KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2016/10285 E., 2017/13895 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2017
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Parada sahtecilik suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 197/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl hapis ve 2.400,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair DÜZCE 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2014 tarihli ve 2013/101 esas, 2014/59 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre.
UYAP sorgusundan sanık hakkında işlediği iddia olunan parada sahtecilik suçundan 26/03/2013-11/10/2013 tarihleri arasındaki eylemlerinden dolayı 29/11/2013, 10/12/2013 ve 03/01/2014 tarihli iddianamelerle dava açıldığı ve açılan davaların Edirne 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/277 esas sayılı dava dosyasında birleştirildiği, 07/06/2013 tarihli eylemi nedeniyle 25/09/2013 tarihli iddianameyle Düzce 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/39 esas sayılı dosyasında dava açıldığı ve bozma kararı sonrasında anılan Mahkemenin 2015/106 esas numarasına kaydedilerek davanın reddine karar verildiği,
29/07/2013 tarihli eylemi nedeniyle 26/11/2013 tarihli iddianameyle Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/200 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, 25/03/2013 tarihli eylemi nedeniyle 02/01/2014 tarihli iddianameyle Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/6 esas sayılı dosyasında dava açıldığının anlaşılması ve söz konusu davalara konu eylemler ile inceleme konusu olaya ilişkin suç tarihi arasındaki zaman farkının da kısalığı karşısında, parada sahtecilik suçunun kesintisiz suçlardan olması ve iddianamenin düzenlenmesi ile hukuki kesintinin oluşması karşısında,
sanığın mükerrer cezalandırılmasının önlenmesi bakımından sanık hakkında açılan davaların akıbeti araştırılarak mümkün olduğunda birleştirilmeleri, aksi halde incelenerek dosya içerisine alınıp bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya konulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden,
eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.07.2016 gün ve 9291 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2016 gün ve KYB/2016-323110 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükümlünün 26.03.2013-11.10.2013 tarihleri arasında piyasaya sahte para sürmesi eylemleri ile ilgili olarak 29.11.2013, 10.12.2013 ve 03.01.2014 tarihli iddianamelerle dava açıldığı ve açılan davaların Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/277 esas sayılı dava dosyasında birleştirildiği, 25.03.2013 tarihli eylemi nedeniyle 02.01.2014 tarihli iddianameyle Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/6 esas sayılı dosyasında.
29.07.2013 tarihli eylemi nedeniyle 26.11.2013 tarihli iddianameyle Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/200 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, 07.06.2013 tarihli eylemi nedeniyle 25.09.2013 tarihli iddianame ile açılan davada Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/39-25 esas-karar sayılı dosyasında mahkumiyetine karar verildiği ve Dairemizin 21.05.2015 günlü ilamıyla bozulmasından sonra mükerrer olması nedeniyle davanın reddine karar verildiğinin anlaşılması ve söz konusu davalara konu eylemler ile inceleme konusu olaya ilişkin suç tarihi arasındaki zaman farkının da kısalığı karşısında,
parada sahtecilik suçunun kesintisiz suçlardan olması ve iddianamenin düzenlenmesi ile hukuki kesintinin oluşması karşısında, hükümlünün mükerrer cezalandırılmasının önlenmesi bakımından sanık hakkında açılan davaların akıbeti araştırılarak mümkün olduğunda birleştirilmeleri, aksi halde incelenerek dosya içerisine alınıp bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya konulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek hükümlünün hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2016/10285, K. 2017/13895, 7 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama