KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/801 E., 2025/4992 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/134 E., 2024/232 K.
Karar Metni
1.001 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma istemli, davalılar vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat .... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'nın davacıların teyzesi olduğunu, bu davalı ile yaptıkları sözlü anlaşma ile dava konusu taşınmaza ağaç dikimi yapılarak bu ağaçların meyveye durma aşamasına kadar bakımının davacılarca yapılacağı, bunun karşılığında taşınmazın % 40'lık kısmının davacılar adına tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, taşınmaza 2003 yılında ağaç dikimi yaptıklarını, bu çalışmaları gören diğer davalıların da davalı ... ile yapılan anlaşmaya zımnen muvafakat ettiklerini, 2011 yılında ağaçların meyveye durması nedeniyle sözleşme şartlarının oluştuğunu,
ancak davalılar tarafından tapu devrinin yapılmadığını ileri sürerek taşınmazın % 40 kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini, bunun mümkün olmaması hâlinde taşınmazın % 40 kısmına karşılık gelen bedelin ticari faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan ... vd. cevap dilekçesinde; davacılar ile kendileri arasında iddia edildiği şekilde bir anlaşmanın olmadığını, böyle bir anlaşmadan da haberlerinin bulunmadığını, zımni muvafakatin söz konusu olmadığını, taşınmaz satışının resmî şekilde yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmaz hakkında açılan ortaklığının giderilmesi davasında muhdesatın davalı ...’in olduğuna dair iddiayı kabul ettiklerini, muhdesat bedelinin davalı ...’e ödenmesine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılardan ... vekili bozmadan sonraki beyanlarında; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.12.2013 tarihli ve 2011/1 53... /552 Karar sayılı kararıyla; davacıların tapu tescil taleplerinin reddine, tazminata ilişkin taleplerinin kabulü ile 138.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarihli ve 2014/19725 Esas, 2015/11850 Karar sayılı ilâmı ile; "davalı ...'ya yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığına dair inceleme yapılması gerektiği, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak; davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddine, alacak isteminin ise kabulü ile 138.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş; hükmün süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine anılan karar Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarihli 2016/15476 Esas, 2020/7377 Karar sayılı kararı ile;
“yapıldığı iddia edilen yazılı olmayan sözleşme mülkiyetin naklini sağlayacak nitelikte olmadığından mahkemece tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere taşınmaz üzerindeki meyve ağaçlarının davacılar tarafından dikildiği ve taşınmaza değer kattığı, bilirkişilerden davacıların diktiği ağaçlar sebebiyle taşınmazda meydana gelen değer artışının ne kadar olduğu yönünde ek rapor alınarak bu miktar üzerinden hüküm kurulması gerektiği, yasal dayanağı bulunmayan gerekçeyle taşınmazın % 40 değeri üzerinden tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı,
kabule göre de terditli açılan davada birinci kademedeki tapu iptali ve tescil talebi reddedildiğinden bahisle davalılar lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "haricen yapılan satış sözleşmesinin hukuken bir değerinin bulunmadığı, bu nedenle asıl talebin reddine, terditli talep olan alacak istemi yönünden ise taşınmazda yer alan zirai muhdesat değeri olarak hesaplanan 67.323,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde:
a. Önceki bozma kararının isabetli olmadığını, taşınmazın bilirkişi raporlarında kapama meyve bahçesi olarak kabul edildiğini ve muhtesatın taşınmaza kattığı değer artışı belirlenerek metrekare fiyatının tespit edildiğini, hükme esas alınan 23.03.2024 tarihli raporun hukuki dayanağı olmadığını,
b. Davacıların taşınmazın ihyası için hiçbir masraf yapmadığını, tüm masrafın davalılarca yapıldığını, davacıların yaptıkları masrafları ispatlayamadığını, bu nedenle davanın reddedilmesi gerekir iken tazminat talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, duyuma dayalı tanık beyanına itibar edilerek hüküm kurulamayacağını, imar ihyanın hisseli taşınmazda önemli işlerden sayıldığını ve bu nedenle tüm hissedarların yazılı onayı ile işlem yapılması gerektiğini, bozma sonrası toplanan delillerin hatalı değerlendirildiğini, davanın tümden reddi gerektiğini,
c. Dava konusu taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davasında muhtesata ilişkin davacılar tarafından hak talebinde bulunulmadığını, muhtesatın davacılar tarafından yapılmadığı kabul edilerek verilen hükmün kesinleştiğini, ayrıca taşınmazın daha değerli olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde;
a. Son bozma kararında davacıların itirazının yerinde görüldüğünü, bozma gerekçesinin dava konusu taşınmaz bir değer kazanmış ise davacılar lehine 138.000,00 TL’ye ilaveten bu bedele de hükmedilmesi gerektiği yönünde olduğunu, bu nedenle 138.000,00 TL’lik kısmın davacılar yönünden kesinleştiğini, kazanılmış hak doğduğunu,
b. Taşınmazın ağaç dikilmesi nedeniyle kazandığı değerin bilirkişilere hesaplattırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, son raporda taşınmazın değeri olarak belirtilen tutar üzerinden hesap yapıldığında en azından 192.962,00 TL’ye hükmedilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki %40’lık anlaşmanın geçerli olduğunu,
c. Davalıların kötüniyetli olduğunu, yargılama süreci gözetildiğinde davacının fahiş zarara uğratıldığını, aşkın zarara ilişkin açtıkları davanın da reddedildiğini, oysa ki o dava hakkında tefrik kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık tapu iptali ve tescil ile terdiden alacak istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/801, K. 2025/4992, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama