KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2021/17311 E., 2024/741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2018/1749 E., 2018/1988 K.
- Suçlar
- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
- Hükümler
- İstinaf istemlerinin esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Cezanın süresi itibariyle duruşma açılması mümkün görülmediğinden, sanık ... müdafiinin duruşma talebi reddedilerek gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2016 tarihli iddianamesi ile sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır. 2. Manavgat 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2018 tarihli kararı ile sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 14.12.2018 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar tarafından yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık ...'ın temyiz istemi; suçsuz olduğuna ve verilen cezanın fazla olduğuna yöneliktir. 2. Sanık Sülayman Kıdık müdafiinin temyiz istemi; sanığın olay yerine sonradan gelmesi nedeni ile olaya iştirakının bulunmadığına, eylemin yaralama suçuna vücut verdiğine, mahkûmiyete yeterli delil olmadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; sanık ...'in konuşma bahanesi ile buluştuğu katılanı diğer sanık ... ile birlikte darp edip, olay yerinden ayrılmasına izin vermedikleri iddiasına ilişkindir. 2. Katılanın alınan doktor raporunda, vücudunun çeşitli yerlerinde ekimotik alanının olduğunun belirlendiği ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. 3. Sanıkların ve katılanların kullandıkları cep telefonu numaralarının HTS kayıtlarının alınmış olduğu ve buna ilişkin aldırılan bilirkişi raporunda, sanıkların ve katılana ait cep telefonu numaralarının aynı yerlerdeki baz istasyonlarından sinyal aldığının belirlendiği anlaşılmıştır.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıkların suçu işledikleri kabul edilerek mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesince verilen hüküm hukuka aykırılık bulunmamış ve istinaf istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılanın aşamalarda alınan istikrarlı ifadeleri, katılanın sanıklarla yakın arkadaş olup, sanık ...'den manevi abisi olarak bahsetmesi ve bu nedenle iftira atmasını gerektirecek bir nedenin bulunmaması, sanıkların savunmaları, katılana ait adli muayene raporu, bilirkişi raporu ve tüm dava dosyası kapsamından, sanıkların mahkumiyetlerine karar veren İlk Derece Mahkemesi kararını hukuka aykırı bulmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararında isabetsizlik görülmemiş ve sanık ... ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları red edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 14.12.2018 tarih, 2018/1749 Esas sayılı kararında sanık ... ile sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/17311, K. 2024/741, 24 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama