihinde vefat ettiğini belirterek; vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi, kabul edilmediği takdirde vasiyetnamenin yerine getirilmesinin mümkün olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; el yazılı vasiyetnamenin şeklen geçerli olduğunu, vasiyetnameye konu taşınmazın satışı için davacıya verilen vekâletname ile vasiyetname tarihinin yakın olduğunu ve taşınmazın satışı tarihinde murisin akıl sağlığının yerinde olduğuna dair doktor raporu alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iptali istenen vasiyetnamenin 16.10.2012 tarihinde düzenlendiği, murise ait taşınmazın satışı için 12.10.2012 tarihinde vekâletname düzenlenip davacıya yetki verildiği, davacı tarafından da bu vekâletname ile murise ait olan ve el yazılı vasiyetnamede bahsi geçen dükkanın satışının yapıldığı,
davacı tarafça taşınmaz satışından kısa süre sonra düzenlenen vasiyetnamenin ehliyetsizlik nedeni ile geçersizliğinin ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki iyiniyet kuralı ile bağdaşmayacağı, vasiyetnamenin irade fesadı hallerinde düzenlendiğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülüp ispatlanamadığı, getirtilen sağlık belgeleri ve dinlenen tanık beyanlarından da murisin akli melekelerinde bir sorun olmadığı yönündeki istikrarlı beyanları karşısında vasiyetnamenin iptalini gerektirecek bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olduğu, Mahkemece murisin gerçek iradesine itibar edilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Vasiyetnamenin muris tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı ve hazırlandı ise ne zaman hazırlandığının belli olmadığını, davalı tarafından Mahkemeye sunulduğunu,
2. Murisin yaşına bağlı olarak sürekli tedavi ve gözetim altında tutulmasını gerektiren oldukça yoğun hastalıkları olduğunu ve tüm bakımı ile davacının ilgilendiğini, vasiyetnamenin de şarta bağlı olduğunu, dükkan satışından kalan paranın harcanmadığı takdirde 50.000,00 TL'sinin, harcandığı halde ise kalan tutarın yarısının davalıya ait olduğunun belirtildiğini, davalıya vasiyetname gereği verilebilecek bir para bulunmadığını, murisin ihtiyaçları için harcama yapıldığına dair belgelerin dosyaya sunulduğunu,
iptal istemi yerinde görülmediği takdirde vasiyetnamedeki şartın sağlanamaması sebebi ile vasiyetnamenin yerine getirilmesinin mümkün olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın davanın reddine karar verildiğini, ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, el yazılı vasiyetnamenin iptali, terditli olarak vasiyetnamenin yerine getirilmesinin mümkün olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/6, K. 2025/3597, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama