Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/104 E. , 2025/2351 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 14.06.2017 SAYISI : 2016/335 E. 2017/121 K. SUÇ : İftira İNCELEME KONUSU KARAR : İstinaf başvurusunun reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay C
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/104 E. , 2025/2351 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 14.06.2017 SAYISI : 2016/335 E. 2017/121 K. SUÇ : İftira İNCELEME KONUSU KARAR : İstinaf başvurusunun reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267/1-2. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 267/1, 267/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunda bulunması üzerine Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2017 tarihli ek kararı ile süre nedeniyle sanığın istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, söz konusu kararın sanığa tebliğ edildiği, istinaf edilmeksizin usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.11.2023 tarihli ve 2023/17376 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB-2023/125308 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/04/2017 tarihli ve 2016/335 Esas, 2017/121 sayılı kararı, sanığın bildirdiği ve aynı zamanda mernis adresi olan "Yeşilyurt Mah. Yeşilsırt Küme Evleri No:6 Dicle/Diyarbakır" adresine, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin normal tebligat çıkartılması, tebligatın bila tebliğ dönmesi halinde, Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklinde şerh düşülerek tebliğde bulunulması gerektiği gözetilmeden, doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın kesinleşmediği cihetle sanık tarafından verilen 05/06/2017 tarihli istinaf başvuru dilekçesinin süresinde olduğu ve dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Kanun yararına bozma isteminde, her ne kadar sanığın bildirdiği ve MERNİS adresi olan "Yeşilyurt Mahallesi Yeşilsırt Küme Evleri No.6 Dicle/Diyarbakır" adresine usulüne uygun şekilde tebligat çıkarılmadan "Topçular Mahallesi 111. Sokak No.13 İç Kapı No.12 Merkez/Iğdır" adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu belirtilerek Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2017 tarihli istinaf başvurusunun reddine dair ek kararın bozulması talep edilmiş ise de, fiziki ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sisteminde kayıtlı dosyanın yapılan incelemesinde, sanığın son savunmasının alındığı 07.02.2017 tarihli duruşmada adresini "Topçular Mah. 111. Sokak No:13 İç Kapı No:12 Merkez/ Iğdır" olarak bildirdiği, karar tarihine kadar ve sonrasında sanığın yeni bir adres bildirmediği, UYAP sistemi üzerinden sanığın adreslerinin yapılan kontrolünde kanun yararına bozma isteminde belirtilen "Yeşilyurt Mahallesi Yeşilsırt Küme Evleri No.6 Dicle/Diyarbakır" şeklinde bir adresin bulunmadığı görülmüş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10/2. maddesinde yer alan, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sitemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerektiği, dosya kapsamına göre sanığın yokluğunda verilen hükmün son savunmasında bildirmiş olduğu bilinen son adresine doğrudan MERNİS şerhiyle 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğ edildiğinden tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, bu durumda 07.11.2013 tarihli karar henüz kesinleşmediğinden olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozulması istemine konu olamayacağı ve Yargıtay ilgili dairesince olağan kanun yolu temyiz incelemesine tabi olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın 05.06.2017 tarihli dilekçesinin temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek dosyanın Dairemize gönderilmesinin sağlanması için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, kanun yararına bozma istemi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.